Gürültücü Kalabalığa İnat Sakin Kalabilenlerin Öyküsü

Dışadönüklük, muazzam cazip bir kişilik tarzı ama bunu ayak uydurmak zorunda hissettiğimiz baskıcı bir standarda dönüştürdük.

Oysa sakinler olmasaydı dünyanın nelerden mahrum kalacağına bir bakın: Yerçekimi teorisi, izafiyet teorisi, Chopin’in noktürnleri, Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’si, Peter Pan, 1984 ve Hayvan Çiftliği, Charlie Brown, E.T., Google, Harry Potter…

Susan Cain, konuşmadan duramayan bir dünyada içedönüklerin gücünü, -birçok farklı otorite tarafından hazırlanan- 2012’nin en çok okunan kitapları listelerinde birinciliğe doymayan kitabı Sakinler de Kazanır’da (Quiet) tüm dünyaya anlatıyor.

Fast Company tarafından belirlenen 2012’nin en iyi 12 iş kitabı arasında birinci sırada bulunan Sakinler de Kazanır ayrıca Goodreads.com‘un okur oylarıyla kazananı belirlediği Best Book of 2012 – Goodreads Choice Awards‘ın da galibi oldu. People dergisinin de 2012’nin en iyi kitabı olarak belirlediği Sakinler de Kazanır, Ekim 2012’de Türkçede yayınlandı.

“Paco Underhill” Olmak

Türkçesi Ocak 2012’de Neden Satın Alırız? ismiyle Optimist Kitap tarafından yayınlanan ve tüm dünyada 27 dile çevrilip 60 milyon okura ulaşan Why We Buy‘ın yazarı Paco Underhill, ikinci kitabı What Women Want – Kadınlar Neden Satın Alır?‘la (Optimist Kitap, Eylül 2012) yeniden okurunun karşısına çıkıyor.

 

Peki, sıra dışı yaklaşımıyla alışveriş dünyasının baş aktörlerinden biri olan Paco Underhill kimdir?

 

 

 

Jeffrey Hollender Sorumluluk Devrimi’ni Anlatıyor:

 

“Bir yandan gerçek bir değişim istiyoruz; öte yandan geçmişten farklı bir gelecek olasılığı hiç yok diye korkuyoruz. Sonuç olarak, daha iyi bir yolda ilerleme konusundaki ortak kararlılığımız önemli bir güç kazanamıyor. Bu gidişatı yalnızca iki şeyin değiştirebileceğini görüyorum. Gelecek için statükoculuktan daha ilham verici farklı bir vizyon ve bunu daha ileriye taşıyacak fikir birliği. Bu nedenle sanırım Jeffrey Hollender ve Bil Breen’in bu yeni kitabı için daha uygun bir zaman olamazdı.”

– Peter Senge

Brandwashed Ne Anlatıyor?

Tüketim kültürünün önümüze yığdığı tüm baştan çıkarmalara karşı koymak mümkün mü?

“İngiltere’de anti-tüketimciliği savunan bir hareket var. Adı ‘Yeter’ (‘Enough’). Hareketin öncüleri, toplum olarak aşırı miktarda ‘mal’ tükettiğimize ve bu aşırı tüketim odaklı kültürün, gezegenimizin başına musallat olan yoksulluk, çevre kirliliği ve bireyin yalnızlaşması gibi sosyal belaların kısmen sorumlusu olduğuna inanıyor. Yeter, insanların kendilerine şunları sormasını istiyor: ‘Ne kadar yeter?’, ‘Daha az şeyle ve daha hafif bir hayat nasıl yaşanır?’ ve ‘Kendimizi iyi hissetmek için alışverişe nasıl daha az bağımlı olabiliriz?’

Yeter ile hemfikirim. Profesyonel bir pazarlamacı olabilirim ama sonuçta ben de tüketiciyim. Yirmi yıldan uzun bir süredir marka savaşlarının en ön cephesinde vuruşan biri olarak kapalı kapılar ardında dünyanın en büyük şirketlerinin CEO’ları, reklam müdürleri ve pazarlama üstatları ile sayısız saatler geçirdim. Şirketler ve onların cingöz pazarlamacı ve reklamcılarının, ruhumuzun derinliklerindeki korku, rüya ve arzularımızı oltaya getirmek için uyguladıkları, markalarını ve ürünlerini satın almaya bizi yönlendirmeyi hedefleyen o psikolojik hile ve entrikaların hepsini gördüm ve kimi zaman bunlardan son derece rahatsız oldum…”

– Martin Lindstrom, Brandwashed

Ray Poynter : İnternet ve Sosyal Medya Üzerine…

“İnternet, dünyamızı kökünden değiştirdi. Bu, tüm dünyaya anında yayın yapma olanağı, bir enformasyon toplama ve yayma mekanizması; ırk, din, politik tercih, sosyal katman ya da coğrafi yerleşim ayırımı yapmaksızın bütün bireyler arasında bir etkileşim ve işbirliği mecrasıdır.

İnternet son yirmi yılın hemen hemen tüm kayda değer teknolojik gelişmelerinin (dizüstü bilgisayarlar, akıllı telefonlar, GPS sistemleri) ‘ilham perisi’ olmuş, bocalayan pek çok sektöre (oyun, seyahat ve yayıncılık gibi) taze soluk getirmiştir. Ayrıca online topluluklar oluşturma ve yönetme üzerine yepyeni sektörlerin doğmasına önayak olmuştur. Bilgisayarları birbirine bağlama aracı olarak alçakgönüllü bir başlangıçtan, şimdi etkileri tüm toplumu saran bir noktaya gelmiştir…”

 

– Ray Poynter