Gürültücü Kalabalığa İnat Sakin Kalabilenlerin Öyküsü

Dışadönüklük, muazzam cazip bir kişilik tarzı ama bunu ayak uydurmak zorunda hissettiğimiz baskıcı bir standarda dönüştürdük.

Oysa sakinler olmasaydı dünyanın nelerden mahrum kalacağına bir bakın: Yerçekimi teorisi, izafiyet teorisi, Chopin’in noktürnleri, Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’si, Peter Pan, 1984 ve Hayvan Çiftliği, Charlie Brown, E.T., Google, Harry Potter…

Susan Cain, konuşmadan duramayan bir dünyada içedönüklerin gücünü, -birçok farklı otorite tarafından hazırlanan- 2012’nin en çok okunan kitapları listelerinde birinciliğe doymayan kitabı Sakinler de Kazanır’da (Quiet) tüm dünyaya anlatıyor.

Fast Company tarafından belirlenen 2012’nin en iyi 12 iş kitabı arasında birinci sırada bulunan Sakinler de Kazanır ayrıca Goodreads.com‘un okur oylarıyla kazananı belirlediği Best Book of 2012 – Goodreads Choice Awards‘ın da galibi oldu. People dergisinin de 2012’nin en iyi kitabı olarak belirlediği Sakinler de Kazanır, Ekim 2012’de Türkçede yayınlandı.

Salih Seçkin Sevinç anlatıyor: Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya

 

Salih Seçkin Sevinç kitabı Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya’nın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor.

Aydan Çelik Bi Tur Versene’yi Okurları İçin İmzalıyor!

DADA“Bisikletin selesine oturan her canlı vuslata ermiş âşık misali kör olur. Ve dünyayı, olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi görür.” 

Aydan Çelik, bisiklet üzerinden gördüğü dünyayı Bi Tur Versene‘de çizdi-yazdı. Anladık ki; bisiklet bir zaman makinesidir; üstüne oturunca seni çocukluğuna götürür, zihin açar.

Şimdi biz, 10 Aralık Pazartesi saat 19:00‘da, Dada‘da buluşuyoruz. Aydan anlatıyor biz dinliyoruz, biz anlatıyoruz Aydan çiziyor. Yiyoruz, içiyoruz, muhabbet ediyoruz ve çocukluğumuzdan bugüne pedal çeviriyoruz.

Sizi de bekliyoruz!

(Etkinliğin facebook sayfası için görsele tıklayınız.)

Detaylı bilgi için: www.dadaistanbul.com

Optimist ve TOÇEV İşbirliğiyle Bu Yıl Çocuklar Daha Çok Kitap Okuyacak!

Öyle bir dünya düşünün ki, aldığınız her kitap karşılığında bir kitap da, onları hiç okuma imkânı bulamamış bir öğrenciye ulaşıyor…

Optimist Kitap ve TOÇEV işbirliğiyle, 2013 yılının Ocak ve Şubat ayı boyunca kendinize ve sevdiklerinize hediye edeceğiniz her kitap bir çocuğa yeni bir dünyanın kapılarını açacak. Kampanya dahilindeki kitaplardan herhangi birini %30 indirimle satın aldığınızda, bir çocuk kitabı TOÇEV çocuklarına veya bir çocuk gelişimi kitabı onların ailelerine gidiyor. Kampanyamıza katılın, hediyenizi ve mutluluğu ikiye katlayın!

Hediye paketinde hangi kitaplar var?

(Kitaplar hakkında detaylı bilgi için kapak görseline tıklayınız)

Kilit Fikirler

Hediye alacağınız şanslı kişi felsefe ve psikolojiye meraklı bir kitap kurdu mu? O halde ona Kilit Fikirler Seti’ni armağan edin; Marx, Nietzsche, Freud ve Jung’un fikirlerini bugüne taşıyan kilit noktaları çözerken yaşayacağı serüvene ortak olun!

