Optimist Newsletter Mart sayısı yayınlandı!

Optimist_Bulten_Mart_2019-1.jpg

Optimist Yayın Grubu olarak, uluslararası kaynaklardan derlediğimiz
Optimist Newsletter Mart sayısı yayınlanmıştır.

Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirseniz, daha zengin içerikler oluşturma imkânı bulabiliriz.

Bülteni okumak için lütfen aşağıdaki linke tıklayın.

Optimist_Bulten_Mart_2019

Optimist Newsletter Şubat sayısı yayınlandı!

Optimist_Bulten_Subat_2019.jpg

Optimist Yayın Grubu olarak, uluslararası kaynaklardan derlediğimiz
Optimist Newsletter Şubat sayısı yayınlanmıştır.

Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirseniz, daha zengin içerikler oluşturma imkânı bulabiliriz.

Bülteni okumak için lütfen aşağıdaki linke tıklayın.

Optimist_Bulten_Subat_2019

 

Yapay Zekâya Bakışımızı Değiştirmeliyiz

1

Yapay zekâ 21. yüzyılın en önemli gelişmelerinden biri. Siz de Sinovation Ventures ve Yapay Zekâ Enstitüsü Başkanısınız. Google China’nın kurucususunuz. Son çıkardığınız Yapay Zekâ ve Yeni Dünya Düzeni adlı kitabınızda ana temalar neler?

Yapay zekânın potansiyel etkilerinin ve faydalarının farkındayız. Gelecekte yapay zekânın pek çok sektörde çok daha önemli hale geleceğini öngörebiliyoruz. Mevcut işlerin yüzde 40’ının akıllı makineler tarafından yapılabileceği tahmin ediliyor. Böyle bir durumda iş dünyası, tarih ve ekonomi perspektifinden olaya bakmak gerekiyor. Ben yapay zekânın tekeli haline gelen ülkelerde, yani hem Çin’de hem de ABD’de önemli tecrübeler kazandım. Amacım, Çin’in bir teknoloji gücü olarak ortaya çıkışından öğrenebilecek dersleri ortaya koymaktı. Elbette Çinli girişimciler başlarda kavgacı, şüpheli yöntemler kullandılar. Ancak teknoloji sektörü çok daha meşru bir düzleme doğru evrildi ve dünya internet sahasında önemli bir yere geldi.

Çinliler, devasa pazar verilerinden elde ettikleri geribildirimi hızla ürüne çevirebilecek bir inovasyon yöntemi geliştirdi. ABD’deki teknoloji şirketleri sert rekabetten kaçınıyor. Mesela Instagram gibi bir şey kurduğunuzda rakipleriniz şöyle diyor: “Tamam, ben de başka bir şey yaparım. Senin yaptığına benzer bir şey yapmak istemiyorum.” Çin’in süper-rekabetçi ortamında ise, insanlar bir fikir gördü mü hemen onu kopyalamaya meyilli. Bu Silikon Vadisini bire bir kopyalamak anlamına gelmiyor. Herhangi bir ülkede üretilmiş herhangi bir şeyin bir özelliği, işe yarıyorsa, o kopyalanıyor.
2Kopyalanma riskine karşı çok yüksek duvarlar inşa etmek zorundasınız. Bu da Silikon Vadisinde çok daha farklı bir iş modeli oluşmasına yol açıyor.

Rekabet avantajı kazanmak için start-up’ların çok karmaşık “kaleler” yaratmaları isteniyor.

Çin’in ticari teknolojisi ise bolca sermaye ve devasa müşteri tabanına dayanan, rekabetçi, öldür ya da öl zihniyetinden güç alıyor.

Amerikan iş dünyasının bu konu üzerinde çalışması gerekiyor. Yapay zekâ devriminin iki itici gücü olacak: Çin ve ABD. Başka bir kültürden yeni bir teknoloji devrimi beklememeliyiz.

Kitabınızda bu iki güç arasındaki “veri uçurumundan” bahsediyorsunuz.

