Siz de Maniple Edilenlerden misiniz?

“Öyle bir dünya hayal edin ki, her satın alma kararınıza siz daha ilk nefesinizi bile almadan önce hükmediliyor…”

Tüyler ürperten bu cümleyle başlıyor hikâye. İzleyeceğiniz görüntüler gerçek hayattan alınma, milyonlarca dolarlık bir sosyal medya deneyinden bahsediyor. 1 dakika 48 saniye sonunda birikmiş tüm sorularınızın yanıtı burada

Sosyal Medya Çağında Şirketler İçin Yeni Etik Kurallar

Türkçesi, Mayıs 2012’de, Optimist Kitap tarafından yayınlanan Brandwashed isimli ikinci kitabıyla Martin Lindstrom, yirmi yıldan uzun süredir pazarlama dünyasının oyun kurucularından biri olarak tanık olduğu tüm çarpıcı gerçekleri tribünlerle paylaştı. Lindstrom yeni kitabında, pazarlama ve reklamcılık sektörünün uyguladığı hileleri, aynı zamanda bir tüketici oluşunun yarattığı gerilimle bizlere anlatıyor.

Hızla gelişen sosyal teknoloji çağında varolabilmek için tüm stratejilerini revize etmek ve sık sık güncellemek zorunda olan şirketler, aynı zamanda müşterileriyle de artık sosyal medya araçlarıyla etkileşime giriyor. Yatay bir etkileşimin hakim olduğu bu yeni mecra, şirketler için yeni bir iletişim dili ve biçimi yaratmayı da zorunlu kılıyor. Lindstrom, kişisel blogunda okurlarına sunduğu bir anket çalışmasıyla, bu yeni alanın sunduğu yeni olanakların marka imajı ve müşteri ilişkileri açısından doğru kullanımının reçetesini yazdı. İşte size 10 maddede sosyal medya çağında şirketler için yeni etik kurallar:

“Müşterilerinizi, markanızı satın almaya ikna etmek için kullanabileceğiniz iki yol vardır. Açık olup onlara dürüstçe yaklaşırsınız ya da entrikalarla örülmüş bir yol tercih edersiniz. Seçim sizin. Ancak unutmayın ki, müşterileriniz gerçeği eninde sonunda fark edecektir.

  1. Çocuk müşterilerinize karşı, kendi çocuklarınızla ilişkinizde tercih etmeyeceğiniz yöntemlere başvurmayın. Daha geniş açıdan bakmak gerekirse, markanızın tüketicilerine, ailenize ve arkadaşlarınıza karşı takınmayacağınız tavrı takınmayın.
  2. Yeni bir ürün veya hizmeti piyasaya sunmak üzereyken hazırladığınız her bir kampanyanın, hedef kitlenizin tüm beklentilerini etik olarak karşıladığından emin olun.Hedef kitlenizi temsil edecek bir müşteri örneklem grubu oluşturun ve ürünün nasıl algılandığına bir bakın. Tüketicilerin son kararı vermesine izin verin.
  3. Yarattığınız algı gerçeklerle örtüşmelidir. İkna edici algılar yaratmak üzere zekice yalanlar sıralayacak kadar yetenekli olabilirsiniz, fakat bunlar gerçekler karşısında ne kadar dayanabilirler? Böylesi bir uyuşmazlık durumunda, algıyı ve gerçekliği senkronize hale getirmek için, ikisinden biri usulüne uygun biçimde düzenlenmelidir.
  4. Yüzde 100 şeffaf olun. Daha az değil! Tüketiciler, onlar hakkında neler bildiğinizi bilmeye ihtiyaç duyar. Dahası, bu bilgilerin ne amaçla kullanılacağını da onlara kesinlikle açıklamış olmalısınız. Eğer karşılaştıkları durumdan memnun kalmazlarsa, adil ve kolay bir çıkış opsiyonu sunmalısınız.
  5. Hemen her ürün veya hizmetin bir dezavantajı vardır—negatif yönleri gizlemeyin, bunları anlaşılması kolay ve basit bir dille, olduğu gibi anlatın.
  6. Tüm ciro ve referanslarınız konusunda gerçekçi olun. Herhangi bir şeyi uydurmayın!
  7. Ürününüzün yerleşik bir son kullanma tarihi mi var? Eğer öyleyse, bu konuda açık olun ve bunu net ve basit bir yolla belirtin.
  8. Akran çocuklar arasındaki rekabet duygusunu körüklemeyin. Kendi çocuklarınız böylesi bir baskıyla karşılaşsa ne kadar rahatsız olacağınızı düşünün.
  9. Markanızın çevresel etkileri (karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik faktörleri) hakkında açık ve şeffaf olun.
  10. Paketlerinizde ya da reklamlarınızda yer alması gereken yasal zorunluluklarınızı gizlemeyin veya karmaşıklaştırmayın. Bunlar, diğer reklam mesajlarınız gibi, ambalaj üzerinde kolay anlaşılır bir dille işlenmiş olmalı.”
 Kaynak: Brand Channel

Brandwashed Ne Anlatıyor?