Sorumluluk DevrimiKahramanımız bir doğa dostu ve ekolojik sorunlar ve çözümleri odaklandığı konular arasında mı? O zaman, “Attığımız her adımda, aldığımız kararların bizden sonraki yedi kuşak üzerindeki etkisini hesaba katmak zorundayız.” düsturuyla yola çıkan Jeffrey Hollender ve Bill Breen’in kaleminden Sorumluluk Devrimi kesinlikle ilgisini çekecek!

YönetimBüyük Değişimler Çağında YönetimDrucker ve LiderlikEtkin Yöneticinin Seyir DefteriYoksa o bir yönetici ya da yönetici adayı mı ya da tam bir lider olarak doğmuş ama henüz farkında mı değil? Size önerimiz, yönetim biliminin kurucusu Peter Drucker’ın yüz yıl öncesinden bugüne ışık tutan, birbirinden değerli kitaplarından oluşan Drucker Kitaplığı! (Dizinin tüm kitapları kampanyaya dahildir)

Mutfak Okulunda Öğrendiğim 101 ŞeyFilm Okulunda Öğrendiğim 101 Şey

Moda okulunda Öğrendiğim 101 Şey

İşletme Okulunda Öğrendiğim 101 Şey

Küçük tüyolarla büyük işler başaran bir meraklı mı? 101 Şey Dizisi; mutfaktan sinemaya, modadan işletmeye sihirli ipuçlarıyla tam ona göre. Bu dizide hayatı kolaylaştıracak yüzlerce öneri saklı!

Bebeğiniz Sizinle Konuşuyor

Anne Babanın Sihirli Sandığı

Haydi Oynayalım

Karşınızdaki bir anne-baba ya da anne-baba adayı ve yavrusuyla ilişkisinde en doğru tavsiyelere ihtiyacı var; o zaman Aile Kitaplığı’na bir göz atın: Bebeğiniz Sizinle Konuşuyor, Anne Babanın Sihirli Sandığı, Haydi Oynayalım; biri mutlaka onun için!

Bi Tur Versene

O tam bir maceracı, doğa dostu bir bisikletsever ve sanata da meraklı; o zaman, Aydan Çelik’in bisiklet yazıları ve çizilerinden oluşan Bi Tur Versene isabetli bir tercih!

Hediye paketi kampanyamız sadece doğrudan yayınevimizden yapılan alışverişlerde geçerlidir. Kitapları %30 indirimle satın almak için bizimle aşağıdaki numara ve adresten iletişime geçebilirsiniz.

Deniz Bektaş Çelik – Satış ve Pazarlama Müdürü

0.216.412 72 13 / 125

e-posta: optimist@optimistkitap.com

TOÇEV: Türkiye’nin çeşitli illerinde maddi yetersizlik nedeniyle okuyamayan çocuklara bütün eğitim hayatları boyunca maddi-manevi destek vermekte ve çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. 1994 yılında kurulan TOÇEV, Türkiye genelinde 12 ulusal proje yürütmektedir. TOÇEV faaliyetleri ve projeleriyle beş milyon çocuğa dokunmuştur. 2012 yılında başlattığı “Farkında mısınız? Dokunuyoruz!” konseptli tanıtım kampanyasıyla toplumda sosyal sorumluluk bilincini artırmayı hedefliyor.
TOCEV yazarak 5944’e mesaj atarak 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.
Daha fazla bilgi için www.tocev.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

İyi Lider Performans Yükseltir

Harvard Business Review’un en seçme makalelerinin yer aldığı “Mutlaka Okunması Gereken 10 Kitap” dizisinin ilki “The Essentials” (Esaslar) Türkçeye çevrildi.

19360_151_1Kitabı sadece profesyonellere değil; iş hayatının her kademesindekilere tavsiye ediyorum. Başarıya götürecek altın değerinde bilgiler içeriyor

Harvard vardı da biz mi okumadık” diyenlerin bahanesi kalmadı. Dünyaca ünlü Amerikan Harvard Üniversitesi’nin kendisi kadar meşhur Harvard Business Review (HBR) dergisinde yer alan ve ses getiren makalelerden oluşan kitaplar dizisi, nihayet Türkçe’ye çevrildi.

