OPTİMİST’TEN MART KİTAPLARI

mart_aylik_kitap_bulteni.jpg

Yorum bırakın

03 Mart 2017 · 11:57

Büyük Teknolojik Dönüşüm

Şu ana kadar karşıma çıkan en ilginç kitaplardan birini okudum ve sıcağı sıcağına paylaşmak istiyorum. Ama önce bir soru: Teknoloji ile ne kadar içli dışlısınız? Açık söylemek gerekirse ben başlarda iPhone’u uzun süre reddetmiş, telefona gelen her yeni güncellemede mümkün olan en son ana kadar bekleyen, iCloud’a uzun süre tepkili kalan ve robot dendiğinde tüyleri ürperen bir insanım. Yani teknoloji benim için, yeniliklerine hep sonradan adapte olduğum bir alan.

Screen Shot 2017-03-03 at 10.00.18.png

Ve bu kitap tamamen teknoloji ile ilgili. Kitabı okurken Kevin Kelly’nin enerjisi sizi de sarıyor; kendisini hiç görmemiş olsanız bile kendinizi 64 yaşında bir adam karşınıza oturmuş size gelecekte teknolojinin getireceklerini umutlu ve heyecanlı heyecanlı anlatırken buluyorsunuz. Kelly, “Büyük Teknolojik Dönüşüm” kitabında, önümüzdeki 30 yılda hayatımızı değiştirecek, daha doğrusu transformasyona uğratacak 12 teknolojik mecburiyet ile ilgili rehberlik yapıyor. Yeni bir dünya oluşurken hayat nereye gidiyor, nerede çalışmalı, neye yatırım yapmalı, müşteriye nasıl daha iyi ulaşmalı ve nereden başlamalı sorularına cevaplar arıyor. Bu mecburiyetler sayesinde karşımıza gelecek değişim dalgalarına ayak uydurabileceğimizi ve nimetlerinden azami ölçüde faydalanabileceğimizi söylüyor.

Screen Shot 2017-03-03 at 10.01.28.png

Peki önümüzdeki 30 yılda neler olacak? Halihazırda devinimde olan teknolojik trendler, az sayıda fakat uzun vadeli büyük değişimleri beraberinde getirecek. Bu değişimler, evimizin içindeki sanal gerçeklikten (virtual reality) tutun, üretilen her şeye yapay zeka eklenmesine kadar; satın alma alışkanlıklarımızı, çalışma şeklimizi, öğrenme biçimlerimizi, iletişim tarzımızı ve hayatımızdaki her noktayı etkileyecek. Bahsettiğimiz büyük değişimler de yukarıda sözünü ettiğim “12 teknolojik mecburiyet” aslında. Oluş, bilişlenme, akış, görüntüleme, erişim, paylaşım, filtreleme, remiks, etkileşim, izleme, sorgulama ve başlangıç mecburiyetleri hem birbirleriyle ilintili hem de birbirlerinden bağımsız trendler.

İlk kaçınılmazımız: Oluş

Ben buna “devinim” diyorum. Kelly diyor ki “İstisnasız her şey, varlığını koruyup sürdürmek için ek bir enerjiye ve düzene gerek duyar.” Bu oluş hali kendini teknolojide de gösteriyor: Uygulamalar zayıflar, yazılımlar yıpranıyor, kodlar aşınıyor, yepyeni bilgisayarlar kaskatı kesiliyor (s. 18). Ve bu yıpranmayı engellemek için teknoloji sürekli devinime devam ediyor. Biz ise önümüzdeki 30 yıl boyunca karşımıza çıkacak teknolojileri bilemeyeceğimiz için sürekli cahil kalacağız. Uygulamalar sürekli güncellenecek ve bizler her seferinde bir şeyleri sil baştan öğrenmek zorunda kalacağız.

Screen Shot 2017-03-03 at 10.03.25.png

Yani sonsuza kadar acemilikten kurtulamayacağız (s.19). Bu oluş hali “her şeyi” birbirine bağlamayı da beraberinde getirecek. Düşünsenize, evimizi Google’da aratabileceğiz! Hani bazen anahtarı kaybettiğimizde söyleniyoruz ya “Şunu da Google’da aratabilsem” diye, işte gelecek tam olarak bunu getirecek. Ya da bir kitap okurken aklımıza takılan bir cümleyi bulmak için sayfaları deli gibi karıştırırken CTRL+F yapasımız gelir ya, bu da sevgili geleceğimiz için çok zor bir şey olmayacak.

