Tag Archives: Networking

Networking kitabının ingilizce baskısı “The Art of Networking”

networking_eskiyeni_bloggorsel.jpg

Networking – Ertuğrul Belen

Dünyada istediğiniz herkesle tanışabileceğinizi bilseniz hayatınız nasıl daha farklı olurdu? Tanımadığınız insanlarla nasıl rahatlıkla tanışabilir ve işbirliği yapabilirsiniz?

The Art of Networking – Ertuğrul Belen

How would your life change if you could meet anyone in the world you like? How can you meet new people and establish cooperation with them?

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Girişimci Kitaplığı, Kişisel Gelişim, Optimist, Reklam ve Pazarlama, Satış ve Pazarlama, Yönetim - Liderlik, Şirket İçi Eğitim, İnsan Kaynakları

THE ART OF NETWORKING

Did you know that 70% of the new business players have emerged through the power of networking?
Furthermore, such cooperations only get established after the fifth meeting or encounter. In other words, this process requires effort, ambition, time, and most importantly a network.
There’s more! It has been scientifically proven that every individual is acquainted with 200 other people and, with the “Six Degrees of Separation” concept, you can actually reach anyone you like. Your contacts and their network can open up brand new horizons for you, as you have a 63% higher chance of succeeding at a meeting with a reference from someone in your network.
It’s completely in your hands to reach whoever you want to meet, and even do business with them, as long as you know the right people.

HOW WOULD YOUR LIFE CHANGE IF YOU COULD MEET ANYONE IN THE WORLD YOU LIKE?
HOW CAN YOU MEET NEW PEOPLE AND ESTABLISH COOPERATION WITH THEM?
The first book about Networking in Turkey includes striking real life stories from Ertuğrul Belen, who has helped over 50,000 professionals and entrepreneurs with his Meet, Introduce and Get Recognized™ methodology, and through BNA Speed Networking™ events.
The Art of Networking: Meet, Introduce and Get Recognized emphasizes the significance of designing your professional and social life through relationships in your network, in order to achieve your goals. It demonstrates that it is only possible to reach your goals through strong connections, and teaches you to Meet, Introduce and Get Recognized™ as part of this process. The book deals with a variety of networking topics: Communication, body language, effective speaking, business development, career planning, sales techniques, motivation, human resources and leadership… But what renders “Networking Vision” unique among other similar techniques is that you’ll feel and observe an immediate and significant change in your life if you apply what you already know and what you read in this book, at the right time and place, and more importantly through the right network.

the_art_of_networking_K2.jpg

Yorum bırakın

Filed under Optimist, Satış ve Pazarlama, Strateji, Yaşam Kültürü, İş - Yönetim

Duygusallığın İş Dünyasında Yeri Var mı?

Duygusal Zekâ
Yazı: Ertuğrul Belen

Optimist Kitap sponsorluğunda Ertuğrul Belen’in kaleme aldığı İş Dünyası, Girişimcilik & Networking yazı serisi 4. bölümünde gündem: Duygusal Zekâ

Not: Yazı Serisinin 3. Bölümü Girişimcilik İklimi dergisinde yayınlanacaktır.

