YABANCILAR TANIŞTIĞINDA

Size daha dün başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum: Dün, eşimle birlikte, bir gün önce internetten kanepemizi sattığımız ve hiç tanımadığımız bir aileyi, elimizde dumanı tüten bir kekle ziyarete gittik.

Bantı biraz geri saracak olursak:

  • Birkaç gün önce, online satış portalından, adını bile bilmediğim bir kişi ile kanepenin fiyatı ile ilgili çok kısa bir konuşma yaptık ve ertesi gün kanepeye bakmak üzere eve gelmeleri konusunda anlaştık.
  • Ertesi gün, saati netleştirmek için yaptığımız görüşmeyi WhatsApp’a taşıdık. Bu arada alıcının isminin Adria olduğunu ve küçük bir kızı olduğunu öğrendim. Ben evde olmadığım için görevi eşime devrettim.
  • Birkaç saat sonra eşim aradı, gelen ailenin kanepeyi çok sevdiğini ve hemen aldığını söyledi, ve şöyle de bir not düştü: “Çok tatlı bir Yunan çiftti, görsen bayılırdın. Adria ile dekorasyon zevkleriniz aynı. Hatta televizyon ünitelerimiz bile aynıymış.”

Screen Shot 2017-08-15 at 16.27.32.png

 

Bunun üzerine ben de, Adria’ya şöyle bir mesaj gönderdim:

Kanepeyi beğendiğinize çok sevindim, eminim evinize çok yakışacak. Bu arada, eşimin seçtiği yeni kanepemizin ne kadar hantal olduğunu farkettin mi? 🙂 

Böylece, yüzünü bile görmediğim bu kadınla WhatsApp üzerinden sohbet etmeye başladık ve sohbetin sonunda Adria hem kanepenin yeni yerini görelim hem de birlikte Türk kahvesi içelim diye bizi evlerine davet etti.

Ertesi gün, onlar için çikolatalı kek yaptım (yaptığım ilk kek) ve kek fırından çıkar çıkmaz yola düştük.

Sonuç? Dünya tatlısı bir çift ve 2 yaşındaki minik kızlarıyla yedik içtik, sohbet ettik ve birkaç saat sonra onlara veda ederken Adria, bana bir dahaki buluşmamızda börek yapma sözü verdi! Ayrıca, benim verdiğim kek kalıbını bana içi boş şekilde geri veremeyeceğini, mutlaka yıkayıp temizleyip içini doldurup geri vereceğini söyledi. Bir Türk kadınının kalbini böylece fethetti.

Şimdi, durumu özetleyecek olursak:

  • 72 saat önce bu insanların varlıklarından bile haberdar değildim. Benim için yabancı bile değillerdi.
  • 48 saat öncesine kadar bu yabancılarla tek etkileşimimiz bir alım-satım üzerine idi.
  • 24 saat önce ise, birbirimize tamamen yabancı olduğumuz bu insanların evinde kahve içiyorduk ve Yunan bir kadın bana buzdolabındaki Türk yufkalarını gösteriyordu!

yabancilar_tanistiginda_K2.jpg

 

Kio Stark, bu duruma nasıl tepki gösterirdi? 

Bence, bilmediğimiz insanlarla konuşmanın yarattığı beklenmedik keyifleri ve heyecanlı olasılıkları keşfetmeye çalıştığımız için bizi kutlardı. Bu küçük kesişmelerin bizi ve paylaştığımız dünyayı nasıl değiştirebileceğini söylerdi.

Evet, hep bir acelemiz var. Yürürken, metrodayken, asansördeyken kafalarımızı telefonlarımıza gömmüş durumdayız. Aklımız hep başka yerde. Sadece aşina olduğumuz sesleri duyuyoruz ve yeni bir şey keşfetmeye yanaşmıyoruz. Halbuki yabancılarla konuşmak, bizi ortak insanlık deneyiminin içine çekiyor ve hakiki duygusal bağlar yaratıyor. Ufkumuzu açıyor. Diğer bir deyişle, bizi uyandırıyor.

