Kendinizi Yönetmek

Kendinizi Yönetmek

Harvard Business Review 10 Must Reads

Yönetimle ilgili hiçbir şey okumadıysanız buradan başlayabilirsiniz!

İş dünyasında da değişmeyen tek şey değişimdir. Ya kendimizi buna adapte etmeli ya da demode olmayı göze almalıyız. Yönetim tarzları üzerine her gün farklı fikirler ortaya atılıyor. Ancak her fikrin birleştiği bir nokta var: Yönetici önce kendini yönetmeyi öğrenecek ve yönettiği alana en büyük katkıyı yapabileceği konuma yerleşecek. Yönetim alanının en etkili uzmanlarının Harvard Business Review’den derlenen 10 makalesi, değişimle başa çıkmak zorunda olan her yönetici için altın değerinde. Bu kitapta hem kendilerini hem de şirketlerini değişime hazırlamak isteyen yöneticilerin ihtiyaçlarını karşılayacak fikirleri bulacaksınız.

• Peter F. Drucker, Kendinizi Yönetmek

•  William Oncken Jr. & Donald L. Wass,  Yönetim Zamanı: Maymun Kimin Sırtında?

•  Diane L. Coutu, Dayanıklılığın Bileşenleri

•Tony Schwartz & Catherine McCarthy, Zamanınızı Değil, Enerjinizi Yönetin

•Edward M. Hallowell, Aşırı Yüklenmiş Devreler

•Stewart D. Friedman, Daha İyi Bir Lider Olun, Daha Zengin Bir Hayatınız Olsun

•Sumantra Ghoshal ve Heike Bruch, İşinizi Geri Alın

•Robert E. Quinn, Muhteşemlik Anları

Robert S. KaplanAynadaki İnsana Sorulacak Sorular

Daniel Goleman, Richard Boyatzis & Annie McKeeLiderliğin Temeli

 

Dizinin yayınlanan diğer kitapları:

Esaslar

Değişim

Liderlik

İnsan Yönetimi

 

(Detaylı bilgi için kapak görseline tıklayınız)

Liderlik

Liderlik

Harvard Business Review’s 10 Must Reads

Liderlikle ilgili hiçbir şey okumadıysanız buradan başlayabilirsiniz!

İş dünyasında da değişmeyen tek şey değişimdir. Ya kendimizi buna adapte etmeli ya da demode olmayı, daha kötüsü, yok olmayı göze almalıyız. Günümüzde bu değişimi yönetecek liderler daha da önem kazanıyor. Yepyeni kuruluş yapıları ve bunların getirdiği yeni iş yapma yollarını, bambaşka vasıflarla donatılmış çalışanları anlamak ve yönetebilmek, bambaşka vasıflarla donatılmış liderler gerektiriyor. Liderlik alanının en etkili uzmanlarının Harvard Business Review’den derlenen 10 makalesi, yeni liderlik anlayışını uygulamak zorunda olan her yönetici için altın değerinde. Bu kitapta hem kendilerini hem de şirketlerini değişime hazırlamak isteyen yöneticilerin ihtiyaçlarını karşılayacak fikirleri bulacaksınız.

• Daniel Goleman, Lideri Lider Yapan Nedir?

• Peter F. DruckerEtkin Yöneticiyi Etkin Yapan Nedir?

• John P. KotterLiderler Gerçekte Ne Yapar?

• Ronald A. Heifetz ve Donald L. LaurieLiderlik Çalışması

• Robert Goffee ve Gareth Jones, İnsanlar Liderliğinize Ne Diye Gerek Duysun?

• Warren G. Bennis ve Robert J. ThomasLiderlik Potaları

• Jim Collins5. Seviye Liderliği

• David Rooke ve William R. TorbertLiderliğin Yedi Dönüşümü

• Bill George, Peter Sims, Andrew N. McLean ve Diana MayerÖzgün Liderliğinizi Keşfetmek

• Deborah Ancona, Thomas W. Malone, Wanda J. Orlikowski ve Peter M. SengeTamamlanmamış Lideri Övmek

(Detaylı bilgi için kapak görseline tıklayınız)

Duygusallığın İş Dünyasında Yeri Var mı?