Özellikle ülkemiz iş dünyasında vakalardan ziyade sloganlara bayılıyoruz; mesela “iş dünyasında duygusallığa yer yok!” gibi. Ya da internette kol gezen yüzlerce “en çok sevilen sözleri” paylaşan siteler, bunun en güzel örnekleri arasında yer alıyor.
Bu makale için duygusallık, duygular, duygusal zekâ ve iş dünyasıyla ilgili araştırırken birçok sitede karşılaştığım Robert Hervey Cabell‘in söz sahibi olduğu yazılan şu cümleler dikkatimi çekti:
“İş hayatını seviyorum çünkü rekabet var; çünkü kelimeler yerine yapılanlar ödüllendirilir. İş hayatını seviyorum çünkü ciddiyet ister ve bügünün işiyle uğraşırken yarını düşünmeme fırsat vermez. İş hayatını seviyorum çünkü düzeltmeye değil yapmaya çalışır; çünkü bencilcedir, iki yüzlülüğe ve duygusallığa yer yoktur. İş hayatını seviyorum çünkü hatayı, uyuşukluğu verimsizliği cezalandırıp; elinden gelen her şeyi ortaya koyanları fazlasıyla ödüllendirir. […]Son olarak, iş hayatını seviyorum çünkü her gün taze bir maceradır.”
Büyük resme baktığınızda R.H.Cabell’in sözleri etkiliyor. İş dünyasının aslında herkese hak ettiğini verdiğini ve belki bir iç adeleti olduğunu savunuyor.
Başka bir bakış açısıyla, gerçekten iş dünyasında duygusallığa yer yok mudur?
Peki gerçekten öyleyse, nasıl olur da Daniel Goleman‘ın aralarında Lucent Technologies, British Airways ve Credit Suisse gibi firmaları da kapsayan 188 firmayla yaptığı araştırma aksini söyleyebiliyor: “Mükemmel performansın bileşenleri olarak teknik becerilerin, IQ düzeyinin ve duygual zekânın oranını hesapladığımda, duygusal zekânın bütün kademlerindeki görevler açısından diğerlerinin iki katı kadar önemli ortaya çıktı.”
Üstelik Goleman birçok duygusal zekâ araştırmasındaki gibi sadece liderlik koltuğunu hedef alan yöneticileri değil, üç temel yetkinlik grubunu kapsayan geniş bir kitleyi analiz ederek bu sonuca varıyor. Bunlar:
1- Muhasebe ve iş planlaması gibi teknik beceriler,
2- Analitik akıl yürütme gibi bilişsel yetiler,
3- Başkalarıyla birlikte çalışabilme ve değişime önclük etmede etkinlik gibi duygusal zekâ içeren yetkinlikler.
Duygusallık ve duygusal zekâ aynı kavramlar olmasa da paydalarının duygu olduğu bir gerçek.
Yani, 21.yüzyılda duygusallık, duyguların akıllı yönetimi ve elbette duygusal zekâ iş dünyasında önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.
Öyle ki, McClelland küresel gıda ve meşrubat şirketinin çalışanlarıyla gerçekleştirdiği “duygusal zekâyı” geliştirme süreci, %20’yi aşan performans artışıyla sonuçlanmış.
Belki duygusal zekânın (EQ – Emotional Intelligence) kazanımlarına bu kadar somut değinen Goleman için EQ bileşenleri nedir?
Harvard Business Review Esaslar kitabındaki 10 konudan biri arasında yer alan duygusal zekanın tanımı ve bileşenleri bana 80’lerin vazgeçilmez çizgi filmi Voltran’ı hatırlattı: Beş aslanın bir araya gelmesinden oluşan dev robotu temsil eden Voltran çizgi filmini, iş dünyasındaki benzetmelerimde sık sık kullanırım. (Not: Sabancı Üniversitesi’nde bir sunumumda yeni nesil öğrencilerin Voltran çizgi filmi hakkında hiçbir fikri olmadığını fark ettiğim günden beri Transformer’ları kullanmayı tercih ediyorum.
İşte, iş dünyasında duygusal zekânın beş Goleman bileşeni:
Beş Goleman Bileşeni
Özetle, her bileşen için öncelikle kendinize basit ama bir o kadar net şu soruları sormalısınız:

Öz-bilinç:
Kendinize güveniyor musunuz?
Gerçekçi bir şekilde hayatınızı değerlendirebiliyor musunuz?
Kendinizi bağışlayan bir mizah duygusuna sahip misiniz?
Kendini Ayarlama:
Güvenilir ve dürüst müsünüz?
Belirsizlik karşısında rahatlığınızı koruyabiliyor musunuz?
Değişime açık mısınız?
Motivasyon:
Güçlü başarı dürtünüz var mı?
Başarısızlık karşısında bile iyimserliğinizi koruyabiliyor musunuz?
Kuruluşunuza sadakatle bağlı mısınız?
Empati: 
Yetenekli kişileri geliştirmeyi ve elde tutmayı başarabiliyor musunuz?
Kültürel farklılıklara duyarlı mısınız?
Müşteri ve alıcılarınıza hizmet ediyor musunuz?
Sosyal Beceri:
Değişime öncülük ediyor ve uyum sağlıyor musunuz?
İnandırıcı mısınız?
Ekip kurma ve yönetmede uzman mısınız?
Tahmin edebileceğiniz gibi yukarıdaki sorulara siz, ortaklarınız ve ekibiniz ne kadar çok “evet” cevabı verirse o kadar yüksek bir EQ anlamına geliyor.
Tabi “hayır”lar da farkındalık ve iyileştirme için bir fırsat demek oluyor. Bireysel ve dolayısıyla kurumsal EQ’nun artması için her safhada sorulması gereken diğer önemli bir soru da “nasıl”dır.
Voltran aslanlarına ve EQ sorularına sade bir “evet” yanıtı yetmez. “Evet ama Ben bunu nasıl yapıyorum? Ya çevremdeki diğerleri? Normal bir günde nasıl yapıyoruz? Ya işlerin yoğun olduğu dönemlerde? Daha iyi nasıl olabilir?” gibi sorularla istikrarlı bir EQ vizyonu oluşturmak şart.
Bu yazıyı dünyanın en ünlü inovasyon gurularından biri olarak anılan Clayton Christensen’in “Olmak İstediğim İnsan” kitabından bir sözüyle tamamlamak istiyorum:
Gölgeye ihtiyacınız varsa fidan ekin.
İş dünyasında birçok fidanı aynı anda ekip, hiçbirini doğru düzgün sulamayan insan ve kurumlarla karşılaşıyoruz. Duygusal zekâsı yüksek çalışanlar ve firmalar, ne kadar gölge istediklerini önceden karar verip ona göre fidan ekeceklerdir. Fazlası güç kaybı, azı ise başarısızlık hissine sebep olacaktır.

Yorum bırakın

Filed under Optimist

Bermuda Girişimcilik Üçgeni

Yazı: Ertuğrul Belen
İş Dünyası, Girişimcilik & Networking Ertuğrul Belen Yazı Serisi Bölüm 2 powered by Optimist Kitap

Özellikle 1980’li yıllarda Bermuda Şeytan Üçgeni bir fenomen haline gelmişti. Atlantik Okyanus’u açıklarındaki üçgen şeklindeki bölge içerisine giren gemiler ve uçaklar kayboluyordu. Manyetik olduğu ve pek çok insan tarafından “doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı” olarak düşünülüyordu.

Gazete eklerinde oyunu satılacak hale gelen bu popüler üçgeni yıllar içerisinde unutmuştum. Ta ki girişimcilik ekosisteminin içinde aktif rol oynamaya başlayana kadar…

Türkiye’de Etohum Yatırım Kulübü ve yurtdışında Startup Week & Pioneers Festival gibi platformlarda yüzlerce girişimciyi dinleme ve birebir çalışma fırsatını bulmuştum. Neredeyse kuruluş itibarıyla Etohum’da girişimcinin yatırımcıya sunum eğitimlerini tasarlamıştım. Her yıl verdiğim bu eğitimlerde girişimcinin göz bebeği girişimini kısa bir sürede ve etkili nasıl anlatacağını uygulamalı olarak aktarıyordum.

Gerek girişimci buluşmaları gerek Global Girişimcilik Haftası İcra Kurulu üyeliğim sırasındaki etkinliklerde girişimcilerden farklı sorular geliyordu. Bu doğrultuda Embryonix Taylan Demirkaya ile birlikte Girişimciliğin Altın Kuralları kitabını yayınlamıştık.

Bermuda Girişimcilik ÜçgeniGirişimcilerin soruları arasında bir tanesi vardı ki, işte ona Bermuda Girişimcilik Üçgeni adını vermek zorunda kalmıştım. Bu da İş Fikri, İş Planı ve İş Modeli arasında önceliklendirme yapamayan ve kaybolan girişimcileri temsil ediyordu.