Screen Shot 2017-08-15 at 16.30.03.png

 

Kabul ediyorum, yaşadığım ülkenin oldukça güvenli olduğunu biliyorum; o yüzden hiç tanımadığımız bu insanların evine giderken herhangi bir tedirginliğimiz olmadı. Ama “Yunanları hiç sevmem”, ya da “Yunanistan Türkiye’yi hiç sevmez” gibi kadim önyargılarımız da olmadı. Aksine, milliyetlerden ve cinsiyetlerden sıyrılmış bir bakış açısı ile, ilginç bulduğumuz ve garip bir şekilde ısındığımız iki insanı yakından tanımak için gittik. Sonra aklıma, Stark’ın şu satırları geldi:

…Yabancılarla konuşmayı tercih ettiğimizde, işin ucunda samimiyetten daha fazlası vardır. Bizden farklı olan insanlarla konuşmak radikal bir şekilde dönüştürücü olabilir. Bu, korkunun panzehiridir…

Bu ülkede yaşamanın en sevdiğim yanlarından biri, her gün onlarca değişik ülkeden gelmiş birçok insanla karşılaşmak ve değişik kültürleri şu ya da bu sebeple keşfetme şansına sahip olmak… Tipik bir günümde, birçok yabancıyla etkileşim içinde oluyorum. Bu kişiler, hem tanımadığım için yabancı, hem de Türk olmadıkları için yabancı. Aslına bakarsanız, Kio Stark’ın yaptığı bir araştırmada “yabancı”nın o kadar çok tanımı çıkmış ki! Adını bilmediğiniz biri, sadece bir kez gördüğünüz bir kişi, hiç tanışmadığınız tüm insanlar, anlayamadığınız biri, tehdit olan biri… Aslında, kendimizden farklı insanlara ne kadar çok maruz kalırsak, onlardan hoşlanma, hatta belki onları anlamaya çalışma ihtimalimiz de o kadar artıyor.

Mesela ben, sabahları apartmandan çıktığım gibi Hintli güvenlik görevlisiyle merhabalaşıyorum, çağırdığım taksiye bindiğimde şoförlerin genellikle Pakistanlı olduğunu görüyorum. İş yerine vardığımda, saat dokuza doğru asansör trafiğinde kendime yer bulup 30. kata ulaşana kadar küçücük, gri, aynalı bir kutuda sağ kulağım Fransız aksanlı İngilizce bir sohbete kulak misafiri olurken soldan gelen yüksek sesli Arapça bir telefon konuşmasında, ayırt edebildiğim kelimeleri seçerek oyalanıyorum. Bütün bunlar olurken, ben sabah merhabalaştığım Hintli güvenlik görevlisinin beş kişiyle paylaştığı bir odada kaldığını; Filipinlilerin burada kazandıkları para ile geride bıraktıkları tüm aile fertlerini geçindirip küçük kardeşlerini okuttuklarını; asansördeki Arap adamın vizyoner bir girişimci ve bir melek yatırımcı olduğunu biliyorum.

 

Screen Shot 2017-08-15 at 16.31.02.png

 

Ve ben daha fazla öğrendikçe, “Ayy, Hintli mi?”, “Hmm, Arabistan mı?” diyen insanlardan fersah fersah uzaklaştığımı görüp, karşılaştığım her yeni insan için şükran duyuyorum.

Şimdi de mikrofonu size doğrultayım…

Hepimiz sürekli bu kadar yabancı ile etkileşim halindeyken siz, yabancılara bakış açınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Onlardan çekiniyor musunuz, uzak durmayı mı tercih ediyorsunuz, yoksa yabancılarla konuşmayı seviyor musunuz? Evet, günümüzde özellikle büyük şehirlerde artık insanın insana güveninin kalmadığı, tüyler ürpertici haberleri her gün gazetelerde okuduğumuz bir gerçek.

Ama…

Kio Stark’a kulak verip yabancılara bir şans daha veremez miyiz? Metrodan çıkarken yüzümüzü asıp itiş kakışa katılmak yerine, siz inerken yarattığınız boşluğa girmeye çalışan kişiye gülümseyemez miyiz?

Yabancılar Tanıştığında, Optimist’in TED Kitaplarında. Stark’ın TED konuşmasını da buradan Türkçe altyazı seçeneği ile izleyebilirsiniz.

 

Hepinize keyif dolu okumalar!

Irmak Parlat

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Irmak Parlat blog yazıları, Kişisel Gelişim, Optimist, Yaşam Kültürü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s