Duygusal Zekâ
Yazı: Ertuğrul Belen

Optimist Kitap sponsorluğunda Ertuğrul Belen’in kaleme aldığı İş Dünyası, Girişimcilik & Networking yazı serisi 4. bölümünde gündem: Duygusal Zekâ

Not: Yazı Serisinin 3. Bölümü Girişimcilik İklimi dergisinde yayınlanacaktır.

Özellikle ülkemiz iş dünyasında vakalardan ziyade sloganlara bayılıyoruz; mesela “iş dünyasında duygusallığa yer yok!” gibi. Ya da internette kol gezen yüzlerce “en çok sevilen sözleri” paylaşan siteler, bunun en güzel örnekleri arasında yer alıyor.
Bu makale için duygusallık, duygular, duygusal zekâ ve iş dünyasıyla ilgili araştırırken birçok sitede karşılaştığım Robert Hervey Cabell‘in söz sahibi olduğu yazılan şu cümleler dikkatimi çekti:
“İş hayatını seviyorum çünkü rekabet var; çünkü kelimeler yerine yapılanlar ödüllendirilir. İş hayatını seviyorum çünkü ciddiyet ister ve bügünün işiyle uğraşırken yarını düşünmeme fırsat vermez. İş hayatını seviyorum çünkü düzeltmeye değil yapmaya çalışır; çünkü bencilcedir, iki yüzlülüğe ve duygusallığa yer yoktur. İş hayatını seviyorum çünkü hatayı, uyuşukluğu verimsizliği cezalandırıp; elinden gelen her şeyi ortaya koyanları fazlasıyla ödüllendirir. […]Son olarak, iş hayatını seviyorum çünkü her gün taze bir maceradır.”
Büyük resme baktığınızda R.H.Cabell’in sözleri etkiliyor. İş dünyasının aslında herkese hak ettiğini verdiğini ve belki bir iç adeleti olduğunu savunuyor.
Başka bir bakış açısıyla, gerçekten iş dünyasında duygusallığa yer yok mudur?
Peki gerçekten öyleyse, nasıl olur da Daniel Goleman‘ın aralarında Lucent Technologies, British Airways ve Credit Suisse gibi firmaları da kapsayan 188 firmayla yaptığı araştırma aksini söyleyebiliyor: “Mükemmel performansın bileşenleri olarak teknik becerilerin, IQ düzeyinin ve duygual zekânın oranını hesapladığımda, duygusal zekânın bütün kademlerindeki görevler açısından diğerlerinin iki katı kadar önemli ortaya çıktı.”
Üstelik Goleman birçok duygusal zekâ araştırmasındaki gibi sadece liderlik koltuğunu hedef alan yöneticileri değil, üç temel yetkinlik grubunu kapsayan geniş bir kitleyi analiz ederek bu sonuca varıyor. Bunlar:
1- Muhasebe ve iş planlaması gibi teknik beceriler,
2- Analitik akıl yürütme gibi bilişsel yetiler,
3- Başkalarıyla birlikte çalışabilme ve değişime önclük etmede etkinlik gibi duygusal zekâ içeren yetkinlikler.
Duygusallık ve duygusal zekâ aynı kavramlar olmasa da paydalarının duygu olduğu bir gerçek.
Yani, 21.yüzyılda duygusallık, duyguların akıllı yönetimi ve elbette duygusal zekâ iş dünyasında önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.
Öyle ki, McClelland küresel gıda ve meşrubat şirketinin çalışanlarıyla gerçekleştirdiği “duygusal zekâyı” geliştirme süreci, %20’yi aşan performans artışıyla sonuçlanmış.
Belki duygusal zekânın (EQ – Emotional Intelligence) kazanımlarına bu kadar somut değinen Goleman için EQ bileşenleri nedir?
Harvard Business Review Esaslar kitabındaki 10 konudan biri arasında yer alan duygusal zekanın tanımı ve bileşenleri bana 80’lerin vazgeçilmez çizgi filmi Voltran’ı hatırlattı: Beş aslanın bir araya gelmesinden oluşan dev robotu temsil eden Voltran çizgi filmini, iş dünyasındaki benzetmelerimde sık sık kullanırım. (Not: Sabancı Üniversitesi’nde bir sunumumda yeni nesil öğrencilerin Voltran çizgi filmi hakkında hiçbir fikri olmadığını fark ettiğim günden beri Transformer’ları kullanmayı tercih ediyorum.
İşte, iş dünyasında duygusal zekânın beş Goleman bileşeni:
Beş Goleman Bileşeni
Özetle, her bileşen için öncelikle kendinize basit ama bir o kadar net şu soruları sormalısınız:

