Optimist’in Yeni Kitabı “Boşa Gitmesin”

“Üniversitelerde okutulması gereken, tamamen özgün ve etkileyici, değişen ekonomiyi ve dünyayı sıkılmadan öğrenmenizi sağlayacak mükemmel bir eser.  Matematik, fizik, tıp gibi birçok bilimle ilgili çok eğlenceli bağlantılar içeren bu kitap sayesinde ekonomiyi sevecek, her gün karşılaştığınız birçok ekonomik kararı daha iyi vereceksiniz.”

—Prof. Mehmet Dik, Chicago, ABD

  • Dünya tarihinin en zengin zaman diliminde yaşamamıza rağmen neden bu kadar borçluyuz?
  • Neden sürekli erteleriz ve savsaklarız?
  • Para mutluluğu satın alır mı?
  • Ödül mü daha iyi motive eder, ceza mı?
  • Neden kredi kartıyla normalden daha fazla harcama yaparız?
  • Neden bankalar müşterilerine kredi kartı vermek için birbirlerini ezerler?
  • Neden “Bu son, bırakıyorum” deriz ama bir türlü bırakamayız?
  • Ekonomik kararlarınızın arkasındaki esrarengiz beyin hareketleri

 

bosagitmesin_k2

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Optimist, Reklam ve Pazarlama, Satış ve Pazarlama, Strateji

Optimist Newsletter Ocak 2018

Optimist Yayın Grubu olarak, uluslararası kaynaklardan derlediğimiz
Optimist Newsletter Ocak ayı ekte görüşlerinize sunulmuştur.

Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirseniz, daha zengin içerikler oluşturma imkânı bulabiliriz.

İyi çalışmalar.

Optimist Newsletter Ocak 2018

Yorum bırakın

Filed under Optimist, Optimist Newsletter

Akıllı Şehirler, Dijital Ülkeler

Herkese merhaba ve hepimize iyi yıllar!

Aralık ayında yazamamamın mahcubiyetiyle, yeni yılın ilk haftasonunda erkenden uyanıp şahane bir kitabı size anlatmak istedim. Yeni yılda okuduğum çeşitli kaynaklar, 2018 ve takip eden yıllarda teknolojik yeniliklerin artık efsanevi birer fısıltı olmaktan çıkıp hayatımıza doğrudan etki edeceğini gösteriyor. Hepimiz okuyoruz, karşılaşıyoruz, tartışıyoruz: Yapay zekâ meslekleri öldürecek mi, Bitcoin geçici bir heves mi, Buluta geçmek gerçekten güvenli mi, Drone’lar mahremiyeti ihlal mi ediyor? Gerçekten de teknoloji sanki artık daha önce hiç olmadığı kadar hayatımızın içinde. Her şey giderek birbiriyle daha bağlantılı, daha entegre hale geliyor. Benim geçen yılki en büyük “pratik şaşkınlığım”, çantamın içinde anahtarlarımı bulmak için debelenirken kapı komşumun, telefonundaki uygulama üzerinden kapısını tık diye açması olmuştu.

Tık diye açılan kapıdan biraz daha yukarı çıkın ve evin tamamını görüş alanınıza almaya çalışın. Yaptınız mı? O zaman biraz daha yukarı çıkın, şimdi sokağa hâkimsiniz. Haydi şimdi biraz daha yukarı çıkın, çıkın, çıkın… Evet, artık tüm şehri görüyorsunuz. Şimdi, o yükseklikte gezinmeye başlayın ve şehre hâkim kalın, çünkü şimdi akıllı şehirlerden konuşacağız.

Akilli_sehirler_dijital_ulkeler.jpg

İnfoloji firmasının katkılarıyla Optimist Yayınevi’nin bizimle buluşturduğu “Akıllı Şehirler, Dijital Ülkeler”, Cisco Global Akıllı Şehirler İş Kolu’nun kurucusu Caspar Herzberg’in kitabı. Cisco İcra Kurulu Başkanı John Chambers’ın önsözüyle başlayan kitap, bize hem Akıllı Şehir kavramı ile ilgili derinlemesine bilgi veriyor, hem de Suudi Arabistan, Mısır, Çin, Hindistan gibi ülkelerde Akıllı Şehir hedefleri doğrultusunda atılan doğru, yanlış, iyi, kötü adımları ve deneyimleri anlatıyor.