Yapay zekânın hammaddesi veridir. Endüstriyel ekonomideki petrol neyse, yapay zekâda da veri odur. Bir yapay zekâ algoritmasının gelişmesini ve daha isabetli sonuçlar vermesini istiyorsanız onu veriyle beslemelisiniz. Bir yüz tanıma algoritmasına ne kadar fazla yüz gösterirseniz hata yapma riski o kadar azalır. Tıbbi tanı koyma algoritmasına ne kadar tıbbi kayıt verirseniz isabetli tanı koyma ihtimali o kadar artar.

Tabii her veri aynı değildir. Çin ve ABD’nin güçlü oldukları farklı veri alanları var. Kapsam, nitelik ve derinlik anlamında aradaki uçurum derinleşiyor. Kapsam, kullanıcı sayısı, veriye dönüştürülebilir nüfus hareketleri demektir. Nitelik, bu verinin ne kadar iyi yapılandırıldığı ve etiketlendiği anlamına gelir. Derinlik ise her kullanıcının faaliyetlerinin ne kadar farklı veri noktalarından yakalanabildiğiyle ilgilidir.

Çinli ve Amerikalı şirketler kapsam konusunda başa baş durumdalar. Amerikalı şirketlerin bir milyar yerli kullanıcısı olan Çin’e göre geride olduğunu söyleyebiliriz ama bu açığı dünya çapında yayılarak kapatmaya çalışıyorlar. Ancak nitelik konusunda Amerikalıların ileride olduğunu söyleyebiliriz. ABD’deki şirketler ve kuruluşlar verilerini hızla kullanmaya izin veren yazılım yapıları kullanıyor. Çin’dekiler ise bürokratik teşviklerle bu yolda daha hızlı yol almaya başladı. Yine de yapay zekâ kullanımına hazır veri toplama konusunda ABD’nin gerisinde.

Konu derinlik olduğunda ise Çin’in üstünlüğü tartışılmaz. Çinli internet kullanıcıları günlük faaliyetlerinin çoğunda telefonlarını kullanıyor. Market alışverişinden fatura ödemeye, bilet almaktan banka kredisi çekmeye kadar her alanda telefon kullanılıyor.

Çizdiğiniz tabloda Avrupa’ya pek yer yokmuş gibi görünüyor. Avrupa, Amerikalıların teknoloji kolonisi haline mi geliyor?

Evet. İngiltere ve Fransa çok hevesli, Rusya da… Sizin de söylediğiniz gibi, Avrupa, ABD’nin kolonisi sayılır. Yine de Avrupa’da bir hassasiyet var. Mahremiyet için çıkarılan kanunlarla bunu görüyoruz.

Çinliler girişimcileri ticari teknoloji konusunda teşvik ediyor. Amerikalılar da aynı şeyi yapmaya çalışıyor ama devlet desteği sınırlı. Avrupa ise daha müşteri odaklı, verinin sahipliğini ve kontrolünü bireylerin kendisine geri vermeye meyilli.

3

Kitabınızda önümüzdeki dönemin en büyük meselelerinden birinin işlerin kaybedilmesi olacağını söylüyorsunuz.

Önümüzdeki 15 yılın baş ağrısı bu olacak. Bir iş kolundan diğerine devasa göçler göreceğiz. Tarımdan sanayiye geçişte olduğu gibi… Düşük ücretli, rutin işlerde bu daha yoğun yaşanacak. Ultra zenginler yapay zekâ sayesinde daha da fazla kazanacak. Sosyal eşitsizlik derinleşecek.

Yapay zekânın el koyamayacağı işler genelde yaratıcı, “empatetik işler” olacak. Öğretmenlikten yaşlı bakımına kadar genişleyen bir yelpaze bu. Bu işleri geliştirmenin yanında toplumdaki algılarını da değiştirmek, itibar kazandırmak gerekiyor.

Peki yapay zekâyı partner olarak göreceğimiz günler yakın mı?