Öz-bilinç:
Kendinize güveniyor musunuz?
Gerçekçi bir şekilde hayatınızı değerlendirebiliyor musunuz?
Kendinizi bağışlayan bir mizah duygusuna sahip misiniz?
Kendini Ayarlama:
Güvenilir ve dürüst müsünüz?
Belirsizlik karşısında rahatlığınızı koruyabiliyor musunuz?
Değişime açık mısınız?
Motivasyon:
Güçlü başarı dürtünüz var mı?
Başarısızlık karşısında bile iyimserliğinizi koruyabiliyor musunuz?
Kuruluşunuza sadakatle bağlı mısınız?
Empati: 
Yetenekli kişileri geliştirmeyi ve elde tutmayı başarabiliyor musunuz?
Kültürel farklılıklara duyarlı mısınız?
Müşteri ve alıcılarınıza hizmet ediyor musunuz?
Sosyal Beceri:
Değişime öncülük ediyor ve uyum sağlıyor musunuz?
İnandırıcı mısınız?
Ekip kurma ve yönetmede uzman mısınız?
Tahmin edebileceğiniz gibi yukarıdaki sorulara siz, ortaklarınız ve ekibiniz ne kadar çok “evet” cevabı verirse o kadar yüksek bir EQ anlamına geliyor.
Tabi “hayır”lar da farkındalık ve iyileştirme için bir fırsat demek oluyor. Bireysel ve dolayısıyla kurumsal EQ’nun artması için her safhada sorulması gereken diğer önemli bir soru da “nasıl”dır.
Voltran aslanlarına ve EQ sorularına sade bir “evet” yanıtı yetmez. “Evet ama Ben bunu nasıl yapıyorum? Ya çevremdeki diğerleri? Normal bir günde nasıl yapıyoruz? Ya işlerin yoğun olduğu dönemlerde? Daha iyi nasıl olabilir?” gibi sorularla istikrarlı bir EQ vizyonu oluşturmak şart.
Bu yazıyı dünyanın en ünlü inovasyon gurularından biri olarak anılan Clayton Christensen’in “Olmak İstediğim İnsan” kitabından bir sözüyle tamamlamak istiyorum:
Gölgeye ihtiyacınız varsa fidan ekin.
İş dünyasında birçok fidanı aynı anda ekip, hiçbirini doğru düzgün sulamayan insan ve kurumlarla karşılaşıyoruz. Duygusal zekâsı yüksek çalışanlar ve firmalar, ne kadar gölge istediklerini önceden karar verip ona göre fidan ekeceklerdir. Fazlası güç kaybı, azı ise başarısızlık hissine sebep olacaktır.

İyi Lider Performans Yükseltir

Harvard Business Review’un en seçme makalelerinin yer aldığı “Mutlaka Okunması Gereken 10 Kitap” dizisinin ilki “The Essentials” (Esaslar) Türkçeye çevrildi.

19360_151_1Kitabı sadece profesyonellere değil; iş hayatının her kademesindekilere tavsiye ediyorum. Başarıya götürecek altın değerinde bilgiler içeriyor

Harvard vardı da biz mi okumadık” diyenlerin bahanesi kalmadı. Dünyaca ünlü Amerikan Harvard Üniversitesi’nin kendisi kadar meşhur Harvard Business Review (HBR) dergisinde yer alan ve ses getiren makalelerden oluşan kitaplar dizisi, nihayet Türkçe’ye çevrildi.