“…Bir konsol oyununda geçen olaylar da haberler gibi aranabilir olacak. Bir YouTube videosunda gördüklerinizi rahatça taratabileceksiniz… Odanızdaki birçok eşya birbirine bağlanacak, böylece odanızı Google’da aratabileceksiniz. Evinizi de Google’da aratabileceksiniz (s.34)…”

İkinci kaçınılmazımız: Bilişlenme

Ben buna “Yapay Zekâ” diyorum. Kelly diyor ki “İlk olarak, aptalca bir şeyi akıllı hale getirmek kadar önemli bir şey olamaz. Mevcut sürece azıcık da olsa yararlı zekâ katmak, etkinliğini yepyeni bir düzeye çıkarır (s. 39). Bu yüzden Yapay Zekâ’nın hayatımızın her noktasına gireceğini, bizim onu elektrik temin eder gibi ihtiyacımız oranında edinebileceğimizi, hayatımızda her alana yayılan robotların değişik türlerde, yani çeşitli konfigürasyonlarda karşımıza çıkağını şimdi öğrenmiş olun ve asla unutmayın. Dahası, bu robotların kimileri hayvanlar gibi başıboş gezecek, kimileri bitkiler gibi hareketsiz duracak, kimileri de mercan resifi gibi yayılacaklar. Peki robotlar bizi işimizden mi edecekler?

Screen Shot 2017-03-03 at 10.05.04.png

 

“… Üç kuşak önce, kafası çalışan pek çok usta bir aleti alıp onun elektriklisini üreterek zengin oldu… Çamaşırların elle sıkıldığı bir makineyi alıp elektriklisini yaptılar… Şimdi de, eskiden elektrikli olan her şeyi akıllandıracağız. Neredeyse içine bir miktar IQ ilave ederek yeni, farklı ve daha değerli yapamayacağımız hiçbir şey yok (s.43)…”

Üçüncü kaçınılmazımız: Akış

Ben buna “kopyalama” diyorum. Kelly diyor ki “İnternet, dünyanın en büyük kopyalama makinesidir (s.73).” İnternette, dünyada kopyalanabilir ne varsa parasız kopyalanıyor. Eskiden kopyalanabilir şeyler hakir görülürdü ve tercih edilmezdi. Mesela elektriğin yaygın olmadığı dönemde mumla aydınlanmanın “cool” olmaması gibi. Daha sonra elektrik ucuzlayıp yaygınlaşınca da mum ışığında yemek yemek “cool” hale geldi. Fakat sonra devir değişti ve bu kez yaygın olanın peşine düştük. Eh, hangimiz bir arabanın prototipini alıp kullanmak isteriz ki? Gelgelelim, devir bir kez daha değişiyor ve teknoloji bize artık kopyaların bir değeri kalmadığını anlatıyor. Çünkü kopyalar değersizleşiyor, kopyalanamayanlar ise kıymetleniyor. Peki kopyalama dünyasında tam olarak kopyalanamayan nedir? “Güven”dir mesela. Örnekler çoğaltılabilir. Bunun için bilinen markalar güven teşkil ederler ve diğer markalara göre daha pahalı satılabilirler.

Dördüncü kaçınılmazımız: Erişim

Ben buna “bulut” diyorum. Kelly diyor ki, ürünler sahip olmayı teşvik eder, oysa hizmetler sahip olmaktan caydırır; çünkü hizmetlerde sahip olmanın getirdiği seçkinlik, denetim ve sorumluluk gibi ayrıcalıklar bulunmaz (s. 131).