Yapay zekânın kullanılabileceği pek çok alan hayal edebilirsiniz. Yukarıda bahsettiğim işlerin hepsinde yapay zekâyı da partner olarak kullanabilirsiniz ama henüz erken çünkü bu işlere ödenen ücret düşük. Mesela bir risk sermayedarı muhtemelen asla bir yaşlı bakım şirketini fonlamaz. Daha çok katlanan ekonomik geri dönüşlerin olabileceği, Uber gibi şirketleri fonlar. Makineleri yaşlı bakımı konusunda eğittik diyelim. Bu işleri yapabilecek yapay zekâyı nasıl geliştireceğiz. Kazaları ve ölümleri nasıl engelleyeceğiz? Böyle bir işte fazla para yok.

Belki de işe insan algısını ve inanışlarını değiştirerek başlamalıyız. Belki bazı insanların uzun saatler çalışmasına gerek yoktur. Belki ileride çalışmak bugünkü kadar önemli olmayacak. Yaşlılara bakmanın önemli ve sorumlu bir davranış olduğunu düşünmeye başlarsak bunu yapanlara daha yüksek ücret ödeyebiliriz.

Yazar: KAI-FU LEE
Kaynak: Wired ve Washington Post

Yapay Zekânın ve Kuantum Bilgiişlemin Jeopolitiği

1

Günümüzde teknolojik gelişmenin en önemli iki alanı olarak Yapay Zekâ (YZ) ve Kuantum Bilgiişlem (KB) öne çıkıyor. Her iki alanda da bugün başı çeken ülkeler ABD ve Çin. Bu iki teknolojinin ortak özelliği ekonominin ve toplumsal yaşamın bütün dallarına nüfuz edebilecek ve derin dönüşümlere yol açabilecek nitelikte olmaları. Dolayısıyla bu iki alandaki gelişmeler devletler arasında ekonomik, askeri ve teknolojik bakımdan muazzam bir farklılaştırıcı kuvvet haline gelmekte ve yeni tür bir silahlanma yarışını tetiklemekte, bu da sonuçta YZ’nin ve KB’nin ilerleme hızını daha da artırmaktadır.

YZ’nin ve KB’nin genişliği, bu iki teknolojinin savunma, diplomasi, istihbarat, ekonomik rekabet gücü, sosyal istikrar ve enformasyon ortamını etkileme yeteneği dikkate alındığında, YZ ve KB geliştirme ve uygulamasına en atak şekilde yatırım yapacak ülkenin ekonomik bakımdan en güçlü ülke haline gelmesi olasıdır.

2

Makine öğrenmesi yeni muharebe türleri ortaya çıkaracaktır. Siber saldırının ve siber savunmanın gelişkin biçimlerinin yanı sıra otonom ve yarı otonom silahların çeşitli biçimleri geliştirilecektir. Bunlara en erken ve atak şekilde yatırım yapan ülkenin askeri üstünlük elde etmesi mümkün olabilecektir. YZ’nin daha genel amaçlı biçimleri, bilimsel ve teknolojik araştırmaları hızlandıracaktır. Bu sayede, sözgelimi enerji üretimi için bir füzyon reaktörü geliştirmeyi başaran ülke muazzam bir avantaj sahibi olacaktır. Belli bir ülkenin kahredici bir teknolojik üstünlük elde etmesi söz konusu olabilecektir.

İkinci kuantum devrimi

İlk kuantum devrimi 20. yüzyılın başlarında kuantum teorisinin ortaya çıkmasıyla gerçekliğin doğasına ilişkin sırları açığa çıkarmıştı. Şimdi ikinci kuantum devrimine tanık oluyoruz ve söz konusu teori dönüştürücü teknolojilere uygulanmaya başlıyor. Kuantum teknolojisinde gelişme bir dizi önemli alanda sıçrama vaat ediyor. Bilgiişlem gücünde üssel büyüme makine öğrenmesinde ve karmaşık simülasyon uygulamalarında sıçrama yaratabilecek. Kriptografiyi ve iletişimi de radikal şekilde dönüştürebilir. Şifrelemenin en yaygın biçimlerini çözmek kolaylaşırken enformasyonu şifreleme imkânları çok gelişecektir. Kuantum duyulamayla meteoroloji ve navigasyon mükemmelleşebilir.

