Bir Çevirmenin Portresi

Bir kitapta Ümit Şensoy ismini görürseniz, bilin ki o kitap iyi tercüme edilmiştir.
En riskli metinlerle haşır neşir olan, en çetrefilli konulara dalıp kimi zaman bunalan ve bir başka dilin atmosferini Türkçeye aktarmak gibi zorlu bir işin üstesinden gelen emektar çevirmenimiz Ümit Şensoy’a bir kez de sizlerin önünde teşekkür etmek istiyoruz.

İsmini sadece Optimist kitaplarında değil, Türkiye’nin saygın diğer yayınevlerinin kitaplarında da gördüğümüz bu değerli dostumuzla yaptığımız söyleşi, bir kültür insanı ve yazın dünyasının bir parçası olan çevirmenin hayatına kısa bir bakış niteliğinde. Çoğu zaman görünmez kahraman olarak çalışan çevirmenlere dair algıları bir parça olsun değiştirecekse ne mutlu bize.

Ümit Ağabeyimiz’in okuru olmak güzel şey vesellam…

Bize bir gününüzü anlatır mısınız? Çeviri yaparken günü nasıl programlıyorsunuz?

Sabah kahvaltı öncesi ve sonrası öğlene kadar aralıksız bilgisayar başında çalışırım. Sıkıldığımda biraz sosyal medyada dolanır, internetten günlük haberleri izlerim. Öğle sonrası 1 saat kadar yürüyüş yapıp döner, yine çalışmaya başlarım. Genelde 17-18 gibi işi bırakır, çoğu zaman mutfak işleriyle ilgilenir, kitap okuyarak, TV izleyerek vb dinlenirim. Bu kış tarifesi.

Yaz programında ise sabah kahvaltı öncesi yürüyüş + deniz, saat 16’da yine deniz ziyareti yer alır. Sabah kahvaltısı sonrası ve saat 5 dolayındaki çay saatinin ardından akşam yemeğine kadar çalışma devam eder. Her gün en az yarım saat bahçe bakımı, zaman zaman sahilde arkadaşlarla geçirilen 1-2 saat günü zenginleştirir.

Bu programlar gün aksatmadan yani haftanın yedi günü aynı şekilde devam eder.

Çeviri hayatına nasıl başladınız?

Çeviri hayatıma 20 yaşında siyasi dergilere çeviri yaparak başladım. Ayrıca çok sayıda siyasi içerikli kitap çevirisi de yaptım. 1980 askeri darbesi demokrasinin diğer pek çok alanıyla birlikte yayın yaşamını da söndürünce, el emeğine dayalı çeşitli işlerin ardından muhasebeciliğe başladım. 2003 yılında sağlık vb gerekçelerle profesyonel finans yöneticiliğini bırakıp, çevirmenliğe dönmeye karar verdim. Alkım ve Morpa Yayınevlerindeki ilk deneme niteliğindeki çalışmalarımın ardından, değerli dostum Zülfü Dicleli ve Optimist bana kapılarını açtı. Birlikteliğimiz on yılı aşkın bir süredir son derece keyif verici ve üretken bir şekilde sürüyor.

Çeviri yapmak isteyenlere önerileriniz neler?

Açıkçası, kendimi çeviri mesleğinin incelikleri hakkında öğütler verebilecek düzeyde eğitim ve deneyim sahibi olarak görmüyorum. Tek söyleyebileceğim, bunun, iş disiplininin kişisel düzlemde en fazla içselleştirilmesi gereken çalışma alanlardan biri olduğu.  Verimli bir çeviri faaliyeti sürdürebilmek için çok okumanın yanı sıra, zamanını ve çalışma düzenini çok iyi ayarlamak şart.

Bu mesleği yapmasaydınız ne yapmak isterdiniz? Gelecek planlarınızda ne var?

Ekolojik tarımla uğraşmak ve çevre sorunlarıyla ilgili aktif çalışmalar yürütmek isterdim. Aslında çevirmenlik buna bir yere kadar engel değil, benim için asıl engel yaşım ve kısmen sağlık durumum. Yakın tarihte epeyce ağaç (zeytin-ceviz) dikip, organik olmasa bile, doğal (iyi) tarım çalışmalarına yine ağırlık vermek niyetindeyim.

İş kitaplarını yoğun olarak çeviriyorsunuz, ama biz biliyoruz ki, bunun dışında kalan bir dolu konu hakkında da müthiş çeviriler yaptınız. Özel olarak ilgi duyduğunuz bir alan var mı?