Dünyaya ve şirketlere yön veren liderlerin okuduğu Harvard Business Review Dergisi, değişen dünyada yeni işletme teknikleri, yükselen ekonomiler, liderlik gibi konularda “akıllı” (smart) makaleleriyle profesyonellere 90 yıldır ışık tutuyor. Yeni müdür olanlara, deneyimli yöneticilere, yükselen liderlere pratik fikirler veriyor. Yılda 10 kez yayınlanan derginin satış rakamı 250 binin üzerinde. Ayrıca Türkçe dahil 12 dilde çevirileri mevcut. Harvard Business Review son yıllarda iş çevrelerinde büyük sükse yapınca, dergi yönetimi de en iyi makalelerini tekrar ele alıp, bunlardan oluşan bir kitaplar dizisi basıp satmaya başladı. Bu seçkin koleksiyona “Okunması Gereken 10 Kitap” adı verildi. Oldukça da başarılı oldu. HBR’nin “Okunması Gereken 10 Kitap” dizisinin ilki “Esaslar” (The Essentials) Optimist Yayınevi’nden Türkçe olarak çıktı.

327 sayfalık kitapta Harvard Business Review’da 1960’la 2010 arasında yayınlanmış 10 makale yer alıyor. “Makalelerin hiçbiri güncel değil” diyebilirsiniz ama hepsi çok iyi seçilmiş. Tartışılan liderlik ve yönetici eksikliği konuları şirketlerin hâlâ en büyük sorunu. Günümüz koşullarına bu kadar “cuk oturan” bir eseri son dönemde okumamıştım.

Kitaptaki makalelerin dikkat çekici başlıkları ise şöyle: Yıkıcı Değişimin Meydan Okumasını Göğüslemek, Analize Dayalı Rekabet, Kendini Yönetmek, Lideri Lider Yapan Nedir?, Dengeli Sonuç Kartını İşe Yarar Hale Getirmek, İnovasyon, Değişimi Yönetmek, Pazarlama Miyopluğu, Strateji Nedir?, Şirketin Çekirdek Yetkinliği…

“Esaslar”, ilk bakışta, kapak ve içerik itibarıyla size biraz akademik bir çalışma gibi gelebilir. Her biri ortalama 30 sayfa civarındaki makaleleri kaleme alan kişiler neticede konularında uzman akademisyenler, profesörler. Ama makaleler kitabi değil, gerçekten somut bilgiler içeriyor. Üstelik son derece basit, sade bir dille yazılmışlar.

FİKİRLER ÖZETLENİYOR, PRATİĞE UYARLANIYOR 

Yukarıda başlıklardından da anlaşılabileceği üzere; herhangi bir şirkette dramatik bir değişim yaşandığında nasıl rekabet edileceği, analizin önemi, kişinin kendini tanıması, en iyi performansı hangi şartlarda göstereceğini anlaması, bütün liderlerin ortak noktası, şirket inovasyonlarının klasik tuzakları ve bunlardan nasıl sakınılacağı, neden birçok dönüşümün başarısız olduğu gibi konular işleniyor. Makaleler, tarihi kişiliklerin deneyimlerinden (Napolyon, Churchill, Eisenhower vs.) ya da bire bir şirket hatalarından bahsederek, gerçek olaylardan örneklemeler yapıyor.