Bir tanesine sahip olan kendini herşeye sahip sanıyor, hatta girişimini hayata geçirmeye kalkıyordu. En kötüsü de sadece iş fikriyle yetinen girişimcilerdi.

John Kotter “Fikir Nasıl Satılır” kitabında bu durumu destekleyen harika bir gözlemine yer veriyordu:

“Sorun, günümüzde iyi fikirleri ortaya çıkarmak için düşünce ve eğitime yapılan yatırımın, bu fikirlerin nasıl hayata geçireleceği konusunda verilen bilgi ve eğitimden çok daha fazla olmasıdır. Örneğin, iş dünyasında son yirmi yılda strateji alanında büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Oysa strateji uygulama alanında çok daha az ilerleme yaşanmıştır.”

İşte tam bu noktada da İş Planı ve İş Modeli devereye giriyor.  Anlık heyecan veren bir düşünce, iş fikrinden öteye geçemez. Bunu iş planıyla detaylandırmak ve iş modeliyle de para kazanır hale getirmek girişimcinin başarısında esastır.

Bazı girişimcilerin kendi iş fikirlerine o kadar körü körüne kapıldıklarını görüyorum ki “belki bir benzeri vardır” diye araştırmaya dahi tenezzül etmediklerini görüyor ve çok üzülüyorum.

Bir keresinde benimle iş fikrini paylaşan ve “Dünya’da bir ilk olarak” tanıtan girişimciye, kontrol etmesi için 3 tane benzer proje ismi verdiğimde ki tepkisini ölene kadar unutamam. Normal şartlarda aktardığım bilgiye mutlu olması gerekirken bana ertesi gün email atmış ve “hocam, hayallerimi yıktınız.” demişti.

İş modeliniz bir “ilk” olmak üzerineyse, aman diyeyim Google diye bir araştırma motoru olduğunu en azından siz unutmayın.

Aslında sırasıyla iş fikri, iş planı ve iş modeli üçlüsünü ateş, barut ve oksiyen üçlüsüne benzetebiliriz.

Öyle ki iş fikri yani ateş yalnız başına yetersizdir. Ancak iş fikri iş planıyla yani ateş barutla bir araya getirildiğinde çarpan etkisi yaratacak bir güç haline gelir.

Önemli bir başka gerçek vardır ki, havadaki oksijen olmadan da ateş barutu tetikleyemez. Ortam kritiktir. Bu durum nasıl para kazanacağı belli olmayan ve iş modeli belirsiz bir fikrin en iyi iş planıyla bile başarısız olması gibidir.

İş fikri, iş planı ve iş modeli arasındaki bu önemli ilişkiyi fark eden her girişimci başarı yolunda önemli bir adım atmış sayılabilir.

Bir sonraki yazımda girişimcinin İş Modeli oluşturma tekniklerine yer vereceğim. O zamana kadar iş fikrinize mukayyet olun, oksijensiz yola çıkmayın.

Yorum bırakın

Filed under Optimist

Sessiz ve Sakinler de İş Dünyasında Kazanabilir mi?

Yazı: Ertuğrul Belen

Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir, özellikle de insanlar. Hayatın her noktasında, eğitim sisteminden iş dünyasına, insanlar iki kategoriye sokulurlar: içedönükler ve dışadönükler. Daha da kötüsü buna göre ödüllendirilir ve cezalandırılırlar.

İş Dünyası, Girişimcilik & Networking Ertuğrul Belen Yazı Serisi Bölüm 1 powered by Optimist Kitap

En çok satan iş kitaplarına bakın. (1) Neredeyse hepsi harekete geçmek, aksiyon almak ve dışadönük olmakla ilgili. Günümüz iş dünyasında başarı, artık çoğunlukla enerjisini dışa yansıtabilen insanlarla bağdaştırılmış durumda: etkili konuşanlar, kitleye hitap edenler, ikna yetenekli popüler kişilikler, konferansları kaçırmayanlar, vb.
Kitaplar
Öyle ki bu eserler arasında kendi kitabım Networking: Tanışma, Tanıştırma ve Tanınma Sanatı da bulunuyor.