Dünyaya ve şirketlere yön veren liderlerin okuduğu Harvard Business Review Dergisi, değişen dünyada yeni işletme teknikleri, yükselen ekonomiler, liderlik gibi konularda “akıllı” (smart) makaleleriyle profesyonellere 90 yıldır ışık tutuyor. Yeni müdür olanlara, deneyimli yöneticilere, yükselen liderlere pratik fikirler veriyor. Yılda 10 kez yayınlanan derginin satış rakamı 250 binin üzerinde. Ayrıca Türkçe dahil 12 dilde çevirileri mevcut. Harvard Business Review son yıllarda iş çevrelerinde büyük sükse yapınca, dergi yönetimi de en iyi makalelerini tekrar ele alıp, bunlardan oluşan bir kitaplar dizisi basıp satmaya başladı. Bu seçkin koleksiyona “Okunması Gereken 10 Kitap” adı verildi. Oldukça da başarılı oldu. HBR’nin “Okunması Gereken 10 Kitap” dizisinin ilki “Esaslar” (The Essentials) Optimist Yayınevi’nden Türkçe olarak çıktı.

327 sayfalık kitapta Harvard Business Review’da 1960’la 2010 arasında yayınlanmış 10 makale yer alıyor. “Makalelerin hiçbiri güncel değil” diyebilirsiniz ama hepsi çok iyi seçilmiş. Tartışılan liderlik ve yönetici eksikliği konuları şirketlerin hâlâ en büyük sorunu. Günümüz koşullarına bu kadar “cuk oturan” bir eseri son dönemde okumamıştım.

Kitaptaki makalelerin dikkat çekici başlıkları ise şöyle: Yıkıcı Değişimin Meydan Okumasını Göğüslemek, Analize Dayalı Rekabet, Kendini Yönetmek, Lideri Lider Yapan Nedir?, Dengeli Sonuç Kartını İşe Yarar Hale Getirmek, İnovasyon, Değişimi Yönetmek, Pazarlama Miyopluğu, Strateji Nedir?, Şirketin Çekirdek Yetkinliği…

“Esaslar”, ilk bakışta, kapak ve içerik itibarıyla size biraz akademik bir çalışma gibi gelebilir. Her biri ortalama 30 sayfa civarındaki makaleleri kaleme alan kişiler neticede konularında uzman akademisyenler, profesörler. Ama makaleler kitabi değil, gerçekten somut bilgiler içeriyor. Üstelik son derece basit, sade bir dille yazılmışlar.

FİKİRLER ÖZETLENİYOR, PRATİĞE UYARLANIYOR 

Yukarıda başlıklardından da anlaşılabileceği üzere; herhangi bir şirkette dramatik bir değişim yaşandığında nasıl rekabet edileceği, analizin önemi, kişinin kendini tanıması, en iyi performansı hangi şartlarda göstereceğini anlaması, bütün liderlerin ortak noktası, şirket inovasyonlarının klasik tuzakları ve bunlardan nasıl sakınılacağı, neden birçok dönüşümün başarısız olduğu gibi konular işleniyor. Makaleler, tarihi kişiliklerin deneyimlerinden (Napolyon, Churchill, Eisenhower vs.) ya da bire bir şirket hatalarından bahsederek, gerçek olaylardan örneklemeler yapıyor.

Her makale ayrıca okumayı kolaylaştıran “Özet Fikir” ve “Pratik Fikir” adlı bölümlere/kutulara da sahip. Özet fikir bölümünde anlatılmak istenen fikrin, oldukça geniş ama madde madde ve tablolarla özeti veriliyor. Pratik fikir bölümünde ise nasıl hayata geçirilebileceği şirketlerden ve yaşanmış olaylardan örneklerle yine maddeler halinde anlatılıyor. Makalelerin birçoğu kendi içinde ayrıca mini makaleler içeriyor. Buralarda da “Duygusal Zeka Sonradan Öğrenilebilir mi?”, “Japon Şirketleri Stratejiyi Nadiren Düşünür”, “İnovasyondan Öğrenilecek Dersler”, “Gelişmekte Olan Sektörler ve Teknolojiler”, “İstatistiğin Yardımına Koşmak”, “Gelişmekte Olan Sektörler ve Teknolojiler” gibi başlıklar gözüme çarpanlardan bazıları…

İnovasyon-Klasik Tuzaklar makalesinde örneğin “Planlama ve denetim sistemine esneklik katın” diye bir bölüm var. Bana son derece mantıklı geldi. Çünkü beklenmedik olaylar, her atılımda yaşanır. Özel fonlar ayırmak gereklidir. “İlk bakışta çok küçük görünen fırsatları reddetmek, sadece yeni ürünlerin değerli olduğunu varsaymak” yine profesyonellerin yaptığı strateji hataları arasında sayılmış ki, son derece doğru. Bu bölümde, başarılı bir inovasyon yaparken yapılan stratejik hatalar sayılıyor. Bunlara çareler de üretiliyor.