Her makale ayrıca okumayı kolaylaştıran “Özet Fikir” ve “Pratik Fikir” adlı bölümlere/kutulara da sahip. Özet fikir bölümünde anlatılmak istenen fikrin, oldukça geniş ama madde madde ve tablolarla özeti veriliyor. Pratik fikir bölümünde ise nasıl hayata geçirilebileceği şirketlerden ve yaşanmış olaylardan örneklerle yine maddeler halinde anlatılıyor. Makalelerin birçoğu kendi içinde ayrıca mini makaleler içeriyor. Buralarda da “Duygusal Zeka Sonradan Öğrenilebilir mi?”, “Japon Şirketleri Stratejiyi Nadiren Düşünür”, “İnovasyondan Öğrenilecek Dersler”, “Gelişmekte Olan Sektörler ve Teknolojiler”, “İstatistiğin Yardımına Koşmak”, “Gelişmekte Olan Sektörler ve Teknolojiler” gibi başlıklar gözüme çarpanlardan bazıları…

İnovasyon-Klasik Tuzaklar makalesinde örneğin “Planlama ve denetim sistemine esneklik katın” diye bir bölüm var. Bana son derece mantıklı geldi. Çünkü beklenmedik olaylar, her atılımda yaşanır. Özel fonlar ayırmak gereklidir. “İlk bakışta çok küçük görünen fırsatları reddetmek, sadece yeni ürünlerin değerli olduğunu varsaymak” yine profesyonellerin yaptığı strateji hataları arasında sayılmış ki, son derece doğru. Bu bölümde, başarılı bir inovasyon yaparken yapılan stratejik hatalar sayılıyor. Bunlara çareler de üretiliyor.

“Lideri Lider Yapan Nedir?” makalesi ise şöyle başlıyor: “İş dünyasında herkesin son derece zeki, son derece becerikli bir yöneticinin, getirildiği liderlik konumunda başarısızlığa uğramasına dair duyduğu bir hikâye mutlaka vardır.

Olağanüstü olmamakla birlikte sağlam bilgi ve birikime sahip başka biri, benzer konuma atandıktan sonra hızlı bir yükseliş göstermesi de bilinen bir hikayedir.” Akademisyen yazar, Daniel Goleman, “Lideri Lider Yapan Nedir?” soruna şöyle cevap veriyor: “Liderlerin hepsi duygusal zeka denen şeye bir ölçüde sahiptir. Bundan IQ düzeyinin konu dışı olduğu sonucu çıkmaz.” Büyük liderleri küçüklerinden ayıran en büyük fark Goleman’a göre IQ ya da teknik beceriler değil, duygusal zekadır (EQ). En iyi liderlerin, hem kendi, hem de takipçilerinin performansını yükselten zeka becerileri vardır. Yazara göre bunlar öz-bilinç (kişinin kendi güçlü-zayıf yanlarını bilme), kendini ayarlama (kendini kontrol etme), motivasyon (başardığı işlerden zevk alma), empati ve sosyal becerilerdir (çalışma arkadaşlarıyla sosyal ilişkiler). Ve sıkı durun! Yapılan istatistikler yöneticileri duygusal zeka becerilerine sahip şirketlerin kâr paylarını yüzde 20 artırdığını saptamış.

OKUR MUSUN YOKSA DİNLEYİCİ Mİ?

Yine okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim kitaptaki bir başka makalenin başlığı ise “Kendini Yönetmek…” Yetmişin üzerinde yayınlanmış 34 kitabı bulanan yazar, öğretmen ve danışman Peter Drucker’a göre bir kişinin bilmesi gereken ilk şey “Okur mu, yoksa dinleyici mi olduğu”dur. Çok ilginç değil mi? Çok az insan kendisinin bunlardan hangisi olduğunu bilir. Örneğin eski ABD Başkanı Eisenhower, bir dinleyici değil de okur olduğunu asla bilememiş. Orduda generalken, basın toplantılarında kendisine sorulan sorulara gösterişli cümlelerle yanıtlar vererek kitleleri hayran bırakan Eisenhower; Başkan olduğunda basının alay konusu olmuş. Nedeni ise, Eisenhower’ın generalken basın toplantısında yöneltilecek soruları öncede istetip hazırlanması, Başkanken ise bu imkanı bulamayışı imiş. Başkan olduğunda, kendisine yöneltilen soruları hiçbir zaman doğru dürüst dinlemeyen, umursamayan Eisenhower, sürekli alakasız başka konular anlatmaya başlamış. Üstelik İngilizceyi anlamsız ve dilbilgisine aykırı cevaplarla da berbat edermiş. Eisenhower’in düştüğü bu durum aslında kendisinin, görevine okuyup da hazırlanan; dinlemekten zevk almayan bir insan tipi oluşundan ve bunun farkına varamamasından kaynaklanıyor.