Tüketim kültürünün önümüze yığdığı tüm baştan çıkarmalara karşı koymak mümkün mü?

“İngiltere’de anti-tüketimciliği savunan bir hareket var. Adı ‘Yeter’ (‘Enough’). Hareketin öncüleri, toplum olarak aşırı miktarda ‘mal’ tükettiğimize ve bu aşırı tüketim odaklı kültürün, gezegenimizin başına musallat olan yoksulluk, çevre kirliliği ve bireyin yalnızlaşması gibi sosyal belaların kısmen sorumlusu olduğuna inanıyor. Yeter, insanların kendilerine şunları sormasını istiyor: ‘Ne kadar yeter?’, ‘Daha az şeyle ve daha hafif bir hayat nasıl yaşanır?’ ve ‘Kendimizi iyi hissetmek için alışverişe nasıl daha az bağımlı olabiliriz?’

Yeter ile hemfikirim. Profesyonel bir pazarlamacı olabilirim ama sonuçta ben de tüketiciyim. Yirmi yıldan uzun bir süredir marka savaşlarının en ön cephesinde vuruşan biri olarak kapalı kapılar ardında dünyanın en büyük şirketlerinin CEO’ları, reklam müdürleri ve pazarlama üstatları ile sayısız saatler geçirdim. Şirketler ve onların cingöz pazarlamacı ve reklamcılarının, ruhumuzun derinliklerindeki korku, rüya ve arzularımızı oltaya getirmek için uyguladıkları, markalarını ve ürünlerini satın almaya bizi yönlendirmeyi hedefleyen o psikolojik hile ve entrikaların hepsini gördüm ve kimi zaman bunlardan son derece rahatsız oldum…”

– Martin Lindstrom, Brandwashed

“Brandwashed” (mayıs’12)

Yazar: Martin Lindstrom

Buyology Yazarından Yeni Bir Başyapıt!

Pazarlama ve reklamcılık sektörünün karanlık dünyasına çok çarpıcı bir bakış…

Çocuğunuzun sizden istediği markalı bir oyuncağı ya da çikolatayı aldıysanız, bir kitaba sırf çok satan kitaplar listesinde diye para verdiyseniz, en yeni gençlik modası sizi de esir aldıysa, yatakta iPhone’nunuzu eşinizle aranıza koyuyorsanız, Facebook’ta bir şeyleri beğendiyseniz, bir mağaza kartı için form doldurduysanız veya çantanıza küçük bir şişe antibakteriyel jel attıysanız, markalar sizin de beyninizi yıkamış demektir.

Pazarlamanın dahi çocuğu Martin Lindstrom, yirmi yıldan uzun süredir marka savaşlarının en ön cephesinde savaşan bir nefer olduğu için bu gerçeği en iyi bilen kişi. Ve şimdi projektörü kendi sektörüne çevirerek reklamcı ve pazarlamacıların, gerçeğin üzerini örtmek, zihnimizi manipüle etmek ve bizi para harcamaya ikna etmek için kullandıkları psikolojik taktik ve numaraları bir bir ifşa ediyor.

Dünyanın en büyük ve en kârlı şirketlerinin yönetim kurulu odaları ve kuytu köşelerinde gördüklerini, kitap için yaptığı araştırmaların sonuçlarıyla birleştiren Lindstrom, pazarlama dünyasının en büyük sırlarından bazılarını okurla paylaşıyor:

  • Reklamcılar ve pazarlamacılar, çocuklara, daha anne karnındayken ürün pazarlamaya nasıl başlıyor?
  • Çok satan bir dudak nemlendirici gibi bazı kozmetik mamullerin üreticileri, bağımlılık yapıcı maddeleri ürünlerine eklemek için formüllerini nasıl değiştiriyor?
  • Yeni beyin taraması odaklı araştırmalara göre heteroseksüel erkekler, reklamlarda yarı çıplak erkek fotoğrafları gördüklerinde neyi düşünüyor? (İpucu: Düşündükleri şey, kız arkadaşları değil.)
  • Şirketler, özel hayatımızın en mahrem ayrıntılarını ele geçirmek için dijital verilerimizi nasıl didik didik ediyor ve bu bilgileri kullanarak psikolojik profillerimize uygun şekilde ilan ve teklifleri nasıl tasarlıyor?
  • Milyonlarca dolara mal olan ve üç ay süren bir sosyal deneyin sonuçlarına göre, çevremizdeki en güçlü iknacılar kim?

(Detaylı bilgi için lütfen kapak görseline tıklayınız)