2016’da Çin ilk kuantum uyduyu fırlattı. Böylece bugün Çin ile Avrupa arasında kuantum şifrelenmiş görüntülü arama yapılabiliyor. ABD’de de Temsilciler Meclisi Ulusal Kuantum İnisiyatifi yasasını çıkardı. Beyaz Saray Eylül başında topladığı kuantum zirvesiyle bilim ve enerji alanında kuantum araştırmalarında yeni girişimler başlattı.

Kuantum iletişim altyapısının genişlemesi enformasyon güvenliğini iyileştirecek. Kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarlardan daha üstün olduğu noktaya gelindiğinde değişim hızlanarak artacak.

Bu alanlarda geri kalmak, diğer ülkeler için bir risk oluşturacaktır. Geçmişte petrolün veya nükleer teknolojinin bunlara sahip olan ülkelere ne kadar büyük avantajlar sağladığı düşünülürse 21. yüzyılın temel farklılaştırıcı teknolojisi olarak YZ ile KB’nin kazanacağı jeopolitik önem daha iyi anlaşılır.

İki kutuplu dünya

Bugün dünya yeni bir iki kutuplu savaş dönemine girmiş gibidir. YZ ve KB alanlarında bir silahlanma yarışı yaklaşıyor ama bu geçmişteki savaş gemilerindeki ya da nükleer silahlardaki yarıştan farklı olacak, çünkü bu teknolojiler çok farklılar, kaldı ki donanımdan çok yazılımdan oluşuyorlar. Sadece askeri bir yarış değil bu yani. Bu teknolojilerin sivil ve askeri kullanımları arasındaki ayrım çizgisi giderek daha bulanık olacak.
Bugün sadece ABD ile Çin büyük YZ şirketlerine sahip bulunuyor: Google, Apple, Amazon, Facebook ile Baidu, Tencent ve Alibaba. Çin’in YZ stratejisinin en zayıf yanı, şu anda yarı iletkenler. Çin’in yarı iletken firmaları ABD, Güney Kore ve Tayvan firmalarına kıyasla çok daha küçük. Çin’in çip endüstrisi ABD’ninkinin ancak dokuzda biri kadar.

Techonomy dergisinin genel yayın yönetmeni David Kirkpatrick, “YZ ve Çin” başlıklı 3 Ağustos tarihli yazısında, “Çin temel bilgi işlem atılımları bakımından ABD’nin gerisinde olmakla birlikte çok sayıda akıllı bilgisayar mühendisine sahip ve ayrıca bir de kimsede olmayan muazzam bir avantajı var” diyor. Bu da Çin internetinin yarattığı verinin benzersiz büyüklüğü.
Kim en yeni YZ yazılımını eğitmede kullanılacak en çok veriye sahipse onun için YZ daha hızlı ilerleyecektir. Bu veriye de en çok Çin sahip.

Çin’de hemen hemen bütün günlük işlemlerinde akıllı telefon kullanan yüz milyonlarca tüketici var. Mobil ödemeler, kamu hizmetleri, finansal yönetim ve paylaşılan mobilite verileri bir araya getirilebildiği için Çin şirketleri kullanıcılarına ilişkin çok daha derin ve çok boyutlu bir resim elde edebiliyor. YZ algoritmaları bireylere özel öneri getirebiliyor. Bu YZ’nin Çin ekonomisine nüfuzunu hızlandırıyor.