 

Akıllı Şehir nedir?

Akıllı şehir, şehirlerin barınma, ulaşım, enerji, güvenlik konularında sınırlı kaynakları daha etkin ve verimli kullanabilecekleri yöntemlere olan ihtiyaçtan doğmuş bir kavramdır. Akıllı şehir, yerel yönetimlerin bilişim ve iletişim teknolojilerini kullanarak çevre, enerji, ulaşım gibi kaynakların kullanımında operasyonel verimliliği artırıp kamu ile bilgileri paylaşması ve hem kamu hizmetinin kalitesini hem de vatandaşların refahını artırması anlamına geliyor. Sensörler, veri ve makine zekâsı, “akıllı şehirler” olarak bilinen gelişmiş şehir merkezlerini meydana getirerek bir şehrin işleyişinin nasıl olduğu ve ne kadar enerjiye ihtiyaç duyduğu konusundaki algılarımızı değiştiriyor (s.21). Ülkemizde şimdilerde akıllı sokak aydınlatması, ATM izleme-yönetim sistemi, akıllı sayaç okuma vb. gibi uygulamaları bulunan ve hızla gelişen Akıllı Şehir konseptinin, dünyada örneklerini gördüğümüz sürücüsüz araç teknolojileri, robotik süreç yönetimi, alternatif enerji çözümleri gibi uygulamaları kapsayacağı günler hiç de uzak değil.

Şehirler bugün bastırılamaz iki saldırıyla karşı karşıya. Biri eşi görülmemiş bir nüfus artışı, diğeri ise dijital yetenekler gerektiren çok büyük miktarda veri. Her ikisinin de yararları olmasına karşın ikisi de pek çok ülkede, özellikle yükselen ülkelerde şehir yaşamının kalitesine karşı yaygın bir tehdit oluşturuyor. (s.20)

Nüfus artışı, yaşam alanlarının bu artışa cevap verememeye başlaması, işsizlik artışı, kaynakların kısıtlı olması, verinin her zamankinden çok ve büyük olması, halihazırdaki altyapı sistemlerinin artan nüfusun ihtiyacına yetişememesi, tüketimin her zamankinden daha fazla olması, ülkeleri proaktif bir anlayışla “bir şeyler yapma”ya itti. Özellikle var olma savaşını sürdüren ülkeler daha erken ve daha büyük adımlar atarak alanlarında ilke imza atan dönüşümler gerçekleştirdiler. Hayatta kalmak için bunu yapmak zorundaydılar…

Bu nedenle, Akıllı Şehirler’in doğduğu topraklar Doğu oldu. Suudi Arabistan, Hindistan, Kore, Çin, Mısır, Malezya gibi ülkeler, yukarıda sayılan problemlerle mücadele etmek için “akıllı” olma yoluna gittiler. Herzberg’in cümlesini alıntılayacak olursam: “Bu ülke ve şehirler, daha çetin koşullar altında ve daha az kaynakla daha fazla insanı barındırmak için kentsel dijital devrimin takipçileri değil öncüleri olmak zorunda.”

Bu demek değil ki Batı ülkeleri için her şey güllük gülistanlık. Elbette Batı ülkeleri de rekabete hazırlıklı olmalı ve kendi akıllı çözümlerini kurgulamalılar; çünkü dijitalleşmenin getirdiği hız, dengeleri değiştirip Doğu ülkelerini bir anda Batı ülkelerinin önüne geçirebilir. Yani aslında Batı ülkeleri de dijitalleştirilmiş hizmetlere-o kadar acil olmasa da-en az Doğu ülkeleri kadar bağımlılar.

akilli_sehir.jpg
https://smartcitiesworld.net

Kitabımız bize, bir şehrin ne olduğu ve ne olabileceği yönündeki algılarımızı yeniden belirlememiz konusunda yardım ediyor ve geleceğin şehirlerinin bize ve gelecek kuşaklarımıza nasıl katkısı olacağını öğretiyor. Gerçek hikâye ve deneyimlerle; Doğu ülkelerinin adım adım Akıllı Şehirleri benimseme yolculuğunu Cisco perspektifinden anlatıyor.