Screen Shot 2017-03-03 at 10.09.33.png

“… Dünyanın en büyük taksi şirketi Uber’in mülkiyetine sahip olduğu tek bir araç yok. Dünyanın en popüler medya patronu Facebook içerik üretmez. Dünyanın en değerli perakendecisi Alibaba’nın hiç mal stoku yok. Ve dünyanın en büyük konaklama aracısı Airbnb tek bir gayrimenkule bile sahip değil. İlginç bir şeyler oluyor (s.127)…”

Neden? Çünkü sahiplik eskisi kadar önem taşımıyor. Erişim her zamankinden daha önemli. Kitaplarımızın yerini Kindle’lar, Kobo’lar alıyor; CD’ler tarihe karışıyor, tüm medya bir cihaza sığıyor, erişim git gide artıp kolaylaşırken sahiplik azalıyor. Yazılımlar hizmet olarak alınabiliyor, bulut platformu sayesinde artık sahip olmak yerine kiralama, leasing, lisans anlaşması ve paylaşma yoluyla gerçek zamanlı kullanım olanağı elde edebiliyoruz ve fiziksel kiralama elimizdeki ürün sayısıyla kısıtlıyken bulutta “n” kadar kişi aynı hizmeti aynı anda paylaşabiliyor. Unutmamamız gereken şu ki, önümüzdeki 30 yılda maddesizleşme, platform olanağının kullanımı ve bulut yönündeki eğilim tüm şiddetiyle devam edecek. Yani erişim “in”, sahip olma “out”.

 

Beşinci kaçınılmazımız: Devamı kitapta, ben artık bitiriyorum

Samimi söylemek gerekirse, ben uzun zamandır bu kadar çok cümlenin altını çizip sayfalarını bu kadar çok kıvırdığım bir kitap okumamıştım. Gelecekteki 30 yılın kaçınılmazlarının hepsi aslında şimdi de gözümüzün önünde; fakat otuz yıl içinde neler olabileceğini düşündükçe, bir de bunu Kelly’nin aktarımıyla hayal edince işler gerçekten değişiyor. Size önerim, bu kitabı alın, okuyun ve sonra yıllar boyunca hep gözünüzün görebileceği bir yerde dursun. Yıllar geçtikçe önümüze dikilen “kaçınılmaz”lar Kelly’nin anlattıklarıyla örtüşüyor mu bakalım.

Keyifli okumalar!

 

Irmak Parlat

screen-shot-2017-03-02-at-17-22-45

Yorum bırakın

Filed under Araştırma - İnceleme, Irmak Parlat blog yazıları, Optimist, Türk Hava Yolları Yayınları

Projelerinizle İşte Böyle Kâr Sağlarsınız

karliprojeyonetimi_k2

Bugünlerde hemen herkes proje yapıyor. Projeler her yerde. Proje tabanlı şirketler günümüz ekonomisinde inanılmaz ölçüde çoğalmış bulunuyor. İnşaat firmaları, yazılım şirketleri, mimarlık ve mühendislik firmaları, pazarlama ile halkla ilişkiler ve danışmanlık firmaları, tasarımcılar, makine imalatçıları, etkinlik yöneticileri, enformasyon teknolojisi sistemleri şirketleri vb… Tüm dünya gitgide daha fazla proje tabanlı hale geliyor gibi görünüyor, çünkü artık insanlar büyük coğrafi mesafelere rağmen kolaylıkla işbirliği yapabiliyorlar

Peki, her projenin son hedefi nedir? İster iş sahibi, ister proje yöneticisi, isterse de ekip üyesi olun, son hedefiniz yaptığınız işten uzun vadeli, sürdürülebilir bir kâr kazanmaktır. Projenin her kavşağında kârlılıkla ilgili mümkün olan en iyi kararları almak için, projenizin finansal performansının tam şu anda nasıl gittiğini bilmeniz gerekir.

Kârlı Proje Yönetimi size bunu nasıl sağlayabileceğinizle ilgili sistemi sunan bir Harvard Business kitabı. Bu sistem yirmi yıl önce geliştirilmiş ve o günden bu yana da alanda test ediliyor. Peki, bu sistem proje yöneticilerine ne öğretiyor?

  • Bütçe ve teslim tarihleri açısından haftalık ilerlemeyi takip edebilmeyi;
  • Ekibi yanlış giden noktaları belirleme konusunda yetkilendirmeyi;
  • Müşterinin değişiklik taleplerinin gerçek finansal etkisini anında tespit edebilmeyi; ve her değişikliği projenin genel maliyetine ekleyebilmeyi;
  • Geçmiş projelerden ayrıntılı bir veri tabanı oluşturarak en hatasız projelerin maliyet ve zaman hesaplarını yapabilmeyi.

Sonuçta bu kitap proje yönetimi bilgisi olmadığı halde proje yönetmek zorunda olan yöneticiler için; firmasının finansal performansını iyileştirmek isteyen proje yöneticileri için ve küçük bir firması olup da proje yönetimi konusunda bir şeyler öğrenmek isteyen mühendisler için yararlı bir rehber.