3

Yapay zekâ ve Çin’in yükselişi ve Avrupa

Google’ın eski Çin temsilcisi ve Yapay Zekâ ve Yeni Dünya Düzeni başlıklı kitabın yazarı Kai-Fu Lee, YZ yarışmasının Çin ya da ABD dışında kalan ülkeler için ne anlama geleceğini şöyle özetliyor: “Bu ülkeler halklarını yoksulluğa mahkûm etmek istemiyorlarsa, kendilerine en çok YZ yazılımı sağlayan ülke hangisiyse–Çin ya da ABD–ekonomik bağımlılıklarının koşullarını onunla müzakere etmek zorunda kalacaklardır. O ülkenin YZ şirketlerinin kendi ülkelerindeki kullanıcılardan kâr sağlamaya devam etmesine izin vermeleri karşılığında, halkları için refah sübvansiyonları sağlayacaklardır. Yeni jeopolitik ittifakları bu tür ekonomik düzenlemeler biçimlendirecektir.”

Buna karşılık WorldPost yayın yönetmeni Nathan Gardels ABD Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya’da ağır basarken Çin’in giderek Güneydoğu Asya, Afrika ve bir ölçüde Güney Amerika’da öne çıkmaya başladığını vurguluyor.

Yapay zekâ bakımından bugün ABD’nin teknoloji imparatorluğunun sömürgesi konumunda olan Avrupa eğer oyunda yer almak istiyorsa kendi yolunu kendisinin çizme yeteneğini tedavi etmelidir. YZ’ye kendi damgasını vurmalıdır. 27 Eylül günü Washington Post‘da yayınlanan “Avrupa için kalk borusu” başlıklı yazılarında Nicholas Berggruen ile Nathan Gardels, Avrupa için en umut vaat edici perspektif ABD ve Çin’den farklı bir yol izlemek olabilir diyorlar. Avrupa kaynaklarını internetin mucidi Tim Berners Lee’nin interneti yeniden ademi merkezileştirme önerisini desteklemeye ayırmalıdır. Böylece dijital getirinin daha adil dağılımını ve kişisel verilerin kontrolünün büyük teknoloji şirketlerinden bireylere geçmesini sağlamış olur.

Veri toplamayı kıtanın kültürüne bağlı olarak kısıtlayarak Avrupa, YZ’nin gelişimini gerek Çin’de gerekse Silikon Vadisinde de ana odak noktası olan tüketici pazarlamasından çok daha sosyal bir yöne yöneltebilir. Avrupa ayrıca temel bilimlerde sahip olduğu avantaja dayalı bir rekabet yolunu seçebilir. Avrupa ülkeleri tıpkı dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısını yaratmak üzere bir araya geldikleri gibi insan becerilerinden daha üstün süper zeki makinelere en önce ulaşma projesinde de bir araya gelebilirler.

Optimist Newsletter Ekim sayısı yayınlandı!

Optimist_Bulten_Ekim_foto

Optimist Yayın Grubu olarak, uluslararası kaynaklardan derlediğimiz
Optimist Newsletter Temmuz sayısı yayınlanmıştır.

Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirseniz, daha zengin içerikler oluşturma imkânı bulabiliriz.

Bülteni okumak için lütfen linke veya fotoğrafın üzerine tıklayın.
Optimist_Bulten_Ekim2018

Optimist Newsletter Eylül sayısı yayınlandı!

optimist-newsletter-eylul2018

Optimist Yayın Grubu olarak, uluslararası kaynaklardan derlediğimiz
Optimist Newsletter Temmuz sayısı yayınlanmıştır.

Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirseniz, daha zengin içerikler oluşturma imkânı bulabiliriz.

Bülteni okumak için lütfen linke veya fotoğrafın üzerine tıklayın.
Optimist_Bulten_Eylul2018

Temmuz ayına ait Optimist Newsletter yayınlandı!

opimist-bulten-image1s

Optimist Yayın Grubu olarak, uluslararası kaynaklardan derlediğimiz
Optimist Newsletter Temmuz sayısı yayınlanmıştır.

Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirseniz, daha zengin içerikler oluşturma imkânı bulabiliriz.

Bülteni okumak için lütfen linke veya fotoğrafın üzerine tıklayın.
 Optimist_Bulten_Temmuz2018