Kitabımız önümüzde açık kalsın, okumaya devam etmeden önce isterseniz biz birazcık da kendi ülkemizdeki atılımlara bakalım. Akıllı Şehirlerden bahsedip de kendi ülkemizdeki gelişmelere duyarsız kalmak içime sinmiyor, o yüzden zaten yeteri kadar “spoiler” verdiğimi düşünüp kitabın tamamını okumayı size bırakıyorum ve kısıtlı alanımda biraz da Akıllı Şehirler ve Türkiye’den bahsetmek istiyorum.

Türkiye’de Akıllı Şehir teknolojisinin öncüsü olan Türk Telekom, ilk Akıllı KenTT projesini 2015 yılında Karaman’da duyurmuştu. Benim de Türkiye’deyken bir parçası olduğum firma olan İnnova’nın, hem Karaman’da, hem Kars’ta sunduğu uygulamalardaki yeni nesil “Nesneler arası haberleşme platformu” (IoT tabanlı çözümler) sayesinde Akıllı Şehirler Projesi’ne çok önemli destekleri mevcut. Örneğin İnnova tarafından kurulan Akıllı Şehir Operasyon Merkezi ile yönetilecek olan Akıllı Kavşak uygulaması, Kars’ta trafik ışıklarının dinamik olarak kontrol edilmesini ve trafik yoğunluğunun yönetilebilmesini,  buna bağlı olarak yıllık 145.000 litre yakıt tasarrufu sağlanmasını hedefliyor. İnnova, IoT platformunun geliştirilmesinden, yönetim ve izleme ekranlarının oluşturulmasına, operasyon merkezinden kiosk ve digital signage uygulamalarına kadar birçok çalışmayı entegre biçimde başarıyla gerçekleştiriyor.

IOT-TT.jpg

http://www.innova.com.tr

Türkiye’nin Akıllı Şehir beklentilerini ortaya çıkaran, Türkiye Bilişim Vakfı, Deloitte ve Vodafone’un ortak bir çalışmasının ürünü olan “Akıllı Şehir Yol Haritası Raporu” da akıllı şehirlerin, ülkemizin gayri safi milli hasılasına yılda yaklaşık 30 milyar liralık katkıda bulunacağını öngörüyor (1 Aralık 2016).

 

infografik.jpg

 

Evet, hem akıllı şehirler kavramı, hem Nesnelerin İnterneti (IoT), tek bir yazıyla anlatılabilecek gibi değil. Ben elimden geldiğince kısa, öz ve kendimle muhalefete girişmeden tanıtmaya çalıştım. Akıllı şehirlerin maliyeti, dezavantajları, kritik verinin kullanımı, olası güvenlik tehditleri gibi pek çok soru işaretini de bir başka yazıya bırakıyorum.

Meraklısı için bu yazıyı yazarken göz gezdirdiğim kaynakları yazının sonuna ekledim.

 

Hepinize keyifli okumalar.

 

Irmak Parlat

 

Araştırdığım kaynakların linkleri:

Akıllı Şehirler, Dijital Ülkeler, Caspar Herzberg, Optimist Yayınları

Türkiye Bilişim Vakfı, Akıllı Yol Haritası,
http://www.tbv.org.tr/akilli-sehir-yol-haritasi,DP-1117.html

İnnova – SkywaveIoT Platformu,
http://www.innova.com.tr/iot/#ana_sayfa

Türk Telekom Akıllı Şehirler,
http://www.sehirlerakillaniyor.com/

Fortune Dergisi,
http://www.fortuneturkey.com/yol-acin-akilli-sehirler-geliyor-45878#popup

İnnova – Skywave Broşürü,
https://www.innova.com.tr/pdf/SkywaveCity_Brosur.pdf

 

 

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Irmak Parlat blog yazıları, Optimist, İnovasyon

SATIŞ

Harvard Business Review Press’ten yeni bir kitap daha!