Eisenhower’ın hemen arkasından seçilen Roosevelt ve Truman ise iyi birer dinleyici olduklarını bildiklerinden, basın toplantıları herkese keyif verirmiş.

GENERAL PATTON, İYİ BİR İKİNCİ ADAMDI 

Peter Drucker’ın kaleme aldığı “Kendini Yönetmek” makalesinde beni etkileyen bir başka bölüm de “Bazı insanların ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar en iyi, emir altındayken çalıştıkları gerçeği…” Yani ikinci adamların, birinci adam olduklarında başarılı olamadıkları. Makale; kişinin kendi ile igili bu gerçeği mutlaka bilmesi gerektiğini söylüyor. Örnek olaraksa İkinci Dünya Savaşı’nın Amerikalı büyük askeri kahramını General George Patton gösteriliyor. “Patton Amerika’nın en iyi birlik komutanıydı. Ancak bağımsız bir komuta görevi için önerildiğinde, Amerikan Genelkurmay Başkanı -ve muhtemelen Amerikan tarihinin en başarılı insan sarrafı- General George Marshall, ‘Patton Amerikan ordusunun şimdiye kadar yetiştirdiği en iyi emir subayıdır, fakat en kötü komutanı olacaktır’ demişti.”

Bazı insanlar, bir ekibin üyesi olduklarında işlerini en iyi şekildi yaparlar, bazılarıysa yalnızken bunu başarırlar. Bir liderin kendisine sorması gereken önemli sorulardan biri “Bir karar alıcı olarak mı, yoksa bir danışman olarak mı sonuçlar üretiyorum” sorusudur. Çünkü insanların büyük çoğunluğu, işlerini en iyi şekilde danışman olarak yerine getirir ama karar alma sorumluğunu ve baskısını üstlenemezler. Kitap bu gerçeği yüzümüze vuran daha birçok anekdotla dolu.

Profesyonelleri hedef alan, bana göreyse iş hayatındaki herkesin okuması gereken “akıllı iş yönetimi” bilgilerini toplayan Harvard’ın “Esaslar” kitabını, önemsediğim bazı makalelerden alıntılar yaparak anlatmaya çalıştım. Kitap söylediğim üzere kolay okunur, uzun olmayan, işin uzmanınca yazılmış 10 makeleden oluşuyor. Evden işe giderken, uçakta, trende ya da terminalde beklerken makele bazında okuyup biterebilirsiniz, benden söylemesi…

GÜNEY ÖZTÜRKVatan Kitap

Dilek Yıldırım Akgün kitabı Biri Beni Dinliyor’u anlatıyor…

 

Türkiye’nin önde gelen profesyonel koçlarından Dilek Yıldırım Akgün, Kasım 2012’de yayınlanan kitabı Biri Beni Dinliyor: Yaşanmış Koçluk Hikâyeleri‘ni anlatıyor…

Kitap hakkında detaylı bilgi için: İş Kitapları

Biri Beni Dinliyor Hakkında Ne Dediler?

“Bir akşam ilk sayfasını okuyarak başladığımda sabahın ilk ışıklarıyla kendimi son sayfada buldum. Sonraki akşam tekrar okudum, sonra bir daha okudum. Profesyonel hayata dair hepsi birbirinden kıymetli insani konular işleniyor bu diyaloglarda. Bu kitabı sonuna kadar, sonundaki sürprizle beraber okumanız lazım. Her bir hikâye profesyonel dünyanın “ben bütün problemlerimi kendi başıma anlar ve çözerim” diyen büyük çocukları için bedavadan tecrübe aktarımı. Bu hikâyelerin onları büyüteceği kesin.”