“Lideri Lider Yapan Nedir?” makalesi ise şöyle başlıyor: “İş dünyasında herkesin son derece zeki, son derece becerikli bir yöneticinin, getirildiği liderlik konumunda başarısızlığa uğramasına dair duyduğu bir hikâye mutlaka vardır.

Olağanüstü olmamakla birlikte sağlam bilgi ve birikime sahip başka biri, benzer konuma atandıktan sonra hızlı bir yükseliş göstermesi de bilinen bir hikayedir.” Akademisyen yazar, Daniel Goleman, “Lideri Lider Yapan Nedir?” soruna şöyle cevap veriyor: “Liderlerin hepsi duygusal zeka denen şeye bir ölçüde sahiptir. Bundan IQ düzeyinin konu dışı olduğu sonucu çıkmaz.” Büyük liderleri küçüklerinden ayıran en büyük fark Goleman’a göre IQ ya da teknik beceriler değil, duygusal zekadır (EQ). En iyi liderlerin, hem kendi, hem de takipçilerinin performansını yükselten zeka becerileri vardır. Yazara göre bunlar öz-bilinç (kişinin kendi güçlü-zayıf yanlarını bilme), kendini ayarlama (kendini kontrol etme), motivasyon (başardığı işlerden zevk alma), empati ve sosyal becerilerdir (çalışma arkadaşlarıyla sosyal ilişkiler). Ve sıkı durun! Yapılan istatistikler yöneticileri duygusal zeka becerilerine sahip şirketlerin kâr paylarını yüzde 20 artırdığını saptamış.

OKUR MUSUN YOKSA DİNLEYİCİ Mİ?

Yine okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim kitaptaki bir başka makalenin başlığı ise “Kendini Yönetmek…” Yetmişin üzerinde yayınlanmış 34 kitabı bulanan yazar, öğretmen ve danışman Peter Drucker’a göre bir kişinin bilmesi gereken ilk şey “Okur mu, yoksa dinleyici mi olduğu”dur. Çok ilginç değil mi? Çok az insan kendisinin bunlardan hangisi olduğunu bilir. Örneğin eski ABD Başkanı Eisenhower, bir dinleyici değil de okur olduğunu asla bilememiş. Orduda generalken, basın toplantılarında kendisine sorulan sorulara gösterişli cümlelerle yanıtlar vererek kitleleri hayran bırakan Eisenhower; Başkan olduğunda basının alay konusu olmuş. Nedeni ise, Eisenhower’ın generalken basın toplantısında yöneltilecek soruları öncede istetip hazırlanması, Başkanken ise bu imkanı bulamayışı imiş. Başkan olduğunda, kendisine yöneltilen soruları hiçbir zaman doğru dürüst dinlemeyen, umursamayan Eisenhower, sürekli alakasız başka konular anlatmaya başlamış. Üstelik İngilizceyi anlamsız ve dilbilgisine aykırı cevaplarla da berbat edermiş. Eisenhower’in düştüğü bu durum aslında kendisinin, görevine okuyup da hazırlanan; dinlemekten zevk almayan bir insan tipi oluşundan ve bunun farkına varamamasından kaynaklanıyor.

Eisenhower’ın hemen arkasından seçilen Roosevelt ve Truman ise iyi birer dinleyici olduklarını bildiklerinden, basın toplantıları herkese keyif verirmiş.