SATIŞLA İLGİLİ HİÇBİR ŞEY OKUMADIYSANIZ BURADAN BAŞLAYABİLİRSİNİZ

İş dünyasında da değişmeyen tek şey değişimdir. Ya kendimizi buna adapte etmeli ya da demode olmayı, daha kötüsü, yok olmayı göze almalıyız. Satın almayı aslında kim yapar? Satışçıları gerçekten motive etmenin yolları nelerdir? Ödül-ceza sistemi nasıl uygulanmalı gibi can alıcı soruların yanıtlarını bu kitapta bulacaksınız. Yönetim alanının en etkili uzmanlarının Harvard Business Review’den derlenen 10 makalesi, satış sorunlarıyla başa çıkmak zorunda olan her yönetici için altın değerinde. Bu kitapta hem kendilerini hem de şirketlerini değişime hazırlamak isteyen yöneticilerin ihtiyaçlarını karşılayacak fikirleri bulacaksınız.

 

SATIS_K2.jpg

Yorum bırakın

Filed under HBR's 10 Must Reads, Optimist, Satış ve Pazarlama, İş - Yönetim

İNOVASYONU HARİTALAMAK

Son 25 yıldır değişime ayak uydurmakta epey zorlandık. Ancak önümüzdeki on yıllarda, yepyeni teknolojilerin çalışma, yaşama ve inovasyon yapma yöntemlerimizi değiştirmesiyle birlikte, değişimin tabiatını anlamakta bile güçlük çekmeye başlayacağız. Hızlı hareket etmek yetmeyecek; nereye gittiğimizi, oraya nasıl ulaşmayı planladığımızı ve nasıl bir rol üstleneceğimizi de bilmemiz gerekecek. Bir başka deyişle, inovasyon haritasını çıkarmayı öğrenmemiz gerekecek.Bu kitap ayrıca size genellikle kafa karıştırıcı ve jargon yüklü inovasyon dünyasında sizin ve şirketiniz açısından doğru yolu bulmanızı sağlayacak bir dizi araç sunacak. Çığır açan yeni araştırmalara nasıl yaklaşacağınızı, açık kaynaklı inovasyon stratejilerini nasıl yürüteceğinizi, yeni iş modellerini nasıl geliştireceğinizi ve temel faaliyet alanınızı tehlikeye atmadan yeni ufuklara nasıl yelken açacağınızı anlatacak.İnovasyon hakkında yazan birçok kişi var. Bunlar arasında Greg Satell favorilerimden biri. Kapsamlı araştırmaları ve inovatif bakış açılarını pratik bir tarzla birleştirerek, uygulamacılara yönelik bir eser ortaya çıkarıyor. Greg’in çalışmaları her zaman ufuk açıcı bir fikir kaynağı olmuştur.

—Alex Osterwalder, İş Modeli Tablosu‘nun yaratıcısı, İş Modeli Üretimi ve Value Proposition Design kitaplarının yazarı

Greg Satell’in yeni kitabının çıktığını görür görmez–Twitter’dan, Harvard Business Review’den ya da başka bir yerden–yeni bir şey öğreneceğimi ve okurken eğleneceğimi bilirim. Satell özellikle bir inovasyon stratejisi tasarlamak ve hayata geçirmek için gerekenler konusunda mükemmel şeyler yazıyor. Bunlar, öğrencilere verdiğim derslerde ve yöneticilere danışmanlık yaptığım sırada çok yararlandığım türden şeyler.

—Robert Sutton, Stanford Üniversitesi İşletme ve
Mühendislik Profesörü, IDEO Üyesi

Greg Satell’in inovasyon ve teknolojinin iş dünyasını nasıl değiştirdiğine dair müthiş önsezileri var. Benzersiz perspektifiyle gerçekleştirdiği inovasyon deneyiminin iç işleyişine dair araştırma, hepimizi bilgilendiriyor. Onun bu keşif yolculuğundan herkesin öğreneceği şeyler var.

—Dr. James Canton, CEO, Institute for Global Futures,
Future Smart kitabının yazarı

10 milyar dolarlık bir şirketin baş stratejisti olarak, inovasyon her zaman öncelikli konularım arasında yer alıyor ve Greg bu kitabında bu konuda harika ve pratik bir kılavuz sunuyor. Zekice göz boyamaların ve sloganların ötesine geçen kitap, dünyanın en inovatif kurumlarından derlenen basit, kullanımı kolay bir çerçeve sunuyor. Greg, üst düzey iş deneyimi sayesinde anlattıklarını bizzat yaşamış bir isim. Benim açımdan bu çok önemli bir konu.

