Tag Archives: güncel politik makaleler

Çin’in Uzun Vadeli Ortadoğu Oyunu

haziran-blog-yazi2-1

Çin, yıllardır Ortadoğu’daki bölgesel anlaşmazlıkların dışında kaldı. Ancak son dönemde, geniş çaplı uluslararası altyapı planıyla katılımını artırıyor ve etkili bir güç olmaya kararlı.

Sınırlar arası: Eğer başarılı olursa, bunun en önemli nedeni Çin’in tarafsız kalması ve Ortadoğu’dan düşman edinmemesi olacaktır. Asıl soru bunun ne kadar sürebileceğidir.

Genel görünüm: Atlantik Konseyi’nin İran Girişimi’ne öncülük eden Barbara Slavin, Ortadoğu ülkelerinin Çin’in neyin peşinde olduğunu merak ettiğini, fakat hepsinin riskten korunmayı amaçladığını söylüyor. Yine de Cumhurbaşkanı Xi Jinping liderliğinin Trump’tan çok daha uzun ömürlü olacağından eminler.

ABD’nin İran ile olan anlaşmadan çıkışı, Çin’in yolunu açıyor.

• Pekin, İran ham petrolünün en büyük tüketicisi ve enerji kaynakları için bölgede derinlemesine yatırım yapıyor.
• Washington’un İran’la iş yapan şirket ve ülkeler üzerindeki yaptırımları en çok Avrupa’daki firmaları etkileyecek. Bu, hem ABD’nin yaptırımlarından kaçınmak hem de İran’la olan anlaşmaları bozmak için iyi konumlanmış olan Çin ve Rusya’ya fırsat yaratıyor.
• Çin Ulusal Petrol Şirketi, İran’ın Güney Pars petrol sahasını geliştirmek için, Fransız petrol ve gaz şirketi Total ile ortaklık kurdu. Eğer Total, ABD’nin yaptırımları nedeniyle anlaşmadaki payını kaybederse, Çin devralabilir.

haziran-blog-yazi2-2Çin, Ortadoğu’da paraya ve insan sermayesine yatırım yapıyor.

• Xi’nin liderliğinde Çinliler Arap dünyasına odaklanan yeni düşünce kuruluşları kuruyor ve dil eğitimi konusunda burslar veriyor.
• Çinli girişimciler Ortadoğu’da fabrikalar kuruyor ve açıyor.
• Çin’in Kuşak ve Yol altyapı girişimi içinde yer alan en önemli projelerden biri, Pekin’in Orta Asya’yı Ortadoğu’yla birleştiren bir araç olarak tanımladığı Kazakistan’dan İran’a bir demiryolu.
• Çin, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) bölgesel altyapıyı geliştirmede kilit bir ortak olarak görüyor. CNBC, iki ülkenin de bir “Kuşak ve Yol Mübadelesi”ne imza atmaya yakın olduğunu bildiriyor.
• Şu anda Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezinde bulunan eski CIA Çin Analisti Chris Johnson, “Çin, BAE’yi etkili ama aynı zamanda küçük olarak görüyor… Belki de ayak parmaklarını daldırmak için şirin bir yüzme havuzu” diyor.

Çin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da bir deniz gücü olarak büyüyor.

• Şu anda Amerikan Girişimcileri Enstitüsünde bulunan, önceden de Savunma Bakanlığında Çin direktörlüğü yapmış olan Dan Blumenthal, geçtiğimiz on yıl içinde Çin’in bölgedeki deniz varlığını artırmak için küresel bir korsanlıkla mücadele başlattığını Axios’a anlattı.

• Çin, korsanlıkla mücadele çabalarının bir parçası olarak Körfez ülkeleriyle lojistik ve enerji amaçları için ilişkiler geliştirdi ve bu ilişkiler, Cibuti’de tam bir askeri üs inşa eden Çin ile doruğa ulaştı. Mayıs ayının başlarında, Çin, Cibuti üssünden ABD askeri uçaklarına askeri tip lazerler tuttu.

Pekin, Ortadoğu’da düşman edinmedi-henüz.

• Blumenthal, “Çin hâlâ bedavacı. Asla zorlu bir karar almayacaklardır… İran-Körfez bölünmesinin her iki tarafına da oynadılar, Suriye’de ellerini kirletmeyeceklerdir” diyor. Güney Çin Sabah Postası, Çin’in 1971’den beri BM Güvenlik Konseyi’nde kullandığı 11 veto yetkisinden altısının Suriye’yle ilgili kararlar üzerine olduğunu kaydetti.
• Ancak yurtdışında yaşayan Çinli vatandaşlara, teröristler tarafından saldırılar gerçekleştiriliyor ve Pekin’in kuzeybatı Çin’deki Müslüman Uygurlara karşı insan hakları ihlalleri geçmişi var. Blumenthal, “Çin, Müslüman hakları konusunda dünyadaki en kötü sicillerden birine sahip” diyor.