GENERAL PATTON, İYİ BİR İKİNCİ ADAMDI 

Peter Drucker’ın kaleme aldığı “Kendini Yönetmek” makalesinde beni etkileyen bir başka bölüm de “Bazı insanların ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar en iyi, emir altındayken çalıştıkları gerçeği…” Yani ikinci adamların, birinci adam olduklarında başarılı olamadıkları. Makale; kişinin kendi ile igili bu gerçeği mutlaka bilmesi gerektiğini söylüyor. Örnek olaraksa İkinci Dünya Savaşı’nın Amerikalı büyük askeri kahramını General George Patton gösteriliyor. “Patton Amerika’nın en iyi birlik komutanıydı. Ancak bağımsız bir komuta görevi için önerildiğinde, Amerikan Genelkurmay Başkanı -ve muhtemelen Amerikan tarihinin en başarılı insan sarrafı- General George Marshall, ‘Patton Amerikan ordusunun şimdiye kadar yetiştirdiği en iyi emir subayıdır, fakat en kötü komutanı olacaktır’ demişti.”

Bazı insanlar, bir ekibin üyesi olduklarında işlerini en iyi şekildi yaparlar, bazılarıysa yalnızken bunu başarırlar. Bir liderin kendisine sorması gereken önemli sorulardan biri “Bir karar alıcı olarak mı, yoksa bir danışman olarak mı sonuçlar üretiyorum” sorusudur. Çünkü insanların büyük çoğunluğu, işlerini en iyi şekilde danışman olarak yerine getirir ama karar alma sorumluğunu ve baskısını üstlenemezler. Kitap bu gerçeği yüzümüze vuran daha birçok anekdotla dolu.

Profesyonelleri hedef alan, bana göreyse iş hayatındaki herkesin okuması gereken “akıllı iş yönetimi” bilgilerini toplayan Harvard’ın “Esaslar” kitabını, önemsediğim bazı makalelerden alıntılar yaparak anlatmaya çalıştım. Kitap söylediğim üzere kolay okunur, uzun olmayan, işin uzmanınca yazılmış 10 makeleden oluşuyor. Evden işe giderken, uçakta, trende ya da terminalde beklerken makele bazında okuyup biterebilirsiniz, benden söylemesi…

GÜNEY ÖZTÜRKVatan Kitap

Esaslar

EsaslarBunları Okulda Öğrenemezsiniz! Harvard Business Review’den En Kalıcı Yönetim Fikirleri

Harvard Business Review’in 10 Must Reads dizisi artık Türkiye’de yayınlanıyor. Yönetimle ilgili hiçbir şey okumadıysanız buradan başlayabilirsiniz.

İş dünyasında da değişmeyen tek şey değişimdir. Ya kendimizi buna adapte etmeli ya da demode olmayı göze almalıyız. Ayrıca, karşımıza çıkacak sorunların asla azalmayacağını da bilmeliyiz. Bu kitabın mutlaka okunması gereken bir kitap olmasını sağlayan da işte budur. Yönetim alanının en etkili uzmanlarından derlenen 10 makale, ilham arayışında olan her yönetici için altın değerinde.

HBR’s 10 Must Reads, her yöneticinin bilmesi gereken en önemli konulara odaklanıyor. Harvard Business Review’in yüzlerce makalesi arasından seçilen, 10 Must Reads’in Türkçeye çevrilen ilk kitabı Esaslar, zamana meydan okuyan fikirlerle günümüz iş dünyasının yoluna ışık tutuyor.

–          Clayton M. Christensen & Michael OverdorfYıkıcı Değişimin Meydan Okumasını Göğüslemek

–          Thomas H. DavenportAnalize Dayalı Rekabet

–          Peter F. DruckerKendini Yönetmek

–          Daniel GolemanLideri Lider Yapan Nedir?

–          Robert S. Kaplan & David P. NortonDengeli Sonuç Kartını İşe Yarar Hale Getirmek

–          Rosabeth Moss Kanterİnovasyon

–          John P. KotterDeğişimi Yönetmek

–          Theodore LevittPazarlama Miyopluğu

–          Michael E. PorterStrateji Nedir?

–          C.K. Prahalad & Gary HamelŞirketin Çekirdek Yetkinliği

Bu diziden yayınlanacak diğer kitaplar:

  • Değişim
  • Liderlik
  • İnsan Yönetimi
  • Kendinizi Yönetmek
  • Strateji

(Detaylı bilgi için lütfen kapak görseline tıklayınız)