—Rishad Tobaccowala, Publicis Groupe Baş Stratejisti

İnovasyonun püf noktası, şansı tasarımla birleştirmek, beklenmedik şeyler için planlanmış bir alan yaratmaktır. Greg bu ince çizgi üzerinde başarıyla yürüyor. İlkeleri hem pratik, hem de beklenmedik alanlardan gelen beklenmedik fikirlere kucak açan türden. İnovasyon süreci de böyle bir gerçeklik gerektirir.

—Alph Bingham, InnoCentive’in ortak kurucusu ve eski CEO’su

 

inovasyonuharitalamak_k2.jpg

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Optimist

Mutluluğumuz başka insanlara bağlıdır

RUTH WHIPPMAN

Birkaç yıl önce tek başıma İngiltere’den ABD’ye göç ettiğimde telefonuma bir “mutluluk uygulaması” indirmiştim. Hangi birini indireceğimi seçmek de son derece zor olmuştu, app store’da yaklaşık bin tane seçenek vardı. Sonunda indirdiğim uygulama ise yaklaşık saatte bir bana sık sık tekrarlamamı tavsiye ettiği ”Ben güzelim”, “Ben yeterliyim” gibi olumlama cümleleri gönderiyordu. Oysa ben telefon her sinyal verdiğinde beni gerçekten arayan biri mi var diye heyecanlanıyordum. “Ben yeterliyim.” Hayır, gördüm ki arkadaşlar ya da dostlar olmadan hiç de yeterli değilim.

Screen Shot 2017-12-15 at 10.05.24.png

Birkaç gün sonra Facebook’taki esinlendirici kartpostalda “mutluluk içinizdedir” diye yazıyordu. Resimde derin bir tefekküre dalmış yoga yapan bir kadın görülüyordu, sanki içindeki mutluluğun lokasyonunu keşfetmeye çalışıyor gibiydi.

Son birkaç yılımı Amerika’da mutluluk ve anksiyete üzerine bir kitap yazmak için araştırmalar yapmakla geçirdim. Mutluluğu diğer insanlardan ayrı, kişisel olarak kendi içinde arama yönündeki bu tür tavsiyelerin giderek daha çok yaygınlaştığını gördüm.

Kendini gerçekleştirme tutkusunun desteklediği bu bireyci kültürde mutluluğun dışarıdan bağımsız olarak insanın içinde gerçekleştiği fikri giderek bir tür “fabrika ayarı” haline geliyor: Mutluluk dünyayla ilgilenmenin doğal bir yan ürününden çok bir kendini keşif yolculuğudur. Duygusal karşılıklı bağımlılığı değil de duygusal bağımsızlığı vurgulayan bir mutluluk anlayışı bu. İnsanlara şunu öneriyor: Adım 1. Kendini tanı. Adım 2. Kendin ol.

Screen Shot 2017-12-15 at 10.07.20.png

Kendini tanımaktan çok olsa olsa dünyadan tecrit etmekle sonuçlanabilecek bu anlayış insanların zamanlarını nasıl geçirdiğini de derinden etkiliyor. Araştırmacılar, ya tamamen tek başlarına vakit geçiren ya da bir grup içinde olsalar bile başkalarıyla etkileşime girmeyen insanların sayısında belirgin bir artış saptıyorlar. Kişiler kendi özel duygusal deneyimleri içine hapsoluyor.

Manevi ve dini pratik de giderek topluluk temelli olmaktan çıkıp özel bir uğraş halini alıyor, kilise ayinlerinin ve toplu ibadetin yerini sessiz meditasyonlar, dijital uygulamalar ve yoga dersleri alıyor. Mutluluk arayışı bireysel, kendine odaklı bir girişim olmalıdır anlayışını yönlendirici ilkesi olarak alan kişisel gelişim (self-help) sektörü patlama yaşıyor. Amerikalılar iç yolculuklarına rehberlik etme iddiasındaki kişisel gelişim kitaplarına her yıl en az 1 milyar dolar harcıyor. Yeni bir moda da öz bakım.