Yorum bırakın

Filed under Optimist, İş - Yönetim

Merhaba Dijital Çağ, Merhaba Optimist

Harvard Makaleleri Artık Dijital!

13 Konu başlığında 130 Harvard makalesi artık dijital olarak istediğiniz an yanınızda.

HBR10mustreads_artikdijital_mailing2.jpg

Listeye ulaşmak için tıklayınız.

harvard_makaleleri

Yorum bırakın

Filed under HBR's 10 Must Reads, Optimist, Şirket İçi Eğitim, İnsan Kaynakları, İş - Yönetim

Harvard Makaleleri Artık Dijital

HBR10mustreads_artikdijital_mailing.jpg

Listeye ulaşmak için tıklayınız.

harvard_makaleleri

Yorum bırakın

Filed under Optimist

Kadın yöneticileriniz ve çalışanlarınız için en güzel hediye

kadinlargunu_2017.jpg

Yorum bırakın

23 Şubat 2017 · 13:33

YAPTIĞI İŞTEN KEYİF ALMAYI SAĞLAMA KİTABI

NEDEN ÇALIŞIRIZ?

 Barry Schwartz

Çalışan mutluluğu ülkemizde de insan kaynaklarının güncel bir konusu. Çalışanlara farklı olanaklar sağlamak, yemek seçenek sayısını artırmak, hobi kulüpleri kurmak, piknik organize etmek gibi düzenlemelere başvuruluyor. Ölçümler yapılıyor. Bunlar güzel uygulamalar, ses getiriyor.

Peki, bunlar çalışanların işyerlerine bağlılıklarını, yaptıkları işten doyum almalarını, kendilerini gerçekleştirdikleri duygusu tatmalarını ne ölçüde sağlıyor? Ünlü GALLUP anket şirketinin 2013’te 189 farklı ülkeden 25 milyon mavi ve beyaz yakalı çalışana uyguladığı anket, çalışanların sadece yüzde 13’ünün kendini işyerine bağlı hissettiğini göstermiş. Demek ki çalışanların yaklaşık yüzde 90’ı sadece “para” için çalışıyor, hayatlarının uyku dışındaki yarısını olmayı tercih etmedikleri yerlerde, yapmayı tercih etmedikleri şeyler yaparak geçiriyorlar.

Optimist’in TED Kitapları Dizisi’nden yeni çıkan Neden Çalışırız bu konuyu ele alan bir kitap. Uzman bir psikolog ve konuşmacı olan Barry Schwartz’ın kaleme aldığı kitabın ilk sorusu:

Neden çalışırız? Zevk dolu maceraların birinin bitip diğerinin başladığı hayatlar yaşamak yerine neden her sabah sürünerek çıkıyoruz yataklarımızdan? Ne saçma bir soru! Çalışıyoruz çünkü hayatımızı kazanmak zorundayız. Elbette ama neden sadece bu mu? Tabii ki değil. İşlerinden tatmin olan insanlara yaptıkları işi neden yaptıkları sorulduğunda, paranın neredeyse hiç bahsi geçmiyor. İnsanların işlerini yapma konusunda gösterdikleri para dışı nedenlerin listesi uzun ve ilgi uyandırıcı.”

Yazara göre, para için çalışma iktisadın kurucularından Adam Smith’in “tembel insanları çalıştırabilmek için onlara para vermek gerek” gibi bazı görüşleriyle ve sanayi devriminin fabrikalarının örgütleme şekliyle bağlı. Ama her şeyin değiştiği günümüzde konunun hobi kulüplerini aşması, işin düşünsel ve duygusal tarifiyle örtüşmesi gerekiyor.

Neden Çalışırız çalışma ve çalıştırma kültürümüzün yıkıcı yaklaşımlarını terk edip büyük resmi görebilecek, kendinden daha büyük bir amaç uğruna çalıştığının bilincine vararak kendini değerli bulacak, gelişim çabası gösterecek ve kurumuyla gurur duyacak kalıcı ekipler oluşturmak isteyenlere esin verecek bir kitap.

nedencalisiriz_k2.jpg

Yorum bırakın

Filed under Optimist, TED Kitapları, Yaşam Kültürü, İnsan Kaynakları