“Soru şu: Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeler bunu ne kadar süre görmezden gelirler?”

Kaynak: Axios
Yazar: Erica Pandey

Yorum bırakın

Filed under Optimist, Optimist Newsletter, Politika

Kusura Bakma Washington, Dünyanın Artık Sana İhtiyacı Yok!

111

Ulusal Ekonomi Konseyi Başkanı Gary Cohn’ın ardından Rex Tillerson’ın da aniden Dışişleri Bakanlığından istifa etmesiyle Beyaz Saray’daki dünyanın geri kalan kısmının güvenebileceği son iki pragmatist de ayrılmış oldu. Bu iki istifayla Amerika’nın güvenilirliği bir darbe daha aldı.

Aynı şekilde, küresel istikrarı yeniden sağlayabilecek tek gücün Amerikan yönetimi olduğu ve Amerikan liderliği sendelerse tüm dünyanın da sendeleyeceği şeklindeki Washington’da derinden beslenen inanç da sarsıldı.

Peki, ya bunun tam tersi doğruysa… Ya dünya tek kutupluluktan çok kutupluluğa dönüşme kapasitesine sahipse, yeni jeopolitik döneme kılavuzluk edecek yeni bir yapı yeni kurumlar tarafından giderek çatılabilecekse. Kuşkusuz bu görüş Washington’da çoğu kişiye ilkel, hatta acayip gelecektir. Ama daha fazlasını duymalılar.

Bu sav hakikate, onların kabul etmeye yanaşabileceğinden çok daha yakın. Birkaç olgu: Geçen hafta Transpasifik Partnerlik Ticaret (TPP) Anlaşmasının; ABD hariç; tüm üyeleri anlaşmayı tamamlamak üzere Şili’de bir araya geldiler.

Amerika’nın bir zamanlar ihracatı artırmak ve ekonomileri liberalleştirmek için bir araç olarak desteklediği ticaret bölgesi şimdi artık ABD’nin desteği olmadan ihracatı artıracak ve ekonomileri liberalleştirecek.

Üstelik TPP şu anda gerçekleşmekte olan en önemli ticaret anlaşması da değil. Hindistan; Japonya ve Avustralya üçgenindeki tüm ülkeleri kapsayan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Partnerlik bugün dünyadaki ekonomik bölgeler içinde en büyük küresel gayrisafi yurt içi hasılaya sahip bölge. Bunun itici kuvveti de Asyalılar.

Üç kutuplu dünya

Jeopolitik çarklar yavaş döner ama döner. Amerika Avrupa’nın bir kolonisi olarak başladı, sonra onun hamisi oldu, şimdi ise Avrupa’nın bir eşiti konumunda. Avrupa geçmişte Asya’ya hükmederdi ama şimdi onun partneri haline geldi. Amerika da onlarca yıl Asya’nın düzenini biçimlendirdi ama şimdi Asya kendi düzenini kuruyor. Savaş sonrası dönemde Amerika tarafından güdülen her iki bölge de (Avrupa ve Asya) şimdi onunla eşit konumda. Dünya böyle oldu.

112

Hiçbir kıtanın diğerlerine tam olarak bir şey dayatamadığı üç kutuplu bir dünyada yaşıyoruz ve bunlar arasında yeni saflaşmalar ortaya çıkabilir. Örnek olarak dünya tarihinin en hızlı büyüyen çok taraflı kuruluşu olan Asya Altyapı Yatırım Bankasını alın. 2014’te kuruldu, şimdiden 80 üyesi var ve bunların çoğu dünyanın en büyük kara parçası olan Avrasya’da yer alıyor.

Avrupa ülkeleri Çin’in sponsorluğundaki bu yeni kuruma ABD’nin itirazına rağmen coşkuyla katıldı. Bu da Avrasya İpek Yolu’nun yapımını hızlandırdı. Bu yol üzerindeki yıllık ticaret hacmi daha şimdiden yaklaşık 2 trilyon dolara ulaştı, oysa Trans-Atlantik’te yıllık ticaret hacmi 1,1 trilyon dolar.