Bu uğraşlar içinde Amerikalılar başka insanlarla gerçek bağlar kurmaya giderek daha az zaman harcıyor. Bugün tüm Amerika’da yenilen öğünlerin yaklaşık yarısını insanlar tek başlarına yiyor. Gençler arkadaşlarıyla “takılmaya” ülke tarihinde hiç bu kadar az zaman ayırmamıştı. Arkadaşların yerini akıllı telefonlar alıyor.

Sadece gençler de değil. Emek İstatistikleri Bürosunun yayınladığı Zaman Geçirme Araştırması, ortalama Amerikalının her türlü partiler de dahil olmak üzere sosyal etkinliklere katılmaya günde dört dakikadan daha az zaman ayırdığını gösteriyor. Bu, yılda sadece 24 saat eder. Şükran Günü yemeği düzenleme ve çocuğunuzun doğum günü partisi; geriye pek bir şey kalmıyor.

Aynı araştırma sosyalleşme ve iletişim kategorisinde ise (sevdiklerinizle ve dostlarınızla zaman geçirmekten dırdır ve münakaşa hatta kavga etmeye kadar tüm kişisel etkileşimleri kapsayan bir kategori) ortalama Amerikalının günde en çok yarım saat ayırdığını gösteriyor. Buna karşılık insanlar her gün televizyon seyretmeye üç saat ayırıyor; manikür, makyaj ve saç bakımına ise kadınlar bir saat, erkekler 44 dakika ayırıyor.

Screen Shot 2017-12-15 at 10.07.53.png

Kuşkusuz içe bakış, iç gözlem ve bir ölçüde tek başına olmak sağlıklı bir psikolojik yaşamın önemli unsurlarıdır. Ancak göründüğü kadarıyla bir yerde dengeyi kaybettik. Çünkü araştırmalar bütün o “mutluluk içseldir” iddialarının
tam tersini gösteriyor. Akademik mutluluk araştırmaları, bunları yapanların gündem ve değerlerine bağlı olarak ciddi farklılıklar ve çelişkiler gösterse de hemen hepsi insan mutluluğunun doğası ve nedenleri konusunda bir noktada buluşuyor: Mutluluğumuz başka insanlara bağlıdır.

Sayısız araştırma mutlu bir yaşamın en tutarlı ve güçlü göstergesinin iyi sosyal ilişkiler olduğu tespitinde birleşiyor. İyi sosyal ilişkilerin mutluluğun zorunlu bir önkoşulu olduğunun altı çiziliyor. Bu, insanların sosyal ilişkiler olmadan mutlu olamayacağı anlamına geliyor. Bu saptamanın bütün ırklar, etnik gruplar, yaşlar, cinsiyetler, gelir grupları ve sosyal sınıflar için geçerli olduğu görülüyor.

Buna göre eğer mutlu olmak istiyorsak tek başımıza daha az zaman geçirmeliyiz. Araştırmalarda soyut olarak sorulduğunda yalnız kalmaya can attıklarını söyleyen kişiler bile başkalarının yanındayken kendilerini daha mutlu hissettiklerini ifade ediyorlar. Üstelik bu sadece dışa dönük insanları değil içe dönük insanları da kapsıyor.

Ayrıca sosyal ilişkileri ihmal etmenin sağlığımız üzerinde de son derece olumsuz etkileri olabiliyor. Sosyal bağlantı eksikliği en az sigara bağımlılığı kadar erken ölümlere yol açabiliyor. Obeziteden ise iki kat daha tehlikeli!

Bütün bunların ışığında “kendimizi bulmak” ya da “içimize dönmek” için çabalamaya değil de yaşamlarımızdaki diğer insanlarla ilişkilerimizi beslemeye ve geliştirmeye zaman ayırmak esenliğimiz için yapabileceğimiz en önemli şey olarak öne çıkıyor.

Yorum bırakın

Filed under Kişisel Gelişim, Optimist

Optimist Newsletter Aralık 2017

Optimist Yayın Grubu olarak, uluslararası kaynaklardan derlediğimiz
Optimist Newsletter Aralık ayı ekte görüşlerinize sunulmuştur.

Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirseniz, daha zengin içerikler oluşturma imkânı bulabiliriz.

İyi çalışmalar.

Optimist Newsletter Aralık 2017

Yorum bırakın

Filed under Optimist, Optimist Newsletter