OKUMAKLA KALMAYIN

“Daha teknik bir kitap olduğunu zannederek aldığım Beyin Oyunları benim için sürpriz oldu. Bir nevi satış kitabı olmasına rağmen bütün öğrencilerime tavsiye edeceğim.”

Bu satırları yazan kişi köklü bir üniversitede nöroloji profesörü. Geçtiğimiz mayıs ayında yayınlanan ve raflara girdiği günden itibaren dikkatleri üzerine çeken Beyin Oyunları hakkında benzer mesajların bolluğu, kitabın alameti farikası hakkında düşünmek için iyi bir fırsat.

Bilinçaltımız nelerle yoğruluyor? Davranışlarımızın kaynağında ne var? Hafızamız bize ne tür oyunlar oynar? Sezgilerimizi nasıl güçlendirebiliriz? Olumlu çıpalar nasıl oluşturulur? Karşınızdaki kişiyi istediğiniz transa nasıl sokarsınız?

Bize insan davranışları hakkında ilginç bakış açıları sunan ve bu soruların etkili yanıtlarını paylaşan Tamer Demirdelen, aslında bilim dünyasının yıllardır üzerinde durduğu meseleleri bir çırpıda anlatıyor ve birçokları için bu ilk tanışma haliyle eğlenceli ve bir parça da şaşırtıcı oluyor. Sonuçta, kendi başımıza asla öğrenemeyeceğimiz gerçeklerle tanışıyoruz. Bilgisayarlar kadar mantıklı olmadığımızı, duygusal yanımızın akılcı yanımıza kat be kat üstün geldiğini fark ettikçe, etrafımızdaki dünyaya aynı gözlerle bakmamız ne kadar mümkün olacak, bunu zaman gösterecek…

Bugünlerde aslında her birimiz bir aydınlanma yaşıyoruz. Uzun yıllardır insanoğlu ve kızının rasyonel bir varlık olduğu fikrini sorgulamaksızın kabul etmişken, artık kendi akıldışı davranışlarımızla yüzleşmeye başladık ve bilinçaltımızın nelere kadir olduğunu her okuduğumuzda tüylerimiz ürperiyor. Kısacası gözlerimiz bir parça açıldı. Peki, doğru bildiğimiz birçok şeyin şimdilerde yanlış çıkmasından gizli bir haz alıyor olabilir miyiz? Bize kendimizi anlatan Beyin Oyunları’nın eski bilgileri hızla geçersizleştirmesi sihirli bir etki yaratıyor olabilir mi? Aslında tüm suç bizde değil, beynimizin derinliklerinde mi? O korkunç hataların sorumlusu biz değil miyiz?

Bazılarımızı gülümseten bu soruların basitçe yanıtlanamayacağı ortada. Fakat kişisel gelişim (self help) kitaplarının önce ABD’de ve Batı’da şimdi de Türkiye’de artan bir ilgi görmesinden yola çıkarak, niçin bize kendimizi anlatan kitaplara yöneldiğimizin yanıtını arayabiliriz.

1980’lerden beri hızlanarak süren değişim tufanı devam ediyor, görüntü hâlâ son derece bulanık ve geleceğimiz belirsiz. Bunca zamandır bizlere yol gösteren kurumlar ardı ardına zayıflıyor, etkisizleşiyor. Şirketler elemanlarını giderek daha az düşünüyor. Beceri ve yetenek geliştirmek elemanların daha çok kendine kalıyor. Sert çekirdekli ideolojiler, büyük dinler, devletler, okullar hayatımızdan siliniyor…. Kılavuzsuz kalıyoruz. Bireyselleşme yaygınlaşıyor, kendimizi daha çok umursuyoruz.

İşte itildiğimiz bu “tek başınalık” konumu kişisel gelişim kitaplarının pazarını oluşturuyor. Bunca zamandır sömürülen ve çoğumuzu “kişisel gelişim” kitaplarının sergilendiği raflardan uzak tutan tavrın mottosu şu:

“Kendi içine yönel, tek başınalığı kaderin kabul et, sana sunduğumuz evrensel reçeteyi kabul et, sonuçta da mevcut koşulları itirazsız benimsemek için kendini kandırma/oyalama taktiklerini öğren. Sana bir erdem, değer, nitelik katmayı amaçlamıyoruz, olsa olsa geçici bir psikolojik rahatlama, sığınılacak yerler sunuyoruz.”

Kuşkusuz bu tür kitaplar çok sayıda müşteri bulabilir ve bestseller olabilir. Ama Beyin Oyunları’ndan yola çıkarak artık ikinci tür kitapların devrinin başladığını kabul etmek gerekiyor:

İnsanın mevcut değişim çağındaki çaresizlik ve açmazlarını aşmaya yardımcı olacak şekilde, onu yeni bilgilerle donatmayı, ona yeni beceriler kazandırmayı ve bir ahlak anlayışı geliştirmesine yardımcı olmayı amaçlayan kitaplar. İnsana kendisini yaşamının ve ilişkilerinin bütünlüğü içinde ele almayı öğreten kitaplar. Özgüvenle ve yetenekle kendilerini ve çevrelerini dönüştürmeye yönelecek insanlar için kaldıraç olacak kitaplar. Dünyayı değiştirebilecek kitaplar.

Farklı hipotezler ve makul mekanizmalar keşfetmek isteyenler için Beyin Oyunları iyi bir başlangıç. 196 sayfalık bir kitabı ne kadar sürede bitirebileceğinizi düşünüyorsunuz? Tahminlerinizi birçok firmaya satış eğitimi veren Tamer Demirdelen’in kendini dinletme konusundaki hünerini de göz önünde bulundurarak yapmanızı tavsiye ederiz. Pazarlama ve satış kitabı okurken, özel yaşamınız, iş hayatınız ve dünyaya bakış tarzınız hakkında bir şeyler öğrenmek her zaman rastlanacak bir şey olmayabilir. Okumakla kalmayın. Kullanın.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Optimist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s