Ekoloji-çevre sorunları ve doğal yaşam; psikoloji ve sağlık; örnek siyasi-sosyal kişiliklerle ilgili eserler; geleceğe dönük toplumsal düşünceler ve araştırma çalışmaları.

Kitap okumaya fırsat buluyor musunuz? Sevdiğiniz yerli-yabancı yazarlar, çevirmenler kimler?

Bolca kitap okurum; her ne kadar işimizde en çok gözümüz yorulsa da, kitap okumamak diye bir şey düşünemiyorum. En sevdiğim yazarlar: Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Ahmet Ümit, Elif Şafak, Buket Uzuner. Yabancılardan Amin Maalouf,  Paul Auster, Dashiel Hammett, Jack London.

Motivasyonunuzu nasıl koruyorsunuz. Çeviriden bunaldığınızda neler yapıyorsunuz?

Benim için en etkili motivasyon unsuru çevirdiğim kitabın akıllıca kurgulanmış ve derin düşünceler içeren bir çalışma olmasıdır. Bunaldığım zamanlarda, çeviriyi belli bir tarihte tamamlayıp teslim etme SÖZÜ vermiş olduğumu kendi kendime anımsatırım. Çok sıkıldığımda kalkıp bahçeye çıkarım. Yazlıkta (+baharlık) isem bahçeyi sular, yetiştirdiğim sebzelerle ilgilenirim. Ya da mutfağa girip değişik yemekler (özelikle deniz ürünleri) denerim; bazen de televizyonda gezi ve yemek programlarını tararım. Sonra arayı fazla açmadan yine işimin başına dönerim. Daha kısa aralar için bu tür taramaları internette yaparım.

Yayınevlerine ve editörlere söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Çok farklı anlayışlara ve çevirmenlerle çok farklı ilişki biçimlerine sahip yayınevleriyle çalıştım. Edindiğim deneyimlere dayanarak, ben bir yayınevi yetkilisi olsam,

1)Çevirmenlere onların en seveceği türde kitapları SEÇEREK vermeye çalışırdım;

2) Çeviri ücretlerini “en iyi uygulama”ları baz alarak belirlerdim (Örneğin: Meslek Birliğimiz ÇEVBİR’in Örnek Sözleşmesi); rakamın benim İKİ DUDAĞIMIN ARASINDA gibi görünmesine izin vermezdim. Ülkemizde çevirmenlerin ellerine çok az, çoğu zaman aylık ortalama asgari ücretin biraz üzerinde bir rakam geçtiğini unutmazdım. Ayrıca bağımsız çevirmenlerin çoğunun sigortasız çalıştığını, emeklilik hakkından yoksun kalmak ya da sağlık masraflarını ceplerinden karşılamak gibi ağır bir yükün altında olduğunu bilerek hareket ederdim;

3) Bunun dışında, sözleşmede yazan koşullara mutlaka uyar, kimi kapkaççı ya da emeğe saygısız yayınevleri gibi Tekrar Basım ücretlerini ödemekten, çevirmen hakkı olan kitapları göndermekten vb. kaçmazdım.

4) Belli aralıklarla, sözgelimi yılda bir kez, yayınevi ağını oluşturan tüm yayın camiasını bir araya toplar, sohbet ve yakınlaşma ortamı yaratmaya çalışırdım. Böylesi toplantılar görünmeyen sorunların ortaya dökülmesine de yardımcı olabilir.

Bunca yıldır kader birliği ettiğim Optimist Yayıneviyle çalışmaktan son derece mutluyum. Zülfü Dicleli’nin çevirideki ilk günlerimin acemiliğini üzerimden atmama (bunu ne kadar başarabildiysem tabii) verdiği paha biçilmez desteği asla unutamam. Onun yol göstericiliğine çok şey borçlu olduğumu biliyorum. Ayrıca tüm Optimist ekibinden her zaman dostluk ve sıcaklık gördüğümü belirtmek isterim; A.Bilge, Zeynep, Ahmet, Selim, Mutlu ve Utku kardeşlerim başta olmak üzere, tüm Optimist ailesine sonsuz teşekkür borçluyum.

ümit abi

Reklamlar

1 Yorum

Filed under Optimist

One response to “Bir Çevirmenin Portresi

  1. Esen Güray

    Birçok çevirmenle çalışmış bir düzeltmen olarak zevkle çalıştıklarım arasında Ümit Şensoy. Kendisine ben de teşekkür ederim. Esen Güray

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s