Dinleme Becerisi Üzerine

 Koçluk çalışmalarınızda sessizliğin büyük bir gücü vardır. Yargısız bir sessizlik karşı tarafın kendi kendine açılmasına, söylemeyi düşünmediği detayları anlatmasına yardımcı olur. Bu anlamda sessizliği kullanmayı da öğrenmeniz gerekir.

 Timur Tiryaki’nin Koçluk Okulu Kitabından:

 İlk karşılaştığımda dinlemenin eğitimi mi olur diye düşünmüştüm. Dinlemenin farklı seviyeleri vardır. Dinleme seviyeleri insanın odaklanabilme becerisini gösterir. Kafasının ne kadar dolu olduğunu ya da ne kadar boşaltabildiğini gösterir. Dinlemek aslında bir erdemdir, çünkü karşı taraftaki kişiye odaklanma, saygı gösterme, değer gösterme gibi alt kabulleri vardır. Karşınızdaki kişi yeterince değerliyse zihninizi odaklarsınız. Dinlemek insanlığa ne kadar değer verdiğinizin bir göstergesidir.

“Bir ağzımız var ama iki kulağımız var” lafı bunun güzel bir hatırlatıcısıdır. Konuşmaktan çok dinleyebilen bir insan genel olarak daha huzurludur. Yüksek farkındalığa sahip insanların güçlü dinleme becerileri vardır. Evliliklerde yaşanan birçok problemin temelinde birbirini gerçekten dinlememek vardır. İş hayatında da problem çok benzerdir. Dolayısıyla dinleme bölümünde herkesin bir şeyler bulacağına eminim.

Sahte Dinleme: Dinliyormuş gibi görünmek. İnsanoğlu bu konuda okul yıllarında kendini çok geliştirir. Bu dinleme halinde zihnimiz andan ve mekândan tümüyle uzaklaşmıştır. Karşı tarafın gözlerine sessizce bakıyor olmak dinlediğimiz anlamına gelmez! Hatta eğitimlerimde dediğim gibi bedenen burada olabilirsiniz ama zihnen istediğiniz yerde, o yüzden lütfen zihnen de burada olun, benimle olun, anda olun. Bu davet çoğu kişinin dinleme seviyesini yukarı çeker.

 Başlangıç Dinleme: Konuşmanın başını dinleyip sonunu tahmin etmek. Bu dinleme halinde zihin “Ben durumu anladım” diyerek yargıya varır ve sonuca atlar. Oysa başlangıç dinlemede yanlış yargılara varabiliriz. Olumsuz başlayan bir cümle sonra olumluya dönebilir, başlangıç dinleme modunda olan birisi cümlenin bu ikinci bölümünü algılamamaktadır. Bir eğitimimde bir yönetici bu konuda örnek verdi. Elemanlarından biri gelip cümleye şöyle başlamış “sevkıyatı zamanında yetiştiremedik ama …” O an aklından geçen bu amadan sonra bir bahane geleceği şeklindeydi. Elemanın cümlesi bittiğinde “olsun artık yarın hallederiz” demiş. Bu cümlesi karşı tarafta büyük bir öfke ve demotivasyon yaratmıştı çünkü eleman cümlenin devamında “sevkıyatı zamanında yetiştiremedik ama ben Ahmet Bey’i aradım, ücretsiz bir araç ayarladım. Karşı tarafa da sevkıyatın gecikeceğini ilettim, mal kabulde bir problem olmayacağını garantiledim.” Bu cümlenin ardından yöneticiniz size “olsun artık yarın hallederiz” derse hepimizin tepkisi herhalde aynı olurdu. Burada bu başlangıç cümlesine bakarak işin olumsuz sonuçlandığı yargısına varabiliriz ancak kişi aslında farklı bağlantılar ve çözümler bulup işi gerçekleştirmiştir.

Seçici Dinleme: Kişi ilgisini çeken bazı kelimeleri duyduğunda dinleme seviyesi yükseliyor, sonra yine düşüyor. Seçici dinleme de konuşmanın belirli parçalarını dinleyip yine zihninizden bir sonuca atlamanızdan kaynaklanıyor. Bir mühendis, teknik bir tabir ya da ilgisini çeken anahtar bir kelime duyduğunda odağını artırıyor, bir iki cümle dinledikten sonra anladığına kanaat getirip yine dinleme halini düşürüyor.

Aktif Dinleme—Yargısız Dinleme: Zihninizin anda olduğu, yargılama ve yorum yapma ihtiyacı duymadan dinleyebildiğiniz bir haldir. Bu dinleme haline gelmek elbette disiplin ister. Ayrıca kişiyi dinlerken yalnızca sözlerine odaklanmak yetmez, bütünü gözlemleyebilme becerinizin de gelişmesi gerekmektedir. Kişinin beden diline ve ses tonuna da dikkat etmeliyiz. Bir koç bu aktif dinleme halini durumu objektif olarak anlayabilmek, tarafsız sorular sorabilmek ve yeri geldiğinde yapıcı geribildirimler yapabilmek için geliştirmelidir. Dinleme beceriniz aynı zamanda insanlığa karşı sevginizi gösterir. Herkesin kendi hikâyesindeki, kendi mücadelesindeki inişleri ve çıkışları sabırla dinleyebilmek önemli bir meziyettir.

Bir insanı yargılamadan dinlediğinizde ona müthiş bir iyilik yapmış olursunuz, çünkü çoğunlukla insanlar birbirini yargılar. Yargılanmadan biriyle konuşabilmek o kadar rahatlatıcıdır ki kendi düşüncelerinizi özgürce ifade etmeye başlarsınız. Bir insanı gerçekten dinlerseniz ve onu anladığınızı gösterirseniz onunla bağ kurmaya başlarsınız. Yakınlık/bağ kuramama halinin en basit göstergesi karşı taraftan gelen dirençtir. Bu durumda yargılama başlar ve destek olma yeteneği yitirilmiş olur.

Yakınlık kurmanın en etkili yolu danışanla onun dünya modelinde bir araya gelmektir. İnsanlar genelde kendilerine benzeyen insanlardan etkilenirler. Ya kendi gibi olanları ya da olmak istedikleri gibi olan kişileri severler. İnsanlarla yakınlık kurabilmek oldukça esnek olabilmeyi gerektirir. Esnekliğiniz azaldıkça yakınlık kurabildiğiniz danışan sayısı da azalacaktır. Yakınlık hissi, yansıtma ve ayna tutma olarak adlandırılan tekniği kullanarak uygulanabilir. Bunu yapabilmek için  şanın beden duruşu, tonlaması, kullandığı kelimeler, inançları ve değerlerinin bazı özelliklerini yansıtabilirsiniz. Onun bedendilini doğal bir şekilde yansıtabilir, onun ritmini yakalayarak da bağ kurmayı kolaylaştırabilirsiniz.

http://www.optimistkitap.com/kitap-detay.php?kitapId=286

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Optimist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s