Peki gerçekten sadece dışadönükler mi başarılı olur? Yapısı itibariyle sessiz ve davranışlarıyla sakin olanlar da hayat yarışında kazanabilirler mi?
Bu soruların cevabını, yıllardır verdiğim konferanslar, danışmanlık yaptığım firmalar ve birebir çalıştığım profesyonellerde gözlemliyorum. Hatta Networking kitabımda motivasyonel konuşmacılarla yapılan bir araştırmaya yer vermiştim.  Binlerce kişiye konuşma yapan bu profesyonel konuşmacıları yakından incelediklerinde bir sürprizle karşılaşmışlar: %70’e yakını birebir ilişkilerde çekingen ve sessiz çıkmış. (2)
Yani aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir, özellikle de insanlar. Hayatın her noktasında, eğitim sisteminden iş dünyasına, insanlar iki kategoriye sokulurlar: içedönükler ve dışadönükler. Daha da kötüsü buna göre ödüllendirilir ve cezalandırılırlar.
Yazının devamı için linke tıklayınız: http://bit.ly/sessizvesakin

Yorum bırakın

Filed under Optimist

Networking Hakkında Ne Dediler?

“Networking kitabı insan tanımanın da bir sanat olduğunu bizlere gösteriyor.”

Endeavor Türkiye

“İş dünyasında ikili ilişkilere yatırım yapmak başarıyla başarısızlık arasındaki çizgiyi belirliyor. Bu kitap ilişkilerini geliştiremeyenlere yol gösterecek.”

Erkan Güral, Kütahya Porselen & TÜGİK Yönetim Kurulu Başkanı

“Bu eser Networking konusunda Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor. Satış ekiplerini güçlendirmek isteyen hiçbir firma yanından eksik etmemeli.”

İnanç Kabadayı, Egeyapı Yönetim Kurulu Başkanı

“Tüm kadın girişimcilere yeni ufuklar açacak vazgeçilmez bir rehber.”

Hatice Güner Kal, TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı

“Bu kitaptaki Networking tekniklerinden Etohum kampına katılan Wall Street Journal dahi etkilendi. Tanınmak isteyen girişimcilerin pusulası niteliğinde!”

Burak Büyükdemir, Etohum Kurucusu

Yorum bırakın

Filed under Optimist

“Networking” (ekim’12)

Yazar: Ertuğrul Belen

Tanımadığınız insanlarla nasıl rahatlıkla tanışabilir ve işbirliği yapabilirsiniz?

Girişimciliğin Altın Kuralları ortak yazarı Ertuğrul Belen’den, dünyada son dönemde başarının formülü olarak bilinen, Networking’le ilgili Türkiye’de yazılan ilk eser.

Networking kitabı, iş dünyası ve sosyal yaşantınızı hayalleriniz doğrultusunda, ilişkilerle tasarlamanın önemine dikkat çekiyor. Hedeflerinize, ancak diğer insanlarla kurduğunuz güçlü bağlantılarla ulaşabileceğiniz fikrini ve bu süreçte Tanışma, Tanıştırma ve Tanınmanın inceliklerini ele alıyor. Networking bugüne kadar duyduğunuz pek çok şeye temas ediyor; iletişim, vücut dili, etkili konuşma, iş geliştirme, kariyer planlama, satış teknikleri, motivasyon, insan kaynakları, liderlik… Networking’i farklı kılansa; tüm bildikleriniz ve bu kitapta yeni duyacaklarınızı, doğru zaman, doğru mekân ve en önemlisi doğru çevreyle değerlendirdiğinizde yaşamınızda hemen hissedeceğiniz değişim olacak.

Networking kitabı, insan tanımanın da bir sanat olduğunu bizlere gösteriyor.” – Endeavor Türkiye

Yazar hakkında detaylı bilgi için: www.networkingakademi.com

(Detaylı bilgi için lütfen kapak görseline tıklayınız)

Yorum bırakın

Filed under İş - Yönetim