ABD, küresel GSYİH büyümesine, dolayısıyla kendi ticari çıkarlarına ivme kazandıracak bir inisiyatifi engellemek isteyebilir mi? İstememesi gerekir elbette, ancak Washington’ın tehdit-enflasyon sarmalı böyle çalışmıyor. Daha da önemlisi, kimse Washington’un ne düşündüğüne artık aldırmıyor. O nedenle Başkan Trump’ın Asya Altyapı Yatırım Bankası’na ABD’nin de katılmasını dikkate alabileceği söylentilerinin de pek bir etkisi olmuyor.

Bu söylenenler Yeni İpek Yolu’nda hiç tümsek olmayacağı anlamına gelmiyor. Ancak Asya’ya Amerika merkezli bir bakışın bölgenin geleceğini öngörmede hiçbir geçerliliği yoktur. Asya’da gerçek hikâye Amerika’ya karşı Çin değil, alışılmış ittifak anlaşmaları olmadan oluşmakta olan dengelerdir. Japonya Vietnam’a savaş gemi ve uçakları kiralıyor ve Endonezya’nın deniz devriyelerini destekliyor. Hindistan da Vietnam ve Endonezya ile askeri işbirliği başlattı. Son ikisi Filipinler’le birlikte Rusya’dan giderek daha çok donanım satın alıyor.

ABD Rusya’yı Çin’in müttefiki gibi göstermeye çalışsa da Rusya aslında Güney Asya’daki ülkelere kendilerini Çin’in aşırı hak ihlallerine karşı korumaları için yardımcı oluyor.

113Washington’daki gerçeklikten kopuk yorumcular Asya’yı birbiri ardına Çin’in kucağına düşen domino taşları gibi resmetse de Asya aslında çok daha dinamik bir sahne oluşturuyor.

Bölgenin gelecekteki yapısının tek kutuplu bir hegemonyayı yansıtması olası görünmüyor.

Asya akıllı bir şekilde kendine Çin’e boyun eğecek değil uyum sağlayacak bir düzen inşa etmekte. Binlerce yıllık tarih bunun şeylerin doğal düzeni olduğunu gösteriyor. Washington’dan işaret beklemeye burada ihtiyaç yok.

Yapısal değişimler

Trump ile Kim Jong Un ne zaman buluşursa buluşsun ve aralarında nasıl bir görüşme olursa olsun bu trend güçlenmeye devam edecektir. Kaldı ki daha düne kadar Çin ile Güney Kore doğrudan diyaloğu savunurken ABD buna direniyordu.

Kuzey Kore konusunda Trump kendisinin sürücü koltuğunda oturuyor olduğunu sanabilir ama bir süredir navigasyonu sağlayanlar Asyalılar. Ve eğer Kuzey ve Güney Kore’nin barışçı yeniden birleşmesi yönünde bir gelişme sağlanacak olursa Amerika’nın Güney Kore’de büyük askeri birlikler bulundurması ve Yüksek İrtifa Savunma füze sistemi konuşlandırmasının gerekçeleri önemli ölçüde zayıflayacaktır. Bu anlamda Amerika’nın yapabileceği en bilgece şey kendisini Asya için daha az geçerli hale getirmektir.

Amerikan başkanının–kim olursa olsun–Amerika’nın küresel itibarını ve liderliğini yeniden tesis edeceği şeklindeki naif görüşe karşı dikkatli olmalıyız. Jeopolitik böyle işlemez. Şu anda Amerika’nın çevresinden dolanan bağlantılar kuruluyor, ilişkiler geliştiriliyor, anlaşmalar bağlanıyor ve bunların katılımcılarının yönlerini değiştirmesi için herhangi bir neden yok.

Asya, Ortadoğu ve Afrika’ya sermaye akışları daha da genişleyecek. Afro-Avrasya alanındaki birçok ülke Amerikan hazine bonosu alımlarını, ya Asya’yla ticaretleri artarken ABD ile azaldığı ya da meta fiyatları düştüğü ve bütçelerini dengelemek için sermaye çekmeye ihtiyaç duydukları için, azaltmış bulunuyor.

Bunlar, Amerika politik çevrimlerinin üzerlerinde Amerikan medyasının inanmamızı istediğinden çok daha az etkisi olduğu yapısal değişimler. Belki de bir sonraki ABD başkanının dünyayı kurtarmaya çalışmak yerine Amerika’yı kurtarmaya odaklanması gerekecek.

Kaynak: Politico Magazine/Prag Hanna

Yorum bırakın

Filed under Optimist, Optimist Newsletter, Politika