– Bahattin Aydın, AVEA İnsan Kaynakları Kıdemli Direktörü

“Bu kitap iyi geliyor okuyucusuna. Gerçekten bağ kurup kendine çıkarımlar yapıyor; okurken dönüşüp düşünebiliyor insan. Kitap içindeki öykülerden çok sevdiklerim oldu, çoğunun sonrasını, şimdisini merak ettim, en güzeli gülümsedim, umutlandım hayattan ve hepimizden yana.”

– Canan Ercan Çelik, Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Grup Başkanı

“Her türlü bilgiyi hazır haplar olarak almaya yatkın bir toplum, çok da fazla bilgi üretemiyor. Yeni bilgi üretebilmek, eski bilgileri özümsemekle, kendi düşünce sürecinden ve işleminden geçirmekle olabiliyor ancak. Bunu yalnız değil de bir KOÇ ile birlikte yapmak nasıl olur diye merak edenler bu kitaptaki yaşanmış örnekleri mutlaka okumalı.”

– Erdem Yurdanur, Bilgisayar Mühendisi, Mackolik.com Kurucusu

“Bir çırpıda okudum. Çok sürükleyici, akıcı, insancıl ve bizden… Ve tekrar anladım ki insan olmak, içinde rengârenk duygular ve bu duygular da ancak parçalar bir araya geldiğinde anlayabileceğimiz çok değerli resimler barındırıyor. Tecrübeli bir koç, şayet niyetiniz varsa bu resimleri bulmak, anlamak ve gerekirse yeni bir şekil vermek konusunda size dev bir ayna olabiliyor.”

– Güldem Berkman, Novartis Türkiye Ülke Başkanı

“Dilek Yıldırım Akgün’ün Biri Beni Dinliyor kitabını okurken Dinlemek-Anlamak-Empati değerimin ne kadar doğru bir seçim olduğunu bir kez daha anladım. Bunu bize hatırlattığı için Dilek’e teşekkür ediyorum. Hepimizin duyulmaya ihtiyacı var. Başkalarını dinlemeye ve anlamaya ayıracağımız her dakikanın da pozitif bir ilişkiye veya pozitif bir çözüme değer katacağı kesin. Günümüzde dünyanın pek çok pozitif katkıya ihtiyacı var; barış için, diyalog için, çözüm bekleyen sorunları için.”

– Ümran Beba, PepsiCo Asya Pasifik Bölge Başkanı

 

Dilek Yıldırım Akgün kimdir?

Koçluk alanında Türkiye’de liderlik yapan kişilerden biridir. İleri ve üst düzey eğitimlerini dünyanın en saygın koçluk okullarından biri olan The Coaches Training Institute’da tamamlamıştır. Certified Professional Co-Active Coach, Authorised Team Coach ve Certified Story Coach unvanlarına sahiptir.

 Akgün, profesyonel iş yaşamına 1985 yılında Unilever’de başlamış, daha sonra sırasıyla Elginkan HoldingGlaxoSmithKline ve Frito Lay‘de görev almış, çeşitli düzeylerde yöneticilik yapmıştır. İlgi Coaching’in kurucusu olup dört yüzden fazla yönetici ve birçok takımla koçluk sürecini yürütmüştür. ICF (International Coach Federation) Türkiye Uluslararası Koçluk Derneği’nin kurucu üyesi ve danışma kurulu üyesidir. Mesleğin etik standartlarda yürütülmesi ve gelişimini hedefleyen bu derneğin 2007 yılı Türkiye Başkanlığı’nı yürütmüştür. Koçluğa ve hikâyelere olan tutkusunu birleştirerek Biri Beni Dinliyor‘u yazmıştır. Evli ve bir çocuk annesidir.

Allen Shawn ve Sakinler de Kazanır

“Herkesin General Patton olduğu bir türün, tıpkı herkesin Vincent Van Gogh olduğu bir ırk gibi, muvaffak olması mümkün değildir. Gezegenin atletlere, filozoflara, seks sembollerine, ressamlara, bilimcilere ihtiyacı olduğunu düşünmeyi yeğliyorum; cana yakınlara, taşyüreklilere, acımasızlara ve ödleklere de ihtiyacı var.

Hayatlarını; köpeklerin tükürük bezlerinin hangi koşullar altında ne kadar su damlacığı salgıladığını araştırmaya adayabilen insanlara ihtiyacı var ve on dört heceli bir şiirde kiraz çiçeklerinin bıraktığı gelip geçici etkiyi yansıtabilen veya karanlıkta yatağına uzanmış, iyi geceler öpücüğü vermesi için annesini bekleyen küçük bir oğlan çocuğunun hislerinin incelenmesine yirmi beş sayfa adayabilen insanlara da ihtiyacı var… Doğrusunu söylemek gerekirse, olağanüstü kuvvetlerin varlığı, başka alanlarda ihtiyaç duyulan enerjinin onlardan uzağa yönlendirilmiş olmasını gerektirir.”

– Allen Shawn

Sakinler de Kazanır İçin Ne Dediler?

“Yumuşaklık güçlüdür… Bir başınalık toplumsal açıdan üretkendir… Mantığa aykırı bu önemli fikirler, ‘Sakinler de Kazanır’ı alıp sakin bir köşeye çekilmek ve parlak, düşünceleri kışkırtan fikirlerini sindirmek için çok sayıda nedenden birkaçı.”

Rosabeth Moss Kanter, Harvard İşletme Okulu’nda profesör, Süper Şirket’in yazarı

“Bu merak uyandıran ve iyi kaleme alınmış kitapta Susan Cain, içebakışın hikmetine dair güçlü bir savunu sunuyor. Aynı zamanda gürültülü kültürümüzün olumsuz tarafları hakkında bizi ustalıkla uyarıyor.”

Christopher Lane, Shyness: How Normal Behaviour Became a Sickness’ın yazarı

“Kırk yılın başında bize sarsıcı yeni bilgiler veren bir kitap çıkagelir. ‘Sakinler de Kazanır’ işte o kitap; hem sürükleyici hem de bilimsel. İş dünyası için muhtemel sonuçları da oldukça değerli. ‘Sakinler de Kazanır’ içedönüklerin nasıl etkin liderlik yapabileceği, etkileyici bir biçimde konuşabileceği, tükenmişlikten sakınabileceği ve doğru rolleri seçebileceği hakkında ipuçları sunuyor. Bu çekici, incelikle yazılmış ve iyi araştırılmış kitap alanındaki en iyilerden biri.”

– Adam M. Grant, Wharton İşletme Okulu profesörü

“Zekice, önemli ve etkileyici bir kitap. Cain, Amerika’nın Dışadönük İdeali’nin, bütün erdemlerine rağmen, çok fazla oksijen tükettiğini gösteriyor. Cain’in kendisi bunu açıklayacak en kusursuz insan; hoş bir zarafet ve açıklıkla bize, grubun dışında düşünmenin neye benzediğini gösteriyor.”

Christine Kenneally, The First Word’un yazarı

“Susan Cain’in anladığı – ve bu büyüleyici kitabı okuyanların takdir edecekleri – şey, psikolojinin ve hızlı hareket edip hızlı konuşan toplumumuzun fark etmekte geç kaldığı şeydir: Sessiz, düşünceli, utangaç ve içedönük olmanın yanlış bir şey olmaması değil sadece, aynı zamanda bu tür biri olmanın kendine has avantajları olduğu.”

– Jay Belsky, Kaliforniya Üniversitesi, İnsan ve Topluluk Gelişimi alanında profesör