Category Archives: Dijital Çağ

Akıllı Şehirler, Dijital Ülkeler

Herkese merhaba ve hepimize iyi yıllar!

Aralık ayında yazamamamın mahcubiyetiyle, yeni yılın ilk haftasonunda erkenden uyanıp şahane bir kitabı size anlatmak istedim. Yeni yılda okuduğum çeşitli kaynaklar, 2018 ve takip eden yıllarda teknolojik yeniliklerin artık efsanevi birer fısıltı olmaktan çıkıp hayatımıza doğrudan etki edeceğini gösteriyor. Hepimiz okuyoruz, karşılaşıyoruz, tartışıyoruz: Yapay zekâ meslekleri öldürecek mi, Bitcoin geçici bir heves mi, Buluta geçmek gerçekten güvenli mi, Drone’lar mahremiyeti ihlal mi ediyor? Gerçekten de teknoloji sanki artık daha önce hiç olmadığı kadar hayatımızın içinde. Her şey giderek birbiriyle daha bağlantılı, daha entegre hale geliyor. Benim geçen yılki en büyük “pratik şaşkınlığım”, çantamın içinde anahtarlarımı bulmak için debelenirken kapı komşumun, telefonundaki uygulama üzerinden kapısını tık diye açması olmuştu.

Tık diye açılan kapıdan biraz daha yukarı çıkın ve evin tamamını görüş alanınıza almaya çalışın. Yaptınız mı? O zaman biraz daha yukarı çıkın, şimdi sokağa hâkimsiniz. Haydi şimdi biraz daha yukarı çıkın, çıkın, çıkın… Evet, artık tüm şehri görüyorsunuz. Şimdi, o yükseklikte gezinmeye başlayın ve şehre hâkim kalın, çünkü şimdi akıllı şehirlerden konuşacağız.

Akilli_sehirler_dijital_ulkeler.jpg

İnfoloji firmasının katkılarıyla Optimist Yayınevi’nin bizimle buluşturduğu “Akıllı Şehirler, Dijital Ülkeler”, Cisco Global Akıllı Şehirler İş Kolu’nun kurucusu Caspar Herzberg’in kitabı. Cisco İcra Kurulu Başkanı John Chambers’ın önsözüyle başlayan kitap, bize hem Akıllı Şehir kavramı ile ilgili derinlemesine bilgi veriyor, hem de Suudi Arabistan, Mısır, Çin, Hindistan gibi ülkelerde Akıllı Şehir hedefleri doğrultusunda atılan doğru, yanlış, iyi, kötü adımları ve deneyimleri anlatıyor.

 

Akıllı Şehir nedir?

Akıllı şehir, şehirlerin barınma, ulaşım, enerji, güvenlik konularında sınırlı kaynakları daha etkin ve verimli kullanabilecekleri yöntemlere olan ihtiyaçtan doğmuş bir kavramdır. Akıllı şehir, yerel yönetimlerin bilişim ve iletişim teknolojilerini kullanarak çevre, enerji, ulaşım gibi kaynakların kullanımında operasyonel verimliliği artırıp kamu ile bilgileri paylaşması ve hem kamu hizmetinin kalitesini hem de vatandaşların refahını artırması anlamına geliyor. Sensörler, veri ve makine zekâsı, “akıllı şehirler” olarak bilinen gelişmiş şehir merkezlerini meydana getirerek bir şehrin işleyişinin nasıl olduğu ve ne kadar enerjiye ihtiyaç duyduğu konusundaki algılarımızı değiştiriyor (s.21). Ülkemizde şimdilerde akıllı sokak aydınlatması, ATM izleme-yönetim sistemi, akıllı sayaç okuma vb. gibi uygulamaları bulunan ve hızla gelişen Akıllı Şehir konseptinin, dünyada örneklerini gördüğümüz sürücüsüz araç teknolojileri, robotik süreç yönetimi, alternatif enerji çözümleri gibi uygulamaları kapsayacağı günler hiç de uzak değil.

Şehirler bugün bastırılamaz iki saldırıyla karşı karşıya. Biri eşi görülmemiş bir nüfus artışı, diğeri ise dijital yetenekler gerektiren çok büyük miktarda veri. Her ikisinin de yararları olmasına karşın ikisi de pek çok ülkede, özellikle yükselen ülkelerde şehir yaşamının kalitesine karşı yaygın bir tehdit oluşturuyor. (s.20)

Nüfus artışı, yaşam alanlarının bu artışa cevap verememeye başlaması, işsizlik artışı, kaynakların kısıtlı olması, verinin her zamankinden çok ve büyük olması, halihazırdaki altyapı sistemlerinin artan nüfusun ihtiyacına yetişememesi, tüketimin her zamankinden daha fazla olması, ülkeleri proaktif bir anlayışla “bir şeyler yapma”ya itti. Özellikle var olma savaşını sürdüren ülkeler daha erken ve daha büyük adımlar atarak alanlarında ilke imza atan dönüşümler gerçekleştirdiler. Hayatta kalmak için bunu yapmak zorundaydılar…

Bu nedenle, Akıllı Şehirler’in doğduğu topraklar Doğu oldu. Suudi Arabistan, Hindistan, Kore, Çin, Mısır, Malezya gibi ülkeler, yukarıda sayılan problemlerle mücadele etmek için “akıllı” olma yoluna gittiler. Herzberg’in cümlesini alıntılayacak olursam: “Bu ülke ve şehirler, daha çetin koşullar altında ve daha az kaynakla daha fazla insanı barındırmak için kentsel dijital devrimin takipçileri değil öncüleri olmak zorunda.”

Bu demek değil ki Batı ülkeleri için her şey güllük gülistanlık. Elbette Batı ülkeleri de rekabete hazırlıklı olmalı ve kendi akıllı çözümlerini kurgulamalılar; çünkü dijitalleşmenin getirdiği hız, dengeleri değiştirip Doğu ülkelerini bir anda Batı ülkelerinin önüne geçirebilir. Yani aslında Batı ülkeleri de dijitalleştirilmiş hizmetlere-o kadar acil olmasa da-en az Doğu ülkeleri kadar bağımlılar.

akilli_sehir.jpg
https://smartcitiesworld.net

Kitabımız bize, bir şehrin ne olduğu ve ne olabileceği yönündeki algılarımızı yeniden belirlememiz konusunda yardım ediyor ve geleceğin şehirlerinin bize ve gelecek kuşaklarımıza nasıl katkısı olacağını öğretiyor. Gerçek hikâye ve deneyimlerle; Doğu ülkelerinin adım adım Akıllı Şehirleri benimseme yolculuğunu Cisco perspektifinden anlatıyor.

Kitabımız önümüzde açık kalsın, okumaya devam etmeden önce isterseniz biz birazcık da kendi ülkemizdeki atılımlara bakalım. Akıllı Şehirlerden bahsedip de kendi ülkemizdeki gelişmelere duyarsız kalmak içime sinmiyor, o yüzden zaten yeteri kadar “spoiler” verdiğimi düşünüp kitabın tamamını okumayı size bırakıyorum ve kısıtlı alanımda biraz da Akıllı Şehirler ve Türkiye’den bahsetmek istiyorum.

Türkiye’de Akıllı Şehir teknolojisinin öncüsü olan Türk Telekom, ilk Akıllı KenTT projesini 2015 yılında Karaman’da duyurmuştu. Benim de Türkiye’deyken bir parçası olduğum firma olan İnnova’nın, hem Karaman’da, hem Kars’ta sunduğu uygulamalardaki yeni nesil “Nesneler arası haberleşme platformu” (IoT tabanlı çözümler) sayesinde Akıllı Şehirler Projesi’ne çok önemli destekleri mevcut. Örneğin İnnova tarafından kurulan Akıllı Şehir Operasyon Merkezi ile yönetilecek olan Akıllı Kavşak uygulaması, Kars’ta trafik ışıklarının dinamik olarak kontrol edilmesini ve trafik yoğunluğunun yönetilebilmesini,  buna bağlı olarak yıllık 145.000 litre yakıt tasarrufu sağlanmasını hedefliyor. İnnova, IoT platformunun geliştirilmesinden, yönetim ve izleme ekranlarının oluşturulmasına, operasyon merkezinden kiosk ve digital signage uygulamalarına kadar birçok çalışmayı entegre biçimde başarıyla gerçekleştiriyor.

IOT-TT.jpg

http://www.innova.com.tr

Türkiye’nin Akıllı Şehir beklentilerini ortaya çıkaran, Türkiye Bilişim Vakfı, Deloitte ve Vodafone’un ortak bir çalışmasının ürünü olan “Akıllı Şehir Yol Haritası Raporu” da akıllı şehirlerin, ülkemizin gayri safi milli hasılasına yılda yaklaşık 30 milyar liralık katkıda bulunacağını öngörüyor (1 Aralık 2016).

 

infografik.jpg

 

Evet, hem akıllı şehirler kavramı, hem Nesnelerin İnterneti (IoT), tek bir yazıyla anlatılabilecek gibi değil. Ben elimden geldiğince kısa, öz ve kendimle muhalefete girişmeden tanıtmaya çalıştım. Akıllı şehirlerin maliyeti, dezavantajları, kritik verinin kullanımı, olası güvenlik tehditleri gibi pek çok soru işaretini de bir başka yazıya bırakıyorum.

Meraklısı için bu yazıyı yazarken göz gezdirdiğim kaynakları yazının sonuna ekledim.

 

Hepinize keyifli okumalar.

 

Irmak Parlat

 

Araştırdığım kaynakların linkleri:

Akıllı Şehirler, Dijital Ülkeler, Caspar Herzberg, Optimist Yayınları

Türkiye Bilişim Vakfı, Akıllı Yol Haritası,
http://www.tbv.org.tr/akilli-sehir-yol-haritasi,DP-1117.html

İnnova – SkywaveIoT Platformu,
http://www.innova.com.tr/iot/#ana_sayfa

Türk Telekom Akıllı Şehirler,
http://www.sehirlerakillaniyor.com/

Fortune Dergisi,
http://www.fortuneturkey.com/yol-acin-akilli-sehirler-geliyor-45878#popup

İnnova – Skywave Broşürü,
https://www.innova.com.tr/pdf/SkywaveCity_Brosur.pdf

 

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Irmak Parlat blog yazıları, Optimist, İnovasyon

İNOVASYONU HARİTALAMAK

Son 25 yıldır değişime ayak uydurmakta epey zorlandık. Ancak önümüzdeki on yıllarda, yepyeni teknolojilerin çalışma, yaşama ve inovasyon yapma yöntemlerimizi değiştirmesiyle birlikte, değişimin tabiatını anlamakta bile güçlük çekmeye başlayacağız. Hızlı hareket etmek yetmeyecek; nereye gittiğimizi, oraya nasıl ulaşmayı planladığımızı ve nasıl bir rol üstleneceğimizi de bilmemiz gerekecek. Bir başka deyişle, inovasyon haritasını çıkarmayı öğrenmemiz gerekecek.Bu kitap ayrıca size genellikle kafa karıştırıcı ve jargon yüklü inovasyon dünyasında sizin ve şirketiniz açısından doğru yolu bulmanızı sağlayacak bir dizi araç sunacak. Çığır açan yeni araştırmalara nasıl yaklaşacağınızı, açık kaynaklı inovasyon stratejilerini nasıl yürüteceğinizi, yeni iş modellerini nasıl geliştireceğinizi ve temel faaliyet alanınızı tehlikeye atmadan yeni ufuklara nasıl yelken açacağınızı anlatacak.İnovasyon hakkında yazan birçok kişi var. Bunlar arasında Greg Satell favorilerimden biri. Kapsamlı araştırmaları ve inovatif bakış açılarını pratik bir tarzla birleştirerek, uygulamacılara yönelik bir eser ortaya çıkarıyor. Greg’in çalışmaları her zaman ufuk açıcı bir fikir kaynağı olmuştur.

—Alex Osterwalder, İş Modeli Tablosu‘nun yaratıcısı, İş Modeli Üretimi ve Value Proposition Design kitaplarının yazarı

Greg Satell’in yeni kitabının çıktığını görür görmez–Twitter’dan, Harvard Business Review’den ya da başka bir yerden–yeni bir şey öğreneceğimi ve okurken eğleneceğimi bilirim. Satell özellikle bir inovasyon stratejisi tasarlamak ve hayata geçirmek için gerekenler konusunda mükemmel şeyler yazıyor. Bunlar, öğrencilere verdiğim derslerde ve yöneticilere danışmanlık yaptığım sırada çok yararlandığım türden şeyler.

—Robert Sutton, Stanford Üniversitesi İşletme ve
Mühendislik Profesörü, IDEO Üyesi

Greg Satell’in inovasyon ve teknolojinin iş dünyasını nasıl değiştirdiğine dair müthiş önsezileri var. Benzersiz perspektifiyle gerçekleştirdiği inovasyon deneyiminin iç işleyişine dair araştırma, hepimizi bilgilendiriyor. Onun bu keşif yolculuğundan herkesin öğreneceği şeyler var.

—Dr. James Canton, CEO, Institute for Global Futures,
Future Smart kitabının yazarı

10 milyar dolarlık bir şirketin baş stratejisti olarak, inovasyon her zaman öncelikli konularım arasında yer alıyor ve Greg bu kitabında bu konuda harika ve pratik bir kılavuz sunuyor. Zekice göz boyamaların ve sloganların ötesine geçen kitap, dünyanın en inovatif kurumlarından derlenen basit, kullanımı kolay bir çerçeve sunuyor. Greg, üst düzey iş deneyimi sayesinde anlattıklarını bizzat yaşamış bir isim. Benim açımdan bu çok önemli bir konu.

—Rishad Tobaccowala, Publicis Groupe Baş Stratejisti

İnovasyonun püf noktası, şansı tasarımla birleştirmek, beklenmedik şeyler için planlanmış bir alan yaratmaktır. Greg bu ince çizgi üzerinde başarıyla yürüyor. İlkeleri hem pratik, hem de beklenmedik alanlardan gelen beklenmedik fikirlere kucak açan türden. İnovasyon süreci de böyle bir gerçeklik gerektirir.

—Alph Bingham, InnoCentive’in ortak kurucusu ve eski CEO’su

 

inovasyonuharitalamak_k2.jpg

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Optimist

Akıllı Şehirler Dijital Ülkeler

AKILLI_SEHIRLER_K2

 

DİJİTAL KENTSEL ALTYAPI YARININ KALABALIK DÜNYASINDA NASIL DAHA İYİ BİR YAŞAM SUNABİLİR

İnsanların araçlarını park edebilmek için caddelerde tur atmadığı ve bunun yerine bir mobil uygulamayla civardaki müsait noktaları görebileceği bir dünya düşünün. Ya da sadece yakınına biri geldiğinde yanan ve böylece bir yandan şehirlerimizi daha güvenli halde tutarken bir yandan da elektrik tüketimini ve maliyetleri düşüren sokak lambaları. İnsanlar görüntülü bir TelePresence (“uzaktan katılım”) donanımıyla dünyanın başka yerlerindeki gruplarla bağlantı kurabilse ve öğrenciler İspanyolca derslerini İspanya’daki bir öğretmenden alabilselerdi nasıl olurdu?

Bu geleceğe ait bir tablo değil. Bugünün resmi. İmar planında dijital olanakları uygulamaya geçirmiş olan genç şehirler, teknolojide kaydettiğimiz ilerlemelerin getirdiği olanak ve zorluklara göz gezdirebileceğimiz birer laboratuvar işlevi görüyor. Asırlık altyapıları olan şehirler ise dijital dönüşüm aracılığıyla tüm bölgeleri yeniden icat etmenin yollarını keşfediyor.

Ağlarla birbirine bağlanmış dijital çözümler, şehirlerin kaynakları korumasına ve yeni belediye gelirleri üretmesine, trafiği rahatlatmasına ve şehir sakinlerinin diledikleri yerden çalışmasına yardımcı oluyor. Bu gelişmelerin her birinin yaşam kalitesi üzerinde ölçülebilir bir etkisi var. Ama dijital dönüşüm, aynı anda birçok tekneyi yukarı doğru kaldıran bir dalga gibi. Hem verimlilik ve hızı hem de güvenliği yeni düzeylere taşıyan bir kapasite sağlıyor.

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Optimist

Türk Hava Yolları Yayınları büyümeye devam ediyor

THY ve Optimist Yayın Grubu işbirliğiyle hazırlanan Türk Hava Yolları Yayınları büyümeye devam ediyor.

THY’nin kitap filosu da genişliyor!

thykitaplari_bloggorsel_yeni.jpg

 

big data @ work – Thomas Davenport

Büyük Teknolojik Dönüşüm – KEVIN KELLY

Contagious – Bir Ürünü Veya Fikri Popüler Yapan Nedir? – Jonah Berger

Disciplined Entrepreneurship – Başarılı Startup İçin 24 Adım – Bill Aulet

GERÇEK HAYATTA MBA – Jack Welch – Suzy Welch

Küresel Pazarları Kazanmak – Milton Kotler – Philip Kotler

Leading Digital – George Westerman – Didier Bonnet – Andrew McAfee

Mindware – Etkili Düşünme Araçları – Richard Nisbett

The Business of Influence – Philip Sheldrake

The CULTURE MAP – Erin Meyer

The Manager – Mike Carson

The Second Machine Age – Erik Brynjolfsson – Andrew Mcafee

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Enformasyon, Optimist, Reklam ve Pazarlama, Satış ve Pazarlama, Türk Hava Yolları Yayınları, Yönetim - Liderlik, Şirket İçi Eğitim, İnsan Kaynakları

DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE OYUNUN KURALLARI

Dijital Çağ İçin İşinizi Yeniden Kurgulayın

İş yapmanın kuralları değişti. Yeni dijital teknolojilerin yayılması ve yeni tehditlerin ortaya çıkması her sektörde iş modelleri ve süreçlerini dönüştürüyor. Dijital devrim iş yapmanın eski oyun kurallarını baştan aşağı değiştirdi.

Dijital çağa nasıl uyum sağlayıp dönüşebiliriz?

İnternetin yükselişinden önce kurulmuş şirketler ciddi bir zorlukla karşı karşıya: Dijital çağ öncesinde geçerli olan ve işleri büyütmeyi sağlayan temel kurallar ve varsayımlar artık geçerli değil. Buna karşılık, iyi bir haber verebiliriz: Değişim mümkündür. Dijital çağ öncesinden gelen şirketler yok olmaya mahkûm dinozorlar değildir. Yıkım onlar için kaçınılmaz bir kader değildir. Şirketler dijital çağda da büyümelerini sağlayacak dönüşümü gerçekleştirebilirler.

Dijital dünyaya uyum sağlayıp büyümeyi başaran şirketlerle bunu başaramayanlar arasındaki fark nedir?

Dijital dönüşüm, teknolojiyle değil, strateji ve düşünme biçimiyle ilgilidir. Dijital çağ için gerekli olan dönüşüm, şirketin bilgi teknolojileri altyapısını geliştirmekten çok stratejik yaklaşımını güncellemeyi içeriyor.

Sürekli dijital değişimin içinde hiçbir şirket müşterilere aynı değer önerisini sunarak ayakta kalamaz. Günümüzde değer yaratma ihtiyacı, bu değerin sürekli yeniden öğrenilmesi ve yeniden keşfiyle iç içedir. Bu durumda şirketin amacı müşteri için sürekli yeni bir değerin yaratılması olarak düşünülebilir.

Dijital devrim daha yeni başlıyor. Sürekli dalga dalga gelen yeni teknolojiler ve bunların sağladığı potansiyel karşısında dijital geleceğin şirketinizi veya herhangi bir sektörü nasıl etkileyeceğini öngörmek mümkün değildir. Ama hevesli ve meraklıysanız, her yeni değişim dalgasını müşterileriniz için yeni bir değer yaratmak için bir fırsat olarak kullanabilirsiniz.

David Rogers: Columbia Business School öğretim üyelerinden olan David L. Rogers, müşteri ağları üzerine çığır açıcı modeli ve dijital dönüşüm konusundaki çalışmalarıyla marka ve dijital strateji konusunda dünya çapında tanınmış bir liderdir. Daha önce yayınladığı üç kitabın arasında The Network Is Your Customer: Five Strategies to Thrive in a Digital Age da bulunuyor.

 

Dijital_Donusumde_Oyunun_Kurallari_K2

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Optimist

Nesnelerin İnterneti: Ütopya mı distopya mı?

3D yazıcılar ile ihtiyaç sahibi hastalar için kulak geliştirilen bir dönemdeyiz.

Drone’ların doğal afetlerde cankurtaranlara yol gösterdiği bir dönemdeyiz.

Robot arıların, bal arılarının sayılarının azaldığı yerde tozlaşma işlemini yapabilmesi için görevlendirildiği bir dönemdeyiz.

Bileğimizdeki Fitbit’in buluta aktardığı veri sayesinde egzersiz ve sağlıkla ilgili istatistiklerimizi anbean takip edebildiğimiz bir dönemdeyiz.

Çantamızda bir adet kitap taşıyabilirken, e-kitap sayesinde yüzlerce kitapla gezinebildiğimiz bir dönem bu.

Yollarda arabaların insansız hareket etmeye başladığı; bir zaman sonra otonom araçların, yüzde 70-80’i insan hatasından kaynaklanan kazaları neredeyse tamamen ortadan kaldıracağı bir dönem…

Teknoloji bizim için burada. Hayatı kolaylaştırıyor.

Daha da kolaylaştırmaya devam edecek.

Screen Shot 2017-04-10 at 10.22.18.png

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) sayesinde artık insanlar ve makineler birbirine gitgide daha bağlı hale geliyor. Etrafımızdaki her eşya bu internet bağlantısı ile “akıl”lanıyor. Önce telefonlarımız akıllandı, sonra kitaplarımız, sonra kolumuzdaki saatler. Bu arada buzdolapları, panjurlar, ışıklar akıllı hale geldi. Telefonlarımız kumanda işlevi görmeye başladı, ödeme aracı işlevi görmeye başladı, içeride uyuyan bebeğimizi gözleyebildiğimiz kamera haline geldi, harita haline geldi, bilgiye en kısa yoldan gerçek zamanlı ulaşmamızı sağlar hale geldi. Kontrol her zaman bizde. Etrafımızdaki nesneleri yalnızca kullanmıyoruz, onları aynı zamanda yönetiyoruz da. Bunun bir adım ötesi ise, MIT Bilgisayar Bilimleri ve Yapay Zekâ Laboratuvarı kıdemli araştırmacısı David Clark’ın belirttiği gibi,

“Cihazların kendi iletişim kalıplarını ve sosyal ağlarını geliştirerek kendini kumanda edip çalıştırabileceği, kendi kararlarını kendi verebileceği bir dünya…” (s.181)

 

Bu bir ütopya mı?

Yeniden başlıyoruz:

3D yazıcılar ile illegal yollardan silah ya da ev yapımı bombaların üretilip toplu kıyımların yapılabileceği bir dönemdeyiz.

Drone’ların hırsızlık, gözetleme, biyolojik silah taşıma için kullanılmasına mani olamayacağımız bir dönemdeyiz.

Robot arıların, kötü niyetli kişilerin egemenliğinde kullanılması ile sentetik virüslerin tüm ülkeye rahatça yayılabileceği bir dönemdeyiz.

Bileğimizdeki Fitbit’in buluta aktardığı veri sayesinde egzersiz ve sağlıkla ilgili istatistiklerimizi takip ve analiz eden işverenlerin, sağlık risklerimizden ötürü bizi işe almayacağı ya da hak ettiğimiz terfiyi vermeyeceği bir dönemdeyiz.

Çantamızda istediğimiz kitabı taşıyabiliyorken, telif haklarından ötürü elektronik piyasadan çekilen bir kitaba artık hiç ulaşamayacağımız bir dönemdeyiz.

Yollarda arabaların insansız hareket etmeye başladığı; bir zaman sonra otonom araçların, yüzde 70-80’i insan hatasından kaynaklanan kazaları neredeyse tamamen ortadan kaldıracağı, ancak olası bir hatada yüzlerce aracın birbirine girip yeryüzünün en büyük çaplı trafik kazalarına neden olabileceği bir dönemdeyiz.

 Suçlular gelişen her teknolojiyi istismar etmek için hazırda bekliyor. (s.171).

Teknoloji suçlular için burada. Hayatı tehlikeli hale getiriyor.

Daha da tehlikeli hale getirmeye devam edecek.

 

Bu bir distopya mı?

Screen Shot 2017-04-10 at 10.23.16.png

Bunu zaman gösterecek. Öyle görünüyor ki; siber suçlar, toplumsal uyuşmazlıklar, hukuki açıklar, politik anlaşmazlıklar, ekonomik dengesizlikler hızla ilerleyen teknolojinin yarattığı kaosun doğurduğu en büyük problemlerden olacak. Fakat diğer bir açıdan bakılınca da nesnelerin interneti yaşamlarımızı çarpıcı biçimde zenginleştirip geliştirecek: Daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmemize, sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanıp hastalıkların önünü çok daha kolay almamıza yardım edecek. Endüstriyel makinelerin daha etkin ve verimli çalışmasına, evlerde ve işyerlerinde çok daha çevre dostu ve enerji verimliliği yüksek uygulamaların kullanılmasına; hatta akıllı makinelerin, olası siber saldırıları öğrenip kendilerini koruyabilir hale gelmesine yardım edecek (s. 194).

Mobil teknoloji her şeyi nasıl değiştiriyor?

Son on yılda dijital teknolojiler dünyayı değiştirdi. İnsanların iletişim kurma, birlikte çalışma, alışveriş yapma, tatil rezervasyonu yaptırma ve finansal durumlarını yönetme ve benzeri birçok şeyi yapma şeklini değiştirdi. Mobil teknolojiler bu devrimin merkezinde yer alıyor. (s. 43)

7.5 milyar nüfuslu dünyada neredeyse 5 milyar kişi cep telefonuna sahip ve dünya nüfusunun neredeyse yarısı akıllı telefon kullanıyor.1 Bilişim danışmanlığı firması Gartner’a göre internet faaliyetlerinin yarısından fazlası mobil cihazlar aracılığıyla yapılıyor. (s.45) Bulut bilişim sayesinde farklı cihazlar arasında veri, fotoğraf ve doküman alışverişi ve senkronizasyon yapma imkânı ortaya çıktı. Şimdilerde telefonumuzdaki Passbook uygulaması ile check-in sırasına girmeye gerek kalmadan e-biletimizi okutup uçağa gidebiliyoruz, içtiğimiz kahve için para vermek yerine Bluetooth özelliğini açıp Beam uygulaması ile elimizi cebimize götürmeden ödememizi bir saniyede yapabiliyoruz.

İlerleyen yıllarda ise akıllı telefonlarımız koku ve tat alma duygusu da kazanacak. Böylece telefonlar ses çıkarmamaları gereken durumları anlayacak ya da yiyeceklerin bozulduğunu tespit edebilecek. (s.62) Yani sayıları gitgide artan bağlı cihaz ve sistemler yaşam tarzımızı, çalışma şeklimizi ve etkileşme biçimimizi hayal edemeyeceğimiz kadar derinden etkileyecek.

Sistemler akıllanırken biz aptallaşıyor muyuz?

Screen Shot 2017-04-10 at 10.25.01.png

Siz de hesap makinesini bile sizi dört işlemi ezberden yapamaz hale getirdiği için kullanmayanlardansanız, daha da vahimi, benim gibi eşinin telefonunu bile ezbere bilmeyenlerdenseniz (telefonumda var, neden ezberleyeyim, değil mi?) günümüz teknolojilerine daha dikkatli yaklaşmanızda fayda var. Tabii işin bir de yol tarifi boyutu var, oraya hiç girmeyeyim… Peki neden böyle oluyoruz? Teknoloji bizim hayatımızı kolaylaştırmak, kendimize daha kaliteli zaman ayırmamız için varken biz neden önemli numaraları hatırlayamaz olduk, şu fitness bilekliği her türlü desteği vermesine rağmen git gide neden daha tembel hale geliyoruz? Görünen o ki, cihazlar bizim yerimize ne kadar iş yaparsa, biz de doğal ritmimizle o kadar az temas ediyoruz ve bedenimizle zihnimizi daha az çalıştırıyoruz. (s.157)

Yoksa neden sağdaki yol kapalı olmasına rağmen navigasyon öyle buyurdu diye o yola girmeye zorlayalım, değil mi? Güncellenmesi gecikmiş cihaza kendi gözlerimizden daha çok inanmamız sizce de biraz ürpertici değil mi? Sizi bilmem ama bence Malcolm Gladwell’in bir kitap yazmasına ve otomasyona fazlaca bel bağladığımız bu günlerde gözle görülür tehlikeden kaçınmamız gereken yerde neden beceriksizleşmeyi seçtiğimiz ile ilgili olarak bizi aydınlatmasına ihtiyacımız var. İşin aslı, beynimiz bir şekilde en kolay ve en keyif verici yoldan iş yapmaya yöneliyor, fakat gördüğünüz gibi “en kolay” her zaman “en iyi” anlamına gelmiyor. Görünen o ki, beynimiz yeni teknolojiye ayak uydurmak için bir şekilde evrimleşecek, ancak bu zekâmızda ilerleme anlamına mı gelecek gerileme anlamına mı, bunu şimdilik bilmiyoruz.

Bildiğimiz, dünyayı tamamen değiştirecek gibi görünen teknolojiyi yeni dünyamızı inşa etmek için kullanabilecek olduğumuz. Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu inşa etmektir.

Hatırlarsanız, Büyük Teknolojik Dönüşüm kitabında Kevin Kelly de, içinde bulunduğumuz dönemin değerini bilmemiz ve ondan azami oranda faydalanmamız gerektiğini söylemişti. “Bugün, şu an, işe başlamak için en iyi zaman…” demişti.

O halde…

Şimdi geleceği inşa etmeye başlamanın tam zamanı!

Nesnelerin İnterneti, Optimist’ten. Keyifle, ilgiyle okuyunuz.

Irmak Parlat

1: https://wearesocial.com/uk/blog/2017/01/digital-in-2017-global-overview

nesnelerin_interneti_k2

Yorum bırakın

Filed under Araştırma - İnceleme, Dijital Çağ, Enformasyon, Irmak Parlat blog yazıları, Optimist

NESNELERİN İNTERNETİ

nesnelerin_interneti_k2

Nesnelerin interneti dendiğinde hepimizin aklına teknoloji merkezli bir dünya gelir. Bu dünyada otomatikleştirilmiş evlerde yaşayacak, ağ tabanlı yollarda akıllı araçlar sürecek, etkileşim açısından oldukça gelişmiş mağazalardan alışveriş yapacak, sağlığa temel yaklaşımımızı yeniden tanımlayacak sağlık ve zindelik ürünlerine bağlanacağız. Ve günlük yaşantımızda zihnin sınırlarını zorlayan birçok farklı akıllı sistem kullanacağız.

İş dünyası, teknoloji ve internet üzerine yazılarıyla tanınmış Samuel Greengard’ın Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Yayınevi tarafından yayınlanan Nesnelerin İnterneti kitabı bizi işte bu dünyaya davet ediyor.

Kitabın birinci bölümü kişisel bilgisayarlar ve internete ayrılmış. İkinci bölümde mobil teknolojiyle bulut bilişimin bağlantılı bir dünyayı desteklemek için oluşturduğu çerçeve aktarılıyor. Üçüncü bölüm endüstriyel internet ile makineler arası iletişimi konu alıyor.

Dördüncü bölümde dünya ile etkileşimimizi yeniden tanımlayan akıllı tüketici ürün ve hizmetlerinin gittikçe genişleyen yelpazesine bir göz atılıyor. Beşinci bölümde nesnelerin internetinin inşa sürecinde karşı karşıya olunan teknik zorluklara ve uygulama problemlerine değiniliyor.

Altıncı bölümde bağlantılı dünyanın geniş kitlelerin işsiz kalması, suç oranlarının artması, dijital yaşam çılgınlığı, güvenlik ve mahremiyet gibi sorun-risk ve kaygıları dillendiriyor. Son bölüm ise uzun vadede nesnelerin internetinin toplumu nasıl etkileyeceği üzerine tahminlere, 2025 yılıyla ilgili olası senaryolara ayrılmış.

Kısaca, Nesnelerin İnternetinde Samuel Greengard bizi belirlemekte olan bu dünya ile tanıştırıyor. Teknoloji konularında uzman olmasak bile hem kişisel, hem toplumsal hem de iş hayatımız açısından nereye doğru gittiğimiz hakkında fikrimiz oluşuyor.

Yorum bırakın

Filed under Dijital Çağ, Optimist